İlk defa sahaya geldiğimizde gerçekten çok kötüydü. Tamamen ormanlık bir alandı. Yapılar gözükmüyordu. Bazı kaynaklarda da buraya tiyatro deniyordu. Ama tiyatro olmadığı, Amfitiyatro olduğu, yani 360 derecelik bir yapı olduğu ve özellikle çok ciddi bir işçilik olduğu, büyük bir mühendislik gerektirdiğini, 3-4 tane mühendisliğin aynı anda işletildiği şuradaki tonoza baktığınızda görebiliyorsunuz. Oturma sıralarının, girişlerin oluşturulduğu, büyük yarışların yapıldığı ve çok büyük bir nüfusa hitap ettiği bir alanı tespit ettik. Bundan dolayı çok mutluyuz. İşte Nazilli birlik olduğu zaman; kamusuyla, özeliyle, yereliyle, geneliyle birlikte olduğunda neler yapabileceğini gösteriyoruz. Ama ihmal edilmiş binlerce yıllık bir tarihimiz var. Bunu gün yüzüne gün ışığına çıkardığımızda, bilime ve insanlara ulaştırdığımızda Nazilli'nin o kaybettiği değer tekrar ortaya çıkacaktır. Tarihsel değeri ile birlikte turizm etkisi yükselecektir. Arkeologlar mecrasında burası Türkiye'deki 2. keşif olarak değerlendirildi. Bunu destekleyecek birçok yapı da var. Bunun emarelerini sahada görüyoruz. Ama vatandaşlarımızdan çok hassas ve dikkatli olmalarını istiyoruz. Kaçak kazıya asla müsaade etmemelerini, sebebiyet vermemelerini, gördükleri anda da ihbar etmelerini istiyoruz. Ne yazık ki buradaki tarihi yapıyı, dokuyu zedeliyorlar. Bunlar çok önemli. Nazilli halkının kültürel mirası bunlar. Burada işte yüz yıl sonra, 2 yüz yıl sonra, bin yıl sonra yaşayacak insanların hakkı var. Lütfen kaçak kazılara müsaade etmeyelim. Gördüğünüz anda ilgili makamlara mercilere ihbarda bulunalım ki hiçbirimizin hakkı zayi olmasın ve kaybolmasın. Buradan çıkarılacak her değer, her bir eser, yazılı parçalar, diğer kullanım parçaları, buranın değerini bir kat daha arttıracaktır. Uzun bir süreç ama bu haliyle bile turist çekmeye ve vatandaşlarımızın ilgisini çekmeye başladı. Tabii salgın dönemi geçtikten sonra burada inşallah biz de hazır olacağız. Hep beraber güzel işler yapacağız.”