O sosyal etkinlikler, yenilikler, ıslahatlar ve daha nicesi böyle bir iklimden sonra meydana geldi. Yani bunun öncesinde böyle bir arka planı vardı. Bugün Tunceli’de raftingin yapılması, Bitlis’te Türkiye’nin en yüksek şelalesinin tanıtımı, taş köyün kültürel miras olarak kabul edilmesi ve tanıtımı, Şanlıurfa’da Göbeklitepe’de yapılan keşif ve toprak evler, Diyarbakır’da burçların inşası, yabancı turistlerin bölgeye olan akını, geleneklerin yeniden canlandırılması, Van’da eski evlerin inşası kayıtlara geçen güzel örneklerdi…
Yine en önemlilerinden biri de Kürtçe Kur’an-ı Kerim girişimiydi. Bu vesilede halk bir araya gelerek okumalara başladı… Bütün bunlar, sosyal faaliyetlerin gelişmesi, refahın artışı ile paraleldi. Bütün bunları bir araya topladığımızda halkın geriye dönmek istemediğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Hatta bir defasında terör örgütü geriye dönmeye yeltenmişti, hendek olaylarında… Ama halktan cevap alınamadığı için gerçekleştiremeyeceklerini anladılar…"
TERÖRÜN ÇAĞRISINA KULAK ASILMADI
Diyarbakırlı gazeteci ve yazar Ahmet Ay, PKK terör örgütünün kanlı eylemlerinden sonra bölgenin huzurla tanıştığını, "1984’ten itibaren PKK terör örgütünün baş gösterdiği bu bölge, hep terörle, kanla, gözyaşıyla anıldı. Sosyolojik yapı bozuldu… İnsanlar ticaretinden, köyünden, yurtlarından, akrabasından oldu… AK Parti iktidarıyla bölgede ticaret yeniden yapıldı, insanlar gece 1’lere, 2’lere kadar dışarıda oturabildi, dışarıya göç verme oranı durdu… Bölge uzun bir aradan sonra huzurla tanıştı. Bu huzur 2015’te PKK terör örgütü eliyle sabote edilince, tekrar silahlı saldırılar başlayınca, bölge insanı binbir güçlükle kazanılmış huzurunu kaybetmemek için direndi. Öyle ki PKK’nın talimatlarına kulak asmadılar… ‘Kepenkleri indirin’ demiş olsalar da esnaf indirmedi. Huzur iklimini koruyabilmek için direndiler bir nevi." sözleriyle anlattı.