AKİT MENÜ

Medya

Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 28 Ağustoslardaki gazete manşetlerini yorumladı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu8, geçmiş 28 Ağustoslardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Sözcü’nün 28 Ağustos 2013 tarihli “Ne yaptın Ahmet!” başlıklı haberini yorumlayan Karahasanoğlu, “Ahmet Davutoğlu acaba, sadece Erdoğan’ın yanında olduğu için 2013'lerde kendisine her fırsatta saldıranların, şimdi sadece Erdoğan’ın karşısında olduğu için el üstünde tuttuğunu fark edebiliyor mu? Veya Ahmet beye şimdi biz soralım, "Dün Sözcü'nün bu tehditlerine maruz kalırken, bugün aynı gazete tarafından el üstünde tutulmanı birlikte yorumlayıp cevaplar mısın: 'Ne yaptın Ahmet?'" ifadelerini kullandı.

1

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu8, geçmiş 28 Ağustoslardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Sözcü’nün 28 Ağustos 2013 tarihli “Ne yaptın Ahmet!” başlıklı haberini yorumlayan Karahasanoğlu, “Ahmet Davutoğlu acaba, sadece Erdoğan’ın yanında olduğu için 2013'lerde kendisine her fırsatta saldıranların, şimdi sadece Erdoğan’ın karşısında olduğu için el üstünde tuttuğunu fark edebiliyor mu? Veya Ahmet beye şimdi biz soralım, "Dün Sözcü'nün bu tehditlerine maruz kalırken, bugün aynı gazete tarafından el üstünde tutulmanı birlikte yorumlayıp cevaplar mısın: 'Ne yaptın Ahmet?'" ifadelerini kullandı.

2

Cumhuriyet, 28 Ağustos 2012. “Hatay’da işgal ordusu!” İşgalin “i”siyle ilgili tek bir tartışma bile yok ama, nasılsa “Ne alaka?” diye soran bir tane bile okur yok ki, at başlığı gitsin… Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınmış askerlerin olduğu kampa giremediler, kimliklerini ifşa edip Suriye’deki yakınlarını tehlikeye atamadılar da, günlerce böyle kıvranıp durdular… “Yapamadık” diye ağlayarak amaçladıklarını yapabilseydiler, Esed’den kaçacaklara “Bakın Türkiye’de de peşinizi bırakmayız, efendi gibi ne emir veriliyorsa yapın, Esed emir verirse sivili de öldürün” demiş ve görevlerini layığıyla yerine getirmiş olacaklardı, olmadı…

3

Taraf, 28 Ağustos 2012. "Apaydın kapkaranlık." CHP'lilerin basmak istedikleri Suriyelilerin kaldıkları kamp ile ilgili haber, FETÖ'nün soldan çarklı gazetesi Taraf'ta, "Apaydın kapkaranlık" başlığı ile haberleştirilmiş. Kamptaki işler gizlenmek isteniyor, algısı oluşturuyorlar.. Bir kamp, yeni oluşturulmuş, binlerce insan gelmiş, daha yeni dizayn edilirken, "İlla bugün kampı gezeceğim" demenin ne manası var? Bir hafta geçer, gider gezersin. nitekim sonrasında, istedikleri gibi gezdiler. Ama "Apaydın kapkaranlık" başlığı atanlar, bu başlık ile neyi gizlediler? Türkiye’de üniversite harçlarının kaldırıldığını gizlediler. Harçların kaldırılması, bir önceki gün öğle saatlerinde açıklanmış, “Parasız eğitim” diye yırtınan tipler tek satır bile haber verememiş… İşte tam da "Apaydın kapkaranlık", buna denir..

4

Sözcü, 28 Ağustos 2013. “Ne yaptın Ahmet!” Ahmet Davutoğlu acaba, sadece Erdoğan’ın yanında olduğu için 2013'lerde kendisine her fırsatta saldıranların, şimdi sadece Erdoğan’ın karşısında olduğu için el üstünde tuttuğunu farkedebiliyor mu? Veya Ahmet beye şimdi biz soralım, "Dün Sözcü'nün bu tehditlerine maruz kalırken, bugün aynı gazete tarafından el üstünde tutulmanı birlikte yorumlayıp cevaplar mısın: 'Ne yaptın Ahmet?' "

5

Cumhuriyet, 28 Ağustos 2013. “Kimyasal bulgu yok.” “Türkiye PYD/PKK’ya karşı kimyasal silah mı kullandı” diye yazmaktan utanmayan, hatta abartıp Gezi kalkışmasında polisin bile kimyasal silah kullandığını iddia etmekten çekinmeyen adamlar, sıra Esed’e gelince “Kullanmamış” diye aklama yarışına girmeyip ne yapacaktı?

