Balcı, "Sahada yaptığımız tespitte bazı ağaçların köklerinin sağlıklı olduğunu gördük. Köklerini sağlıklı gözlemlediğimiz ağaçlar için acaba akustik tomografi çekilmiş midir? Bu tomografi yorumlanmış mıdır? Kim yorumlamıştır? Eğer çekilmediyse, bu ağaçları kesmeye gerekçe ne gösterilmiştir? Eğer çınar ağaçlarına zarar veren bir mantar varsa, bu ağaçlar kesildiyse kalan sağlıklı ağaçlar için İBB ne yapmayı düşünüyor? İBB'nin bu mantarlarla ilgili bir yol haritası var mıdır? Kesilen doğu çınarı yerine başka bir çınar türünün dikildiği veya dikileceği ifade edildi. Bu karar neden, hangi bilimsel gerekçelerle alınmıştır?" diye sordu.
Bu mantar türünün Türkiye'de bulunmaması gereken bir tür olduğunu belirten Balcı, "Buradan şöyle bir sonuç da ortaya çıkıyor: Orman ürünlerinin yoğun olarak girdiği gümrük kapılarından, benzer zararlıların doğamıza zarar vermemesi için mutlaka orman ve orman endüstri mühendisi istihdam edilmesi gerekiyor. Tabiat Varlıklarının Koruma Kurulu'nun raportör olarak orman mühendisi çalıştırması gerekiyor. Böyle bir çalışma olursa, koruma kurulları da bu konularda yönlendiren olma özelliğini daha fazla kazanır diye düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Çözüm, izolasyona önem verilip, gerekli tedavilerin uygulanmasıydı"
Orman Fakülteliler Derneği (ORFAMDER) Başkanı Mehmet Yerli ise 100 yıllık ağaçların ilgili kurumların "kesilmek zorunda bırakıldı", "yapacak bir şey kalmadı" anlamındaki raporların içlerine sinmediğini, konuya yeni bir bakış açısı getirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'de hem kültürel hem de bilimsel değerleri oldukça yüksek, korunan ya da korunması gerekli çok kıymetli anıt ağaçların bulunduğunu ifade eden Yerli, "sessiz tarihçiler" olarak ifade edilen anıt çınarların, geçmiş döneme ait birçok olaya şahitlik ettiğini, bu ağaçların park veya bahçe ağacı olmadığını dile getirdi.
Çınar kanserinin, dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 ile eş değer tutulabileceğini vurgulayan Yerli, "Kovid'in nasıl tedavi edildiğini yaşayarak gördük. Bu konuda izolasyonla ilgili çözüm üretildi. Daha sonra geliştirilen aşılarla bu işin önünün alındığına şahit olduk. Burada da çözüm ağacın hastalanmasının ardından izolasyona önem verilip, gerekli tedavilerin uygulanmasıydı." dedi.
Mehmet Yerli, Dolmabahçe'de alınan kritik kesim kararına ilişkin, "Bu bölgenin trafiğe açık olması, yoğun bir güzergah olması ve insan sağlığı gibi unsurlar nedeniyle kurumlar, oluşabilecek ciddi sıkıntıların önünü bu şekilde almak zorunda bırakıldı. Bununla ilgili bir tedbirin çok önceden başlamış olması gerekiyordu. Biz şu an sonucu konuşuyoruz. " dedi.
Dolmabahçe'deki ağaçlara olağan görülen yöntemlerin uygulanamayacağını, tabiri caizse pamuklar içinde saklanması gerektiğini ifade eden Yerli, "İnsan baskısı ve aşırı stres altındaki bu canlılar hızla tükenirken daha özenli bir çabayı fazlasıyla hak ettiklerini düşünüyoruz. Ağacı susuz bıraktığınız zaman patojenlerin ağacın su almasını engelleyecek hale gelmesine sebep olabilir. Oradaki yoğun insan trafiği, ağaç çanaklarının dar olması, asfaltların ağaca getirdiği baskı, özellikle kış aylarında tuzlama işlemlerinin özensiz yapılmış olması tüm bu hastalık sebeplerini ortaya çıkaran unsurlar gibi görünüyor." diye konuştu.