AKİT MENÜ

Gündem

Haydi açıkla Hayri bey! O açıklamaların sebebi ile, Özlem hanım seni tebrik etti mi?

Yeni Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, geçmiş 19 Ekimlerdeki manşetleri yorumladı. Sözcü gazetesinin 19 Ekim 2015 tarihindeki "İSLAMCILARIN ŞARTI 5'TEN 3'E DÜŞTÜ! MASA, KASA, NİSA" başlıklı haberini değerlendiren Karahasanoğlu, "Afferin sana Hayri bey.. İslamcıları tahkir ettiğin için, sabah akşam dindarlara küfreden Sözcü gazetesi, karşında göğüs dekoltesi ile oturan Özlem Gürses, sana tebriklerini sunmuştur. Ne kazandın, dindar insanların içinde üç tane-beş tane gösterebileceğin, ama laikçilerin içinde yüzbinlerce gösterebileceğimiz "makam, para ve kadın" konusunda eleştirilecek kişilerin, dindarların tamamının hastalığı gibi göstererek.. Laikçilerin içinde, bir tane bile "makam, para ve kadın" sorunu olan yokmuş da, sadece İslamcıların bu hastalıkları varmış gibi göstererek ne kazandın, başın göğe erdi mi, Hayri bey.. Karşında oturan hatuna sorabildin mi, "İslamcıları eleştiriyorum, kadın konusunda arızaları var. Ama siz de, Ekim ayının 18'inde, soğuk hava şartlarında, şu göğsünüze kadar inen çıplaklığınızın arkasında yatan amacı anlatabilir misiniz? Benim tişörtümün en alt düğmesi bile, sizin çıplak bıraktığınız yere denk geliyor. Buna rağmen, ben düğmelerimin üçünü iliklemişim, boynuma kadar kapalıyım.. Da.. Siz niye o boynunuzu ve altını açıkta bırakmışsınız?" Haydi açıkla Hayri bey, o açıklamaların sebebi ile, Özlem hanım seni tebrik etti mi? "Ne güzel konuşuyorsun hocam!" dedi mi? "Diyanet, iktidarın propaganda aygıtı haline getirildi" diyorsun da.. Daha bir ay önce, o Diyanet'i, karşındaki hatun ve gazetesi, "M. Kemal'in ismi hutbede okunmuyor" diye tahkir ettiğinde de, sen çıkıp "Diyanet, M. Kemal'in propaganda aygıtı haine getirilmek isteniyor" diyebildin mi?” ifadelerini kullandı.

2

SÖZCÜ, 19 Ekim 2012: "DARBEDE BİLE BASINA BU KADAR BASKI YOKTU" Darbecilerle her zaman kolkola olan Uğur Dündar, sanki darbe karşıtı imiş gibi "Darbede bile basına bu kadar baskı yoktu" diyor.. Sorsak bu adama, "Bir tek gün, gözaltına mı alındın, bir gece cezaevinde mi kaldın, hayatında yaşadığın bir baskıyı anlat" desek. Ne cevap verir? "Tısss"dan başka cevabı yok. Ama o, okulda namaz kılan öğrencileri hedef göstermiştir, başörtülü doktoru hedef gösterip, erkek hastasını ameliyat etmedi yalanının uydurmuştur.. Bir de kalkmış, "tüm iktidarların hışmına uğradım" diyor. Şöyle deseydin anlardık, "Tüm hortumcuların işçiliğini yaptım. Hortumcu Uzan'ın da. Hortumcu Dinç Bilgin'in de. Hortumcu Erol Aksoy'un da.." Sözcü'nün manşeti ise tam bir riyakarlık. Tam bir çarpıtma.. Erdoğan'ın, kimi zaman PKK için "görüşmem" dediğini, kimi zaman "görüşürüm" dediğini ileri sürüyor.. Haberi okuyorsunuz, Erdoğan'ın sözlerinin, "Kan duracaksa, MİT'e yarın İmralı'ya git, gerekeni yap, derim" olduğu ortaya çıkıyor. Ne çelişki var, bunda? "Kan duracaksa" şartı ile, İmralı'daki ile görüşme yapılacağını söylemek, şartsız görüşme yapmak anlamına mı geliyor? Yalancısınız Sözcü.. Riyakarsınız Sözcü..

3

TARAF, 19 Ekim 2013: "MİT, BAŞBAKANLIĞI GEÇTİ" Nasıl algı ama.. ABD'den talimat geliyor, "MİT müsteşarını tutuklatacaktık. Başaramadık. bari itibarsızlaştıralım" diyorlar. Buradaki emirerleri de hemen devreye giriyor.. MİT, Başbakanlığı geçmişmiş. Geçmesin de, TSK'da daha rahat yerleşin öyle mi? Darbe yaptığınız zaman, önceden haber alınamasın, öyle mi? Bir gün MİT, şunu geçti derler, bir gün Diyanet geçti derler.. Bunların hepsi, aynı algının değişik versiyonları.. Ne yaparsanız yapın, onlar "şu niye bunu geçti" diyeceklerdir, bundan emin olabilirsiniz.

