AKİT MENÜ

Medya

Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 19 Temmuzlardaki gazete manşetlerini yorumladı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, geçmiş 19 Temmuzlardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Sözcü paçavrasının 19 Temmuz 2013 tarihli “Zoraki iftar zoraki eğitim bu da sopalı ders” başlıklı haberini yorumlayan Karahasanoğlu, “İş arkadaşları arasında yapılan, hiçbir resmiyeti olmayan iftar davetini bakanlığa yıkmak ilk yalanları... Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen bir tane örnek gösteremedikleri “zorla imam hatipe öğrenci kaydetme” ikinci yalanları... Tahtadaki harfleri göstermek için kullanılan sopayı “Eli sopalı imam” diye, neşeleri yüzlerinden okunan öğrencileri “sopa korkusuyla ders işliyorlar” diye göstermeleri de üçüncü yalanları... Mesleğin yüz karaları!” dedi.

1

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, geçmiş 19 Temmuzlardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Sözcü paçavrasının 19 Temmuz 2013 tarihli “Zoraki iftar zoraki eğitim bu da sopalı ders” başlıklı haberini yorumlayan Karahasanoğlu, “İş arkadaşları arasında yapılan, hiçbir resmiyeti olmayan iftar davetini bakanlığa yıkmak ilk yalanları... Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen bir tane örnek gösteremedikleri “zorla imam hatipe öğrenci kaydetme” ikinci yalanları... Tahtadaki harfleri göstermek için kullanılan sopayı “Eli sopalı imam” diye, neşeleri yüzlerinden okunan öğrencileri “sopa korkusuyla ders işliyorlar” diye göstermeleri de üçüncü yalanları... Mesleğin yüz karaları!” dedi.

2

Taraf, 19 Temmuz 2012. “Büyük Türkiye yalan.” Mehmet Bekaroğlu, “Geçmem” dediği CHP’ye Genel Başkan Yardımcısı bile oldu. “Hayal, yalan” olarak gördüğü “Büyük Türkiye” bütün dünyaya tavrını koydu, Ayasofya’yı açtı... Şimdi söylesin Bekaroğlu, “yalan” mıymış, “hayal” miymiş, "Büyük Türkiye"?

3

Sözcü, 19 Temmuz 2013. “Zoraki iftar zoraki eğitim bu da sopalı ders.” İş arkadaşları arasında yapılan, hiçbir resmiyeti olmayan iftar davetini bakanlığa yıkmak ilk yalanları... Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen bir tane örnek gösteremedikleri “zorla imam hatipe öğrenci kaydetme” ikinci yalanları... Tahtadaki harfleri göstermek için kullanılan sopayı “Eli sopalı imam” diye, neşeleri yüzlerinden okunan öğrencileri “sopa korkusuyla ders işliyorlar” diye göstermeleri de üçüncü yalanları... Mesleğin yüz karaları!

4

Taraf, 19 Temmuz 2013. “Uludere’nin tek mahkumu.” Ahmet Altan meydan okuyor, “Yazık sana, şu düştüğün hale bak, milletin yiğidiydin, devletin oyuncağı oldun. Bir de kalkmış bizim gazeteye laf ediyorsun, ‘bizim gazetenin arkasındakileri, emelleri, amelleri biliyormuşsun’. Bu gazetenin ‘arkasındakilerle’, gizli emelleriyle, amelleriyle ilgili ne biliyorsan dürüst bir adam gibi lafı dolaştırmadan açıkla. Açıklayamazsın çünkü yalan söylüyorsun” diyordu... Şimdi 15 Temmuz'dan bir gece önce müjdelediği(!) darbe başarısız olunca, cezaevine giren Ahmet Altan, ne der acaba? Erdoğan'ın değil, sokaktaki adamın bile artık bildiği, "Taraf, CIA ile iş tutan gazetedir" gerçeğini, kime söyletmemizi ister acaba?

