AKİT MENÜ

Medya

Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın? Bunlarda hiç utanma da yok

Ali Saydam, Ziya Paşa’nın ünlü “Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” özdeyişinin ABD, yandaşları ve İsrail’e cuk oturduğunu belirtti. “Dünya halklarını âciz ve yalnız görerek çıkarlarını dikte etme politikası, bu kez de hüsrana uğrayacaktır” ifadelerini kullanan Saydam, Yeni Şafak’taki yazısında şunları kaydetti:

2

Ali Saydam, Ziya Paşa’nın ünlü “Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” özdeyişinin ABD, yandaşları ve İsrail’e cuk oturduğunu belirtti. “Dünya halklarını âciz ve yalnız görerek çıkarlarını dikte etme politikası, bu kez de hüsrana uğrayacaktır” ifadelerini kullanan Saydam, Yeni Şafak’taki yazısında şunları kaydetti:

3

“Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın? Bu ünlü özdeyiş Ziya Paşa’ya ait… Sanki ABD, yandaşları ve İsrail için söylenmiş… İnsana ve insanlığa çıkarlar doğrultusunda saldırmanın bedeli nasıl ödeniyor, tarih gösterecektir… 20. yüzyılın ilk yarısının sonuna kadar müstemlekeleri üzerinden kültürel ve ekonomik hegemonyaları vasıtasıyla dünyadaki egemenliklerini perçinlemiş olan Avrupa ülkeleri, zaman içinde ABD’nin önce ekonomik sonra da kültürel istilasını kabullenmek zorunda kaldılar. Kolonyalizm yerini emperyalizme bırakırken, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika gibi ülkeler ABD’nin belirlenimi altına girip peşine takıldılar… ABD ise, kendi çıkarları doğrultusunda gözüne kestirdiği ülkenin koşullarına göre üç stratejiyi alternatifli olarak devreye soktu… Ya doğrudan askerî müdahalede bulundu; ya o ülkelerdeki askeri darbeleri veyahut sivil iç savaşlarda bir tarafı destekledi; ya da bir zamanlar NPQ’nun yayıncısı olan, son yıllarda ise adından Noema Magazine ve The World Post genel yayın yönetmeni, aynı zamanda İsviçre Migros tarafından desteklenen siyasi araştırmalar kuruluşu Berggruen Enstitüsü’nün kurucu ortağı ve kıdemli danışmanı olarak söz ettiren Nathan Gardels’ın tespit ettiği gibi