4

CUMHURİYET, 19 Ekim 2013: UTKU KADI'YA BİTMEYEN KİN" "Kim bu Utku Kadı" diyeceksiniz. Reyhanlı saldırısını, PYD-Eser ortaklığı düzenlediğinde, "Fail EL Nusra'dır" algısı oluşturmak isteyen bir asker.. Belgeleri açıkladığı için baskı altına alınmışmış.. O saldırının faillerinden birisi daha, geçtiğimiz ay yakalanıp, Türkiye'ye getirildi. El Nusra değil, PYD çıktı, olayın ardından. Şimdi bu Utku Kadı, acaba nerededir, Cumhuriyet bulup açıklayabilir mi? Yoksa, "kullandık, kenara attık" mı der..

5

BUGÜN, 19 Ekim 2014: BELGELERİ BİZE AKP'LİLER VERDİ" FETÖ'cü gazeteye demeç verip, günü kurtarmak, aynı zamanda FETÖ'yü de kurtarmak bir günlüğüne mümkün.. Ama şimdi, bugün soralım bu Gürsel Tekin'e: "Size yolsuzluk belgesi diye gösterdiğiniz o çarpıtılmış bilgileri, hangi AKP'liler getirdi?" Üzerinden 6 yıl geçtikten sonra, rahat rahat açıklamalı, CHP'li Gürsel Tekin.. Ama dikkat etsin, AK Parti'den istifa eden FETÖ'cü milletvekilleri olmasın, o AKP'liler.. O gün, AK Parti'yi yıpratmak için, bu açıklama büyük görev görmüştür. Ama bugünden o açıklamaya baktığımızda, Gürsel Tekin ya isimleri açıklar, ya da kendisinin FETÖ'cülerle iş kotardığı suçlamamıza muhatap olur. Kendisi seçsin, hangisi.. FETÖ'cü gazetedeki "Bank Asya ve HSYK intikam operasyonu" haberi de, bugünkü pencereden baktığımızda, FETÖ'nün ne kadar kripto bir örgüt olduğunu, nasıl takıyye yaptığını gösteriyor. Alman vakfına ne, HSYK veya Bank Asya.. Kaçan hakimlerin Almanya'ya sığınmasının müjdecisi işte bu açıklama.. Ama o gün, anlamak mümkün değil, tabii ki.

6

ZAMAN, 19 Ekim 2015: "MİT, CANLI BOMBALARIN ANKARA'YA KADAR MOLA VERDİKLERİ YERLERİ BİLE BİLİYOR" Bir yıl önce, Gürsel Tekin FETÖ'cü Bugün gazetesinde, bir yıl sonra Veli Ağbaba FETÖ'cü Zaman gazetesinde. nasıl ilişkiler bunlar. Adamlar FETÖ'ye karşı olduklarını iddia ediyorlar, ama bir ayakları hep FETÖ'cü gazetelerde. Bu iki isim de, bugün dahi CHP'de. çıkıp açıklayabilirler mi, FETÖ ile ilişkilerini? Hoş, onlar açıklamasa da, yakında hepsi çıkar ortaya.. Ve soracaklar bu adama, "Haydi diyelim, o dediğin şeyi, MİT biliyor.. İyi de sen MİT'in bildiğini nereden biliyorsun? MİT misin, yoksa CIA mi?"

7

SÖZCÜ, 19 Ekim 2015: "İSLAMCILARIN ŞARTI 5'TEN 3'E DÜŞTÜ! MASA, KASA, NİSA" Afferin sana Hayri bey.. İslamcıları tahkir ettiğin için, sabah akşam dindarlara küfreden Sözcü gazetesi, karşında göğüs dekoltesi ile oturan Özlem Gürses, sana tebriklerini sunmuştur. Ne kazandın, dindar insanların içinde üç tane-beş tane gösterebileceğin, ama laikçilerin içinde yüzbinlerce gösterebileceğimiz "makam, para ve kadın" konusunda eleştirilecek kişilerin, dindarların tamamının hastalığı gibi göstererek.. Laikçilerin içinde, bir tane bile "makam, para ve kadın" sorunu olan yokmuş da, sadece İslamcıların bu hastalıkları varmış gibi göstererek ne kazandın, başın göğe erdi mi, Hayri bey.. Karşında oturan hatuna sorabildin mi, "İslamcıları eleştiriyorum, kadın konusunda arızaları var. Ama siz de, Ekim ayının 18'inde, soğuk hava şartlarında, şu göğsünüze kadar inen çıplaklığınızın arkasında yatan amacı anlatabilir misiniz? Benim tişörtümün en alt düğmesi bile, sizin çıplak bıraktığınız yere denk geliyor. Buna rağmen, ben düğmelerimin üçünü iliklemişim, boynuma kadar kapalıyım.. Da.. Siz niye o boynunuzu ve altını açıkta bırakmışsınız?" Haydi açıkla Hayri bey, o açıklamaların sebebi ile, Özlem hanım seni tebrik etti mi? "Ne güzel konuşuyorsun hocam!" dedi mi? "Diyanet, iktidarın propaganda aygıtı haline getirildi" diyorsun da.. Daha bir ay önce, o Diyanet'i, karşındaki hatun ve gazetesi, "M. Kemal'in ismi hutbede okunmuyor" diye tahkir ettiğinde de, sen çıkıp "Diyanet, M. Kemal'in propaganda aygıtı haine getirilmek isteniyor" diyebildin mi?