AKİT MENÜ

Gündem

Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 1 Ekimlerdeki gazete manşetlerini yorumladı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlui geçmiş 1 Ekimlerdeki gazete manşetlerini değerlendirdi Sözcü’nün 1 Ekim 2013 tarihinde “ANDIMIZ KALDIRILDI TÜRBAN VE ÇARŞAF SERBEST BIRAKILDI GERİSİ BOŞ!”başlığıyla servis ettiği haberi yorumlayan Karahasanoğlu, “Aynen öyle oldu… Yıllar yılı bu ülkeye dayattığınız ne varsa ortadan kaldırıldı… Mevzi kaybetmemek için yaptıklarınız boşa düştü… Bugün siz bile, “Biz aslında başörtüsüne karşı değiliz” diye laf çevirmeye başlamadınız mı? Kemal Kılıçdaroğlu utanmadan, “Başörtüsü sorunu bizim sayemizde çözüldü” demiyor mu? Size rağmen bu ülke daha özgür, daha medeni bir ülke oldu, gerisi boş! Ama şunu da söyleyelim.. Pes etmediniz. Alttan alta, “öğrenci andı”nı dayatmaya çalışıyorsunuz.. Hem de İyi Parti-HDP ittifakı ile bunu yapmaya kalkışıyorsunuz.. Bakalım, başarabilecek misiniz?” dedi.

2

CUMHURİYET, 1 Ekim 2012: “KONGRE BOYKOTU” “Türkiye’de bir zamanlar, bunlar mı tartışılıyormuş” diyeceğiniz bir manşet.. Kemal Kılıçdaroğlu, 2012’deki AK Parti kongresine Sözcü ve Cumhuriyet gibi gazetelerin çağırılmamasını “Basın tarihimizde örneği yok” diye nitelendirmiş… Komik adam vesselam… Yahu, bırak siyasi parti kongresini, bu ülkenin resmi kuruluşlarında bile, onlarca gazeteye akreditasyon uygulanmadı mı? Sizin adamlarınız, “Seçimin ertesi sabahı bu gazetelere el koyacağız” demedi mi? Daha bu sene bizzat Kılıçdaroğlu, bazı basın kuruluşlarına CHP’lilerin çıkmasını yasaklamadı mı, çıkanları partiden ihraç etmedi mi? Hala da o yasak sürmüyor mu? AK Parti’nin şu yaptığının, sizin yaptıklarınızın yanında esamesi okunur mu?

3

SÖZCÜ, 1 Ekim 2013: “ANDIMIZ KALDIRILDI TÜRBAN VE ÇARŞAF SERBEST BIRAKILDI GERİSİ BOŞ!” Aynen öyle oldu… Yıllar yılı bu ülkeye dayattığınız ne varsa ortadan kaldırıldı… Mevzi kaybetmemek için yaptıklarınız boşa düştü… Bugün siz bile, “Biz aslında başörtüsüne karşı değiliz” diye laf çevirmeye başlamadınız mı? Kemal Kılıçdaroğlu utanmadan, “Başörtüsü sorunu bizim sayemizde çözüldü” demiyor mu? Size rağmen bu ülke daha özgür, daha medeni bir ülke oldu, gerisi boş! Ama şunu da söyleyelim.. Pes etmediniz. Alttan alta, “öğrenci andı”nı dayatmaya çalışıyorsunuz.. Hem de İyi Parti-HDP ittifakı ile bunu yapmaya kalkışıyorsunuz.. Bakalım, başarabilecek misiniz?