5

Bugün, 19 Temmuz 2013. “Yassıada'da eğlence turizmi bizi yaralar." FETÖ'nün Bugün gazetesi, alttan alta, muhalefeti körüklüyor. Yassıada'yı Menderes'in yargılandığı ada olarak tarihe geçirecek adımı, sanki orda eğlence turizmi yapılacakmış gibi algı çalışmasıyla veriyorlar. Adnan Menderes'in gelini Ümran Menderes'i de, eleştiri yapmak üzere konuşturuyorlar. O kültür merkezi açıldı.. Ümran Menderes de, öve öve bitiremedi. Hain FETÖ'cülere de, bu ahlaksız başlık suç olarak yazıldı.

6

Cumhuriyet, 19 Temmuz 2013. “Nereye kadar gizleyeceksiniz.” O da yalan da, diyelim ki adli suçluların arasına konuldular, gezi isyanında polis aracını yakan çapulcuyu, hırsızı nereye koyacaksın? Hadi hepsini geçtik, nezaretteki şüpheliye arama yapılmadan paket ulaştırabilmek için polisle kavgaya girişen avukatlara mı inanacağız, yoksa devlete mi?

7

Sözcü, 19 Temmuz 2014. “Erdoğan'a oy vermek parçalanma demektir." Ulusalcılık yaparak okur tutmaya çalışan Sözcü'de ilkesizliğe bakın. En tepede, "Erdoğan'a oy vermek, parçalanmak demektir" diyen Şükrü Elekdağ'ı konuşturuyorlar. Manşete ise, Elekdağ'ın her zaman için, "İlişkileri geliştirmeliyiz" dediği İsrail ile ticaretin arttığı yalanını uydurarak, yine Erdoğan'a küfretmeye kalkıyorlar.. O ticaret, İsrail ile değil, Filistinlilerle beyler.. Filistin bağımsız devlet olmadığı için, ticaret İsrail ile yapılmış gibi görünüyor.. Kaldı ki, şu an Arap ülkeleri bile İsrail ile "Al takke ver külah" ilişkiler içinde iken Türkiye hangi atakları yapıyor, tüm dünya biliyor.. Hani Türkiye nutuk atıyordu? Libya ile yaptığımız anlaşma, İsrail'e tokat değil mi? Sisi ile masaya oturmama, aslında İsrail'e de tokat değil mi? Ve dönelim Elekdağ'a, soralım kendisine: "Ne oldu, Türkiye, Erdoğan'a oy verdi? Bölündük de, bizim haberimiz mi yok acaba?"

8

Zaman, 19 Temmuz 2014. “HSYK’dan ‘kumpas savcısı’na inceleme.” FETÖ'cü hain Zaman gazetesinin, “Kumpas” dediği, darbeden 2 yıl önce “Bunlar örgütlü suç işliyor, bir araştıralım” diyen savcının talebi.... FETÖ'cü hainler, HSYK'yı bile ele geçirmişler, FETÖ'yü soruşturacak savcıları susturmak için, böyle soruşturma açıyorlar.. Ve o HSYK'ya destek çıkan CHP'liler de, bugün utanmadan, "Biz FETÖ'ye hep karşı idik" diye ahkam kesiyorlar.

9

Zaman, 19 Temmuz 2015. “Sahurdan zindana zulmün 1 yılı.” Selam Tevhid diye örgüt uydurup insanları suçsuz yere hapse atanlar için böyle duygu sömürüsü yapıyorlardı... 1 yılmış, bunu söylediklerinde sizin kumpasınız yüzünden 15 yıldır içeride olan adam vardı... O bir yana, masada oturanların içinde en solda olan çekik gözlü bayan var ya.. O bayan, FETÖ'cü kocası Hüseyin kırkmaz ile birlikte, ABD'ye kaçtı. Kocaı itiraf etti, "*CIA'den 50 bin dolar aldım" diye. Nereden nereye? Bizde "sahur yemeği", ABD'de, "CIA'den rüşvet alarak, devlet yöneticilerine iftira atmak".. Allah sizin şerrinizden müslümanları emin kılsın! Koray Aydın'a ne demeli, "Sıfırlanan para ile, erken seçim yapılacak"mış. Erken seçim oldu mu? Oldu. Sonrasında referandum oldu mu- Oldu. Sonrasında cumhurbaşkanlığı seçimi oldu mu Oldu. Sonrasında mahalli seçim oldu mu, oldu.. Eee. ne oldu, nereden geldi paralar? Madem para ile seçim kazanılıyordu, sonraki seçimlerde, hangi para ile, AK Parti o seçimleri kazandı?