6

Cumhuriyet, 28 Ağustos 2014. “Korkarak bıraktı.” Kemalist Cumhuriyet'in öngörüsü bu kadar işte.. 6 yıl önce “Parçalanacak” dedikleri AK Parti hâlâ yerinde, üst başlığa “Yargı ve cemaatten korkuyor” diye yazılan günlerde bu gazetenin has adamı olanlar (Can Dündar) o cemaatle işbirlikleri yüzünden yargıdan kaçıp yabancı ülkelere sığındılar… Ama kemalist gazete, hala aynı hayal ile uykuya dalıyor: "AK Parti parçalanacak." Yazık, bunlar da yıllardır böyle avunuyor işte…

7

Sözcü, 28 Ağustos 2014. “Sana hakkımızı helal etmiyoruz.” Hem “AKP’li yandaşların” diyor, hem de “Toplumu böldün” diye laf atıyor… Hem “17-25 Aralık operasyonlarını örtbas ettin” diye FETÖ’ye destek veriyor, hem “Askere kurulan kumpas” diye FETÖ’yü şikayet ediyor…

8

Taraf, 28 Ağustos 2014. “Türkmenlerin çığlığını Obama duydu.” Obama’nın yapmadığı operasyon bile “Çığlığı duydu” diye verilir, Erdoğan’ın aynı Türkmenlere yolladığı yardım TIR’ları “IŞİD’e silah gidiyor” diye çarpıtılır… Sorsan, “Biz gazeteciyiz” diyecekler yine… Ama CIA'nin işbirlikçisi oldukları, hain darbe girişimi ile anlaşıldı..

9

Zaman, 28 Ağustos 2015. "Basının susturulması, tehdit edilmesi kabul edilemez." Avrupa Parlamentosu'ndan bir eşbaşkan, böyle demiş. 17-25 Aralık darbesini yapmış, 15 Temmuz darbesine hazırlanan FETÖ'cülerin yayın organlarına yapılan operasyonları, Avrupalılar böyle yorumlamışlar. Basın susturulamaz, evet. Peki darbe yapılabilinir mi? Darbe yapanları, şimdi Almanya niye koruyup kolluyor? Almanya, Suriyeli göçmenleri kabul etmediği ülkesine, Türkiye'de darbe yapanları niye kabul etti? Şimdi o darbecileri niye Türkiye'ye iade etmiyor. Demek ki dert başka.. Dert, basın özgürlüğü değil, darbe özgürlüğü..

10

Sözcü, 28 Ağustos 2015. “Genelkurmay Başkanı’nın terörist ilan edildiği ülkede her şey olabilir.” Ne olabilir mesela Yarbayım? Bu sözlerin sahibi, o Genelkurmay Başkanı’nı terörist ilan edenlerin aslında haklı olduğunu söyleyebilir mi yıllar sonra? Niçin bunu söylüyorum? Kardeşi şehid olduğunda, ulusalcı takılan bu abi, şimdilerde FETÖ'cülerin KHK'larla mağdur olduğunu, onların aslında çok da kötü olmadıklarını iddia ediyor da, onun için..

11

Cumhuriyet, 28 Ağustos 2016. “OHAL’de ölçü kaçtı.” “12 Mart’ı yaşadım. 12 Eylül’ü hatırlıyorum. Kutuplaşma vardı. Çatışma vardı. Ama bu kadar insan hapse atılmadı.” Bu sözlerin sahibi, duyunca şaşırmayacağınız gibi, Kemal Kılıçdaroğlu… 12 Mart da, 12 Eylül de darbeciler amaçlarına ulaşmıştı Kemal Bey.. Darbe yapanları kim, nasıl tutuklayacaktı? Şimdi darbeciler başarısız oldu, haliyle tutuklanacaklar.. Meşru hükümeti eviren darbe ile, başarısız olan darbeyi hangi kafa ile kıyaslayabiliyorsun? Yoksa, Kemal bey, darbe yapanların affedilmesini mi istiyor? FETÖ'nün serbest kalmasını mı istiyor? Açık açık söylesin de, bizi merakta bırakmasın.