4

CUMHURİYET, 1 Ekim 2013: “DEMOKRASİ SEN BEKLE” Çözüm süreci başlatılmış, yıllardır sürdürülen başörtü zulmü kaldırılma sözü verilmiş, Kürtçe TV sözü verilmiş, ama kemalist zorba Cumhuriyet, DHKPC’lilere özgürlük bekliyor olmalı ki, “Demokrasi sen bekle” diye manşet atmış.. Üniversitesine başörtülü öğrencinin gidemediği bir ülkeyi tahayyül edin.. Öyle bir ülkeyi tercih edenler, o özgürlüğün tanındığı yeni sistemi,”demokrasi değil, oy hesaplı değişiklik” diye mahkum ediyor.. Aynı sayfada, “Sivil polislerin hastanede Gedik’in odasına girerek gömleğini ve başka delilleri almaya çalıştığı öne sürüldü” ifadesine dikkat edin… Adamlar DHKP-C içinde adli tıp kurmuş olmalı ki, “Polis niye delilleri alıyor” diye soruyor… Sonra, o deliller kaybedildi… O deliller toplansa, belki de bu olayın failinin DHKP-C’li olduğu bile ortaya çıkabilirdi…

5

TARAF, 1 Ekim 2014: “ZORUNLUSUN USTA!” Dindar gibi kendilerini tanıtan FETÖ’cülerin çıkarttığı Taraf gazetesinde, din dersinin kaldırılması için verilen mücadeleye bakın ve FETÖ’nün nasıl bir ihanet şebekesi olduğunu anlayın.. AİHM’in kararını bile çarpıtmışlar.. AİHM hiçbir zaman “Zorunlu din dersini kaldırın” kararı vermedi, “Din dersini almak istemeyenlere, bu imkanı tanıyacak değişikliği yapın” dedi… Peki, Rıza Türmen bunu bilmez mi? Bilmesine bilir, hatta aynı AİHM’in başka ülkelerden açılan davalarda “Öğrenciyi karma yüzme dersinden muaf tutamazsınız, müfredatı tam takip etmezse topluma uyum sağlayamaz” diye karar verdiğini bile bilir, ama söylemek için azıcık da olsa insaf-vicdan gerekir!

6

ZAMAN, 1 Ekim 2014: “DÜN YETKİ VERDİM, CANIM İSTEDİ ALIYORUM OLMAZ” AK Parti kadrosu içinde çok önemli makamlara gelen Bülent Arınç, 17-25 Aralık darbesinden 10 ay sonar, FETÖ’cü dernek için, bu ifadeyi kullanıyor ve koruma yapıyor.. Haydi, sonradan yaptıı açıklama gereği, “Bülent bey amma da safmış” diyelim.. Fakat kendisini affettirmek için, en azından, bu sözlerini hatırlayıp, her biri için, ayrı ayrı “Ay benim saf kafam” demesi gerekmez mi?

7

SÖZCÜ, 1 Ekim 2014: “YENİ TÜRKİYE VİZYONDA” Kemalist Sözcü, aklı sıra uyanıklık yapıp, yumurtaya 10 yıl, mermiye 7 yıl ceza verildiği gibi bir izlenim oluşturuyor. Haberi okuyorsunuz.. Melih Gökçek’e yumurta atan kadına 10 yıl istenmiş.. Ceza verilmiş edğil., Sonrasında da hiç cezaevinde yatmamış.. Ama, sanki 10 yıl ceza verilmiş gibi algı oluşturuyorlar.. Mermide ise, istenen cezayı değil, verilen cezanın 7 yıl olduğunu yazıyorlar.. İlkesizlik, riyakarlık, yalancılık, bunların işi. Hemen yanındaki haberde ise, FETÖ’cülerin çıkarttığı Karşı gazetesine yapılan baskın eleştiriliyor. Ve Sözcü ekibi, böylece suçüstü oluyor. Hani Sözcü, FETÖ’cü olmadığını iddia ediyordu? Karşı gazetesine, niye böyle savunma getirmişler, acaba?

