Osmanlı tarihinde sıvış yılı özellikle bütçe açısından sıkıntı oluşturan bir yıldı. Aydınlık'ın haberine göre; her 33 yılda; 32 adet vergi geliri alınıyor ancak 33 adet maaş ödemesi yapılıyordu. Bu da Osmanlı mali dengesini alt üst ediyordu. Denklik sağlamak için çözümler düşünülmeye başlanmıştı. Bu durum devlet bütçesinde, yüzde 30 civarında bir finansman ihtiyacına sebep oluyordu. Osmanlı’da meydana gelen neredeyse tüm askeri ayaklanmalar bahsi geçen bu yıla denk geliyordu. Gelirlerini alamayan askerler ve yeniçeriler isyanlar başlatmıştır. Sıvış yılı sebebiyle ortaya çıkan ilk isyan Buçuktepe İsyanı’dır. İkinci Murad’ın, oğlu Mehmet’i tahta çıkarmasının ardından vuku bulan ve Mehmet’in tahtı tekrar babasına bırakmak zorunda kaldığı bu yeniçeri isyanı, yeniçerilerin maaşlarına buçuk oranda zam yapılmasıyla son bulmuştur. Yeniçerinin problemi tahta bir çocuğun çıkmış olması değildir aslında. Dertleri ulufedir ve maaşlarının verilmeme sebebi de bu dönemin sıvış yılına denk gelmesidir. İkinci Osman’ın katlinden Vaka-yi Hayriye’ye kadar daha birçok olay sıvış yılına denk gelir. Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden sonraki karışıklıklardan Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışına; İkinci Osman’ın katlinden Vaka-yi Hayriye’ye değin daha birçok olay da sıvış yılına denk gelir ve bu dönemlerde padişahlar önce yeniçerilerin ulufelerini ödemekle meşgul olmuşlardır. Devlet bu duruma çare olarak sürekli zam ve devalüasyon gibi çözümlere başvurmuştur. Başvurulan bu seçenekler Osmanlı’nın çöküşünde son derece etkili olmuştur.