Maruz kalınan zorbalıkların derecesi, sosyal desteğin azlığı, toplum ve okul ortamında yok sayılmaları gibi ortak özellikleri bulunabiliyor. Gülses, bunların varsayımdan öte birçok araştırmada ortaya çıkan sonuçlar olduğunun altını çiziyor. "Aile ve okul ortamında ciddi duygusal yoksunluk, yeterli , gerekli toplumsal ve ailesel bağlanmanın olmaması, fark edilmeme en büyük varoluşsal sıkıntıları oluşturur" diyen Gülses, sözlerine, "Sağlıklı duygusal, davranışsal bağlanmanın gerçekleşmediği durumlarda agresyonun güçlü ve yıkıcı dürtüleri beslediği açıktır ve biyolojik olarak da ergenlik hormonların çok yoğun olduğu, agresyonu tetikleyebildiği bir dönemdir" diyerek devam ediyor.
Bu gibi saldırıların hazırlık sürecinin hemen hemen her zaman günler ve haftalar aldığını ifade eden Gülses, sürecin bu süreçte birçok öğrenci ve öğretmenin kulağına bir şekilde çalınacağını aktardı. Gülses, "Ergen ya okulda bir resim yapar ya şiir yazar ya da sesli olarak durumdan bahseder, yani agresyon ve planı ortaya çıkarır. Burada en önemli olan bu çocukları duymak ve görmektir" dedi. Okul psikolojik danışmanlarına bu konularda çok iş düştüğünü aktaran Gülses, "İyi gözlem, takip, aile ile iletişim esastır" diyerek gözlemin ne denli mühim olduğunun altını çizdi.
Ailelere de çok iş düştüğünü söyleyen Psikolog ve Psikolojik Danışman Mine Gülses, "Aileler çocuklarıyla konuşabilmeli ve eleştirel değil, empatik olmalı. Her çocuğun fark edilmesi ve eğer gerektiği düşünülüyorsa bir uzmana yönlendirilmeli" dedi ve ekledi: "Ve tabii toplum ve aileler davranışlarıyla çocuklara olumlu örnekler oluşturmalı."