10

Cumhuriyet, 19 Temmuz 2015. “Poyraz Ali Silivri’de ne yapar.” Cumhuriyet, örgüt isminden bahsetmeden, bir çocuk-anne ilişkisinden bahsediyor. Sanırsınız ki, masum bir kadın cezaevine girmiş, kadının dramı, küçük çocuğuna da sirayet etmiş.. DHKP-C üyesi annesi düşünmüyor, örgüte giriyor, dışarıdaki babası düşünmüyor kadın ile ortak işler çeviriyor, bunlar da istiyor ki o küçük çocuğu devlet düşünüp anneyi tahliye etsin.... Siz şuna açık açık, “Çocuğu bahane edip de annesini serbest bıraktırabilir miyiz diye yoklama çekiyoruz” desenize...

11

Özgür Düşünce, 19 Temmuz 2016. “Büyük tasfiye” ve “Tehlikeli provokasyon.” “Bu kadar kısa zamanda bu kadar adam nasıl gözaltına alınır”mış... Daha önceki zamanlarda “Kumpas kuruluyor, fişleme yapılıyor” yaygarası da bunun içindi, “Nasılsa hepimizi tespit edip temizleyemezler, birbirimizi kurtarırız” hesabı yapıyorlardı... Hain darbeyi yaptılar, bu sefer de "Büyük tasfiye" diyerek, darbecileri kurtarmaya çalıştılar.. Unutmadık, darbecileri de, darbecilere cezalar verilirken "tasfiye" başlığı atanları da.. Avrupalı, Rus, ABD'li adamları konuşturup bir de darbecilerin gözaltına alınmasını eleştirmeleri yok mu.. Bu FETÖ'cüler tam evlere şenlik.. Sanıyorlar ki, ABD'li Kerry, Fetullah Gülen'i vermediği yetmiyormuş, Türkiye'yi eleştirince, darbeciler serbest kalacak. Darbeciler serbest kalmadı, kalmayacak..

12

Cumhuriyet, 19 Temmuz 2016. “Cadı avı başladı.” Bu ifade, 1600’lerin sonunda Amerika’da milleti “Cadı bu” diye yargılayıp öldürme saçmalığına atıfla kullanılır... “Cadı avı” lafı kullanırken güzel de, aslında gerçek dünyada ve dolayısıyla o avda “cadı” bulunmadığından, avlanan herkesin masum olduğu manasını da içerir... Kemalist Cumhuriyet, yıllarca tüm dindarları cadı gibi gösterdi, şimdi gerçekten cadı çıkan FETÖ avlanınca, "cadı avı'" diye savunmaya geçti.. Cumhuriyet okurları açıp okusunlar, utansınlar.. Gazetelerinden hicap duysunlar.. "Nefret" varmış, "karakolda işkence" varmış, "kamuda şüpheli tasfiye" varmış.. Hani utanmasalar, "Aslında darbe de yoktu" diyecekler! Diyecekler de, gazetenin içinden bir vicdanlı editör, şuraya gerçeklerden de bir bölüm ekleyelim demiş.. Orda darbeciler için şöyle yazıyor: 'Halka ateş açın' diye başladılar, 'kaçalık' diye bitirdiler!

13

Taraf, 19 Temmuz 2016. “Beyin takımı tutuklandı.” Taraf, yıllar yılı yaptığı yayınlardan böyle çark etmeye başladı ama, “Bizim alakamız yok” algısı oluşturmaya ömrü yetmedi...