AKİT MENÜ

Medya

Basını kendi şahsi çıkarları için bakın nasıl kullanıyorlar! Kemalist cumhuriyet hortumcu İnönü ailesinin sesi oldu

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlui geçmiş 4 Kasımlardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Cumhuriyet’in 4 Kasım 2012 tarihlinde "VAKIF BİNASINI ELİMİZDEN ALACAKLAR" başlığıyla yayınladığı haberi yorumlayan Karahasanoğlu, “İdeolojik gazetecilik işte böyle bir şey. Erdal İnönü solcu ya. Kemalist Cumhuriyet te, İnönü'ye sahip çıkacak ya. Basını, kendi şahsi çıkarları için, bakın nasıl kullanıyorlar: Birincisi, Erdal İnönü, boğaza nazır (Boğaz'a sıfır demeliyim) bir yalıyı, hangi ticari faaliyetle kazanmış? İsmet İnönü'den kaldı ise, o hangi ticari faaliyeti yapmış ki, Boğazda yalı alabilmiş. İkincisi, Erdal İnönü, kayınbiraderi Selim Sohtorik'in kamu bankası olan Emlakbank'tan aldığı 10 milyon dolarlık borca teminat olarak bu yalıyı göstermiş. Borç ödenmemiş. yalı satılacak. solcu geçinen, emekçiden yana, demokratlık propagandası ile karşımıza çıkan İnönü ailesi, bir oldu bitti ile, yalıyı kendi kurdukları vaka aktarıp, kamu bankasından mal kaçırmak istiyorlar. Kamu bankası, alacağını teminattan tahsil etmeye çalışınca, bunun adı, Cumhuriyet gazetesine göre "Vakıf binasını elimizden alacaklar" oluyor.. Sizi gidi hortumcular sizi. Sizi gidi hortumcunun sesi medya, sizi..” dedi.

1

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlui geçmiş 4 Kasımlardaki gazete manşetlerini değerlendirdi. Cumhuriyet’in 4 Kasım 2012 tarihlinde "VAKIF BİNASINI ELİMİZDEN ALACAKLAR" başlığıyla yayınladığı haberi yorumlayan Karahasanoğlu, “İdeolojik gazetecilik işte böyle bir şey. Erdal İnönü solcu ya. Kemalist Cumhuriyet te, İnönü'ye sahip çıkacak ya. Basını, kendi şahsi çıkarları için, bakın nasıl kullanıyorlar: Birincisi, Erdal İnönü, boğaza nazır (Boğaz'a sıfır demeliyim) bir yalıyı, hangi ticari faaliyetle kazanmış? İsmet İnönü'den kaldı ise, o hangi ticari faaliyeti yapmış ki, Boğazda yalı alabilmiş. İkincisi, Erdal İnönü, kayınbiraderi Selim Sohtorik'in kamu bankası olan Emlakbank'tan aldığı 10 milyon dolarlık borca teminat olarak bu yalıyı göstermiş. Borç ödenmemiş. yalı satılacak. solcu geçinen, emekçiden yana, demokratlık propagandası ile karşımıza çıkan İnönü ailesi, bir oldu bitti ile, yalıyı kendi kurdukları vaka aktarıp, kamu bankasından mal kaçırmak istiyorlar. Kamu bankası, alacağını teminattan tahsil etmeye çalışınca, bunun adı, Cumhuriyet gazetesine göre "Vakıf binasını elimizden alacaklar" oluyor.. Sizi gidi hortumcular sizi. Sizi gidi hortumcunun sesi medya, sizi..” dedi.

2

CUMHURİYET, 4. Kasım 2012: "VAKIF BİNASINI ELİMİZDEN ALACAKLAR." İdeolojik gazetecilik işte böyle bir şey. Erdal İnönü solcu ya. Kemalist Cumhuriyet te, İnönü'ye sahip çıkacak ya. Basını, kendi şahsi çıkarları için, bakın nasıl kullanıyorlar: Birincisi, Erdal İnönü, boğaza nazır (Boğaz'a sıfır demeliyim) bir yalıyı, hangi ticari faaliyetle kazanmış? İsmet İnönü'den kaldı ise, o hangi ticari faaliyeti yapmış ki, Boğazda yalı alabilmiş. İkincisi, Erdal İnönü, kayınbiraderi Selim Sohtorik'in kamu bankası olan Emlakbank'tan aldığı 10 milyon dolarlık borca teminat olarak bu yalıyı göstermiş. Borç ödenmemiş. yalı satılacak. solcu geçinen, emekçiden yana, demokratlık propagandası ile karşımıza çıkan İnönü ailesi, bir oldu bitti ile, yalıyı kendi kurdukları vaka aktarıp, kamu bankasından mal kaçırmak istiyorlar. Kamu bankası, alacağını teminattan tahsil etmeye çalışınca, bunun adı, Cumhuriyet gazetesine göre "Vakıf binasını elimizden alacaklar" oluyor.. Sizi gidi hortumcular sizi. Sizi gidi hortumcunun sesi medya, sizi..

3

SÖZCÜ, 4 Kasım 2013: "AKP kumardan kazandı." Onlarca yıldır Milli Piyango, ve diğer kumar oyunları devlete ait olarak oynatılıyor. AK Parti bunu tabii ki sıfırlaması gerekirdi. Ama yapamamış. Sözcü ise, sanki AK parti devlete kumar oynatmayı başlatmış gibi, "AKP kumardan kazandı" diyor.. Bugün itibari ile o Milli Piyango özelleştirildi. Ama bu sefer de kumarın binbir türlü reklamı yapılarak, özel şirket eli ile yaygınlaştırılmasının önü açılmış oldu..Nereden bakarsanız bakınız, şu kumardan kurtulmamız gerekir. Aynı gazetedeki "Marmaray da halkı ikiye böldü" başlıklı haber, kemalist Sözcü'nün kıskançlığının delili. O Marmaray 7 yıldır teklemeden hizmet görüyor. İlk aylarda, ardı ardına bu yalan haberlerle "Çalışmıyor, tabanvay oldu" iftiralarına rağmen, Marmaray İstanbulluya hizmet ediyor. Sözcü'ye de, hasetinden çatlamak düşüyor.

4

TARAF, 4 Kasım 2014: "AKP'YE SONSUZ DİNLEME YETKİSİ." Ahlaksızlara bakın. hain FETÖ'cülere bakın. CIA ile iş kotaran namussuzlara bakın.. Kendileri, Başbakanı, bakanları, Genelkurmay 2. Başkanı ile MİT Müsteşarı ve Dışişleri Bakanı'nın en kritik konulardaki görüşmelerini dinlemiş, basına sızdırmışlar. Şimdi kalkmış, AK Parti'nin dinleme yetkisi için sınırsız olduğunu iddia eden manşet atıyorlar. Bu manşetin üzerinden 6 yıl geçti.. Bir tane muhalifin, bir tane CHP'li belediye yetkilisinin dinleme kaydını duydunuz mu? FETÖ'nün sızdırdığı onlarca carpıtılmış konuşmayı, CHP Genel Başkanı, TBMM kürsüsünden bile millete dinletti, onun üzerinden politika geliştirdi.. Siz söyleyin, AK Parti'nin, iktidarda olmasına rağmen, güç elinde olmasına rağmen, bir tane böyle bir dinleme kaydı dinlettirdiğine şahit oldunuz mu?

5

CUMHURİYET, 4 Kasım 2014: "DUYMADIK, GÖRMEDİK." Darbeciler yargılanıyor.. Hilmi Özkök şahitliğe çağrılmış. "Evet, bir darbe girişimi vardı. Ama bu yargılananların tamamı, o işin içinde değildi. Şunlar şunlar darbenin içinde idi" demesi gerekir iken.. "Ben bir şey duymadım, ben bir şey görmedim" demişler. Kemalist Cumhuriyet te, bunu manşete taşımış. O zaman Cumhuriyet'e soralım, Hilmi Özkök'e, Cumhuriyet manşeti üzerinden soralım: "Mustafa Balbay imzalı 'Genç subaylar rahatsız' manşetini de mi görmemiştiniz? Başörtü yasağı kaldırılmak istenildiğinde, rektörlerin Genelkurmay'a ziyarette bulunduğundan da mı haberiniz yoktu? Diğer gazetelerdeki 'asker rahatsız' başlıklarını da mı, hiç duymadınız?"

6

SÖZCÜ, 4 Kasım 2015: "YAN ÇİZMEYİN." Sözcü'nün, çok değil 5 yıl önce bugünkü manşetinde Ali Babacan var. Ahmet Davutoğlu var.. "Yan çizmeyin" deniliyor, kendilerine.. "Sanki hiç söz vermemiş gibi" diye saldırmışlar, Davutoğlu'na da, Babacan'a da.. Bugün ise, bu iki isim de, Sözcü tarafından el üstünde tutuluyor. Yanar dönerlik, riyakarlık bu değilse, nedir?

7

KARAR, 4 Kasım 2016: "MEMDUH DA ŞEREFSİZ ÇIKTI." 15 temmuz darbe girişimine kadar, TSK'da FETÖ'cülerin hiç olmadığını iddia edenler, ertesi günü başladılar konuşmaya: "Şu da şerefsiz çıktı. Bu da şerefsiz çıktı". Karar gazetesinde bu başlığı görünce, benim de aklıma aynı ifade geldi. Ben TSK'dakileri tanımam. Medyadaki ve siyasetteki kişileri tanırım.. Ben de "Medyadakiler ve siyasettekiler için" dillendirdim: "Bu da şerefsiz çıktı." diye..

8

SÖZCÜ, 4 Kasım 2016: "MİT'TEN FETÖ KONUSUNDA RAPOR GELMEDİ." Şu kafaya bakar mısınız? Genelkurmay Başkanlığı yapmış kişi (İlker Başbuğ), CIA ile ilişkide olan subaylar, kendi döneminde bile birer ikişer terfi ettirilmiş iken.. Kalkmış "MİT'ten FETÖ konusunda rapor gelmedi" diyor.. Affedersiniz, başörtülüler için rapor mu gelmişti ki, "27 Nisan muhtırası"nı vermiştiniz.. "Katsayı için rapor mu gelmişti" ki, "izin vermeyiz" tehdidi yapmıştınız. Veya şöyle soralım, eşi başörtülü subayları ihraç ederken, kimden rapor gelmişti, sayın Başbuğ?