8

Cumhuriyet, 1 Ekim 2015: “21’İ ÇOCUK, 96 SİVİL CAN VERDİ” Kemalist Cumhuriyet, kendi adamlarının cinayetlerini, böyle başlığa çıkarıp, AK Parti’ye fatura etmeye çalışıyor.. İnsan Hakları Derneği, bugün de bir rapor hazırlasın.. Bugün de iktidarda aynı parti var. Cumhurbaşkanı yine Tayyip Erdoğan. Eğer sorun, Erdoğan ve AK parti kaynaklı ise, aynı sayıda çocuk ve sivil ölmesi gerekmez mi? Ama bakıyorsunuz, o sayılar sıfırlanmış. Ne çocuk ölüyor, ne de sivil, artık.. O zaman sorun, Erdoğan ve AK parti’de değil, PKK’da. Sorun, o tarihde devlete sızan FETÖ’de. Delili de, Cumhuriyet’teki hemen altta yayınlanan “Kaymakamdan vekile hakaret” haberinde.. Bir kaymakamın evine PKK bomba atmış. Veya öyle açıklanmış. Kaymakam, sosyal medyşada bunu duyurmuş.. HDP’li vekil, “pisliğini onunla temizleyemezsin” demiş.. Kaymakam da, şarjöre kurşun dolduran kadınların fotosu ile cevap vermiş.. Şimdi bakıyoruz, o kaymakam FETÖ’den mahkum olmuş. Karşısındaki HDP’li de, bir başka suçtan mahkum olmuş. Aslında bunların birbirlerinden farkları yok. Bunlar tasfiye edilince, ülkeye huzur geldi..

9

Bugün, 1 Ekim 2015: “EMEKLİLİK İÇİN YAŞ BEKLENMEYECEK” Beyefendi SSK’yı böyle batırmıştı… Nasıl olsa iktidara gelemeyecek, popülizmin zararı yok, en azından partideki koltuğunu kaybetmemek için dağıtıyor da dağıtıyor maşallah… Avrupa 65 yaşındaki emekliliği bile tartışır iken, beyefendi 40 yaşında emeklilik vaadinde bulunuyor..

10

Cumhuriyet, 1 Ekim 2016: “MECLİS’İN SAVAŞ SINAVI” Kemalist Cumhuriyet kafası için PKK’lıların teröristlikleri bile yeri gelince “direniş”tir ama, teröriste karşı devletin askerinin yaptığı “savaş”tır… Suriye’deki PYD’ye karşı operasyon için askere izin talebi, “savaş sınavı” diye manşete taşınmış. O izin verildi, asker operasyonu yaptı, gazetenin iddia ettiği gibi, “Ortadoğu’da adım adım bataklığa” palavrası da, gerçek çıkmadı.

11

Sözcü, 1 Ekim 2016: “YUNANİSTAN 17 ADAMIZI İŞGAL ETTİ” O adaları Lozan’da vememişiz de, sanki şimdi Erdoğan Yunan’a vermiş.. Erdoğan’ın, Türkiye’nin haklarını nasıl ölümüne savunduğunu, son 2 aydır Akdeniz’deki mücadelesini görüyoruz.. Ama Lozan’da verilen adaları, Erdoğan’a fatura etmeye kalkmaları yok mu, adamları soramız geliyor: “Lozan sözleşmesinde, o adaların Türkiye’ye ait olduğuna dair tek kelime gösterebilir misiniz? Gösteremiyorsanız, nasıl oluyor da, o adaların bizde olduğunu idida edebiliyorsunuz? Aynı Sözcü’de, “FETÖ’nün son kırıntıları saraya sızmış olabilir!” başlıklı yazı ile, Emin Çölaşan, her zamanki gibi, bir FETÖ karşıtı, bir FETÖ doostu olmayı sürdürüyor.. FETÖ’cüler gözaltına alındığında “Şimdi cemaati savunma zamanı” diye köşe yazan adam bu başlıkla bir şeyler söylüyorsa, ya Cumhurbaşkanlığı’na FETÖ’cü sızdırmaya çalışıyordur ya da Cumhurbaşkanlığı’nın son hamleleri FETÖ’yü rahatsız etmiştir… Sizce, hangisi acaba?