AKİT MENÜ

Medya

“PKK'nın başı tanık, ordunun başı sanık” Aslında tam da olması gereken buydu

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 7 Kasımlardaki gazete manşetlerini yorumladı. Sözcü’nün 7 Kasım 2012 tarihli ve “PKK'NIN BAŞI TANIK, ORDUNUN BAŞI SANIK" başlıklı haberini değerlendiren Karahasanoğlu, “Ordunun başının sanık, PKK'nın başının tanık olmasını sanki çok büyük bir absürtlük varmış gibi göstermiş, ulusalcı Sözcü.. Tam da olması gereken aslında bu idi.. Keşke bu işi FETÖ değil, devletin kendisi yapsaydı.. Bu soruşturma sonuca ulaşsaydı.. O tarihteki 75 milyonluk Türkiye'nin, 800.000 bin askeri olan bir ordunun başındaki kişinin, 5 bin eğitimsiz, dağınık bir terörist grupla baş edememesi, tabii ki soruşturma konusu olmalı idi. Örgütün yöneticilerini tanık olarak dinleyip, ordudaki zafiyetleri soruşturmak gerekirdi. Ama her şey, FETÖ'nün elinde, CIA menfaatleri doğrultusunda kullanıldığı için, bu tanık-sanık ilişkisi de, FETÖ-CIA menfaati için kullanıldı ve sonuç hüsranla bitti. Oysa sorulmalı idi ordunun başındaki adama, "Şu üç tane, askeri lise görmemiş Harp okulu görmemiş, belki silah tutmasını bilmeyen adamı niye etkisiz hale getiremediniz?" Ve cevabı alınamayınca da, "Kusura bakmayın.. Bu başarısızlığın askeriyedeki cezası idamdır" denilmesi gerekirdi.. Denilemedi..” dedi.

1

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 7 Kasımlardaki gazete manşetlerini yorumladı. Sözcü’nün 7 Kasım 2012 tarihli ve “PKK'NIN BAŞI TANIK, ORDUNUN BAŞI SANIK" başlıklı haberini değerlendiren Karahasanoğlu, “Ordunun başının sanık, PKK'nın başının tanık olmasını sanki çok büyük bir absürtlük varmış gibi göstermiş, ulusalcı Sözcü.. Tam da olması gereken aslında bu idi.. Keşke bu işi FETÖ değil, devletin kendisi yapsaydı.. Bu soruşturma sonuca ulaşsaydı.. O tarihteki 75 milyonluk Türkiye'nin, 800.000 bin askeri olan bir ordunun başındaki kişinin, 5 bin eğitimsiz, dağınık bir terörist grupla baş edememesi, tabii ki soruşturma konusu olmalı idi. Örgütün yöneticilerini tanık olarak dinleyip, ordudaki zafiyetleri soruşturmak gerekirdi. Ama her şey, FETÖ'nün elinde, CIA menfaatleri doğrultusunda kullanıldığı için, bu tanık-sanık ilişkisi de, FETÖ-CIA menfaati için kullanıldı ve sonuç hüsranla bitti. Oysa sorulmalı idi ordunun başındaki adama, "Şu üç tane, askeri lise görmemiş Harp okulu görmemiş, belki silah tutmasını bilmeyen adamı niye etkisiz hale getiremediniz?" Ve cevabı alınamayınca da, "Kusura bakmayın.. Bu başarısızlığın askeriyedeki cezası idamdır" denilmesi gerekirdi.. Denilemedi..” dedi.

2

BUGÜN, 7 Kasım 2012: “ŞANTAJ ÇETESİNE BÜYÜK OPERASYON." FETÖ askeriye, emniyet ve yargıdan temizlendikten sonra, hiç bu tür haberler görebiliyor musunuz? Devletten destek almadan yapılamayacak durumdaki bu tür suçlar artık işlendiğine dair kuşkulardan hiç bahsediliyor mu? Demek ki, bunları organize edenler, FETÖ imiş. Hem yapıyorlar, hem de, kıyıdan köşeden yakalanan olunca, gazetelerinde böyle haber yapıyorlar.. Meğer adamlar rakiplerini ortadan kaldırıyormuş … Büyük dolandırıcılık gibi gördüğümüz nice organizasyonlar, bunların yanında amatör kalıyormuş… Kendilerini MİT mensubu olarak tanıtıyormuş da, görüntüyle şantaj yapıyormuş, dava etkiliyormuş… Kendi adamını hakim yaptıracak kadar derin adamlar..

3

SÖZCÜ, 7 Kasım 2012: “PKK'NIN BAŞI TANIK, ORDUNUN BAŞI SANIK." Ordunun başının sanık, PKK'nın başının tanık olmasını sanki çok büyük bir absürtlük varmış gibi göstermiş, ulusalcı Sözcü.. Tam da olması gereken aslında bu idi.. Keşke bu işi FETÖ değil, devletin kendisi yapsaydı.. Bu soruşturma sonuca ulaşsaydı.. O tarihdeki 75 milyonluk Türkiye'nin, 800.000 bin askeri olan bir ordunun başındaki kişinin, 5 bin eğitimsiz, dağınık bir terörist grupla baş edememesi, tabii ki soruşturma konusu olmalı idi. Örgütün yöneticilerini tanık olarak dinleyip, ordudaki zafiyetleri soruşturmak gerekirdi. Ama her şey, FETÖ'nün elinde, CIA menfaatleri doğrultusunda kullanıldığı için, bu tanık-sanık ilişkisi de, FETÖ-CIA menfaati için kullanıldı ve sonuç hüsranla bitti. Oysa sorulmalı idi ordunun başındaki adama, "Şu üç tane, askeri lise görmemiş Harp okulu görmemiş, belki silah tutmasını bilmeyen adamı niye etkisiz hale getiremediniz?" Ve cevabı alınamayınca da, "Kusura bakmayın.. Bu başarısızlığın askeriyedeki cezası idamdır" denilmesi gerekirdi.. Denilemedi..

4

CUMHURİYET, 7 Kasım 2012: "BİR SAKIK EKSİKTİ." Kemalist Cumhuriyet, bir yandan Atatürkçülük yapıyor, bir yandan ise PKK'lılara terörist bile diyemiyordu. Şimdi o teröristlerden birisi tanıklık yapıp, TSK'daki zafiyetler anlattırılınca, TSK'nın başındaki kişinin zaafiyetleri konuşulmasın diye avukatlığını yapmak, Cumhuriyet'e düşmüş. TSK'nın başındaki adamı savunuyorlar, düne kadar gerilla diye tanımladıkları teröristin, şimdi pişmanlık içindeki anlatımlarını itibarsızlaştırıyorlar ki.. Bu kör dövüşü devam etsin. O dövüş devam ederken de, derindekiler, kendi adamlarını devletin başına getirsinler.. O danışıklı dövüş, bugün için bitirildi.. PKK'ya ölümüne mücadele başlatıldı. Bitirilmek üzere.

5

SÖZCÜ, 7 Kasım 2013: “DİKTATÖRLERE BİLE TAŞ ÇIKARTIYOR!" Adam kanun nizam tanımıyor, kız ve erkek öğrencilerin birlikte kalacağı apart açıyor, Erdoğan bunu eleştiriyor… Bugünlerdeki kadın cinayetlerinin en azından % 25'inin önlenmesi için, Erdoğan daha o günlerden bir çözüm sunuyor.. Standardın altındaki bir akıl için bile, bunda anlaşılmayan bir şey yok. Ama, "Böyle başıbozukluk olmaz, buna onay verirsek, kadınlar, kızlar mağdur olur" diyen başbakanı hedef gösterip, özgürlük düşmanı ilan ediyorlar. Diktatör ilan ediyorlar..

6

TARAF, 7 Kasım 2013: YÜZDE 100 YAŞAM TARZINA MÜDAHALE." FETÖ'nün gazetesindeki ahlaksız yaşama desteği görüyor musunuz?. Bazı dindar kılıklı kişiler, bize saldırıyor: "AK parti iktidarında, namazlı insanlar mağdur ediliyor" Namazlı insanlar, FETÖ'nün bu ahlaksızlığını görmek istemediği müddetçe, uyanmış olamazlar. Kızlı-erkekli evlilik dışı birarada kalmaları ile ilgili hükümetin almak istediği tedbirlere karşı çıkanlar, müslüman olabilir mi? Ki, FETÖ'yü hala ölümüne destekliyorlar?

7

BUGÜN, 7 Kasım 2014: "HOCAEFENDİ PARTİ KURMAZ, KURDURMAZ." FETÖ'nün avukatı, böyle buyurmuş.. İyi de, HDP'den İyi Parti'ye kadar, her partiye destek verdiren bir adam, ne diye kendisini bir parti ile sınırlandırsın ki.. Aslında avukatı doğru söylemiş. Pensilvanya'daki zat, parti kurmaz, kurdurmaz, bütün partilerin yöneticilerini, elindeki şantaj kasetleri ile yönetir. Bir dokunamadığı, AK Parti kaldı.. Onu da başaramayacak, inşallah..

8

SÖZCÜ, 7 Kasım 2014: APO'NUN SERBEST KALMASI DEVLET SIRRIYDI, NEDEN AÇIKLADIN?" Önce yalanı uyduruyorlar. "Apo serbest kalacak" diyorlar.. Sonra bunu biraz daha ciddileştirmek için, FETÖ'cü emniyetçilerle röportaj yapıp, "Savcı bu devlet sırrıydı, niye açıkladın diye bana kızdı" açıklaması ile, oluşturmak istedikleri algıyı ciddi bir zemine taşımaya çalışıyorlar. Üzerinden 5 yıl geçti. Apo'nun serbest kalması gerçekleşti mi? Küçücük bir adım atıldı mı? hayır.. O zaman, bu iftirayı atan, sonrasında FETÖ'cü emniyet müdürü üzerinden bu iftirayı ciddi gibi gösterme konusunda ısrar eden Saygı Öztürk'ün şimdi yüzüne tükürmek gerekmez mi? (Hatırlatalım, röportajdaki Ömer Altıparmak, daha sonra FETÖ örgütünün baş sorumlularından biri olarak yargılandı.) Aynı gazetede bir haber daha, Ahmet Davutoğlu, geceyarısı terzi açtırıp, elbise aldırtmış.. Yollarına kırmızı halı serilmiş. Birisi AK Parti'den ayrılma gerekçesi olarak, şatafat eleştirisi mi getiriyordu? Duyamadım, kimdi o?

9

CUMHURİYET, 7 Kasım 2015: “Dava kampları.” Çok basit bir soru soralım… İmam Hatipliler için, sadece bilgi amaçlı kamplarını "Dava kampları" manşeti ile eleştiren bu Cumhuriyet'in, DHKP-C’nin çocukların beynini yıkadığı terörist yetiştirme kamplarıyla ilgili, veya Sinan Tartaroğlu’nun bir tane haberi var mı? Peki eli silahlıların kamplarından rahatsız olmazken, imam hatip öğrencilerine, gelişimlerine katkı sağlayacak eğitimlerin verilmesinden, hem de manşete çekecek kadar rahatsız olan adama ne diyeceğiz? Bir diğer haber, "TUSKON'a polis baskını" TUSKON dedikleri, FETÖ'nün işadamları derneği. Bu haberi, CHP Genel Başkanı'nın, aynı sayfadaki "Elde sopa ile ülkeyi dizayn edemezsiniz" eleştirisi ile birlikte değerlendirin. Ne denilmek isteniyor? "Biz FETÖ'nün avukatıyız" denilmek istenmiyorsa, soruyorum, ne denilmek isteniyor?

10

ZAMAN, 7 Kasım 2015: "DEMOKRASİYE, HUUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İNSAN HAKLARINA, MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜNE BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM." Ahmet Ümit'inden Sedef Kabaş'ına, Ayhan Bilgen'inden Hayko Bağdat'ına, Barış Yarkadaş'ından Özgür Özel'ine, kimler var bu listede, kimler.. Bakın bu fotoğraflara, kimler FETÖ'ye kol kanat germişler görün.. Aynı gazetede, “Demokrasi ve basın özgürlüğüne destekten geri adım atmayacağız” başlıklı haberde de John Bass'ın açıklaması var.. John Bass, “ABD Büyükelçisi’nin Türkiye’de herhangi bir grubun tarafını tuttuğuna dair iddialar mantığa aykırıdır” demiş… Bir de yüzsüz!

11

TARAF, 7 Kasım 2015: “BU BAŞKANLIK DEĞİL FAŞİZM." Eğitimde başörtüsü serbestisi getirildiğinde, “Bu DAEŞ zihniyetidir” diyen CHP'Lİ Atilla Kart, faşizmden bahsediyor… BFETÖ'cüler bu kadar aptal olmazdı.. Ama son aylarında şapşallıkları tutmuş, bu adam söyletmişler, bu sözü.. Bize de, "Bari başkasına söylet be adam!" demek düştü.

12

SÖZCÜ, 7 Kasım 2015: “Arınç ve Çelik paralele aracı olmuş.” O zamanlar kendi halinde, Allah rızası için çalışan insanlar zannedildi de aracı olundu… Siz o zaman, “Bunlar Müslüman” diye saldırdınız… Sonra ne oldukları ortaya çıktı, Arınç ve Çelik karşılarında durdu… Siz ne yaptınız? Emin Çölaşan’a, “Şimdi cemaati savunma zamanı” diye yazı yazdırdınız…

13

Yeniçağ, 7 Kasım 2016: “PKK, Binali Bey’e değil bana saldırdı.” Kemal Kılıçdaroğlu, “PKK, Binali Bey’e değil bana saldırdı” demiş, Yeniçağ da bunu manşete taşımış. Peki o PKK, tarihinde hiç “AK Parti adayına oy verin' dedi.. Demedi... Ama İstanbul için, Ankara için, İzmir için "Biz aday göstermiyoruz.. 'CHP adayına oy verin” dedi… Bir başka soru da, mesela hangi CHP’li, PKK’lılar tarafından öldürülmüş bugüne kadar? Onlarca AK Partili öldürüldü ama… Kılıçdaroğlu’na yapılan o dandik saldırı da, sakın şöyle olmasın: “Ya bizim çocuklar sizinle çok haşır neşir oldu, öldürülen teröristler için saygı duruşunda bulunan vekilimiz bile oldu, hani şöyle göstermelik bir iş yapsanız da biz de baskıdan kurtulsak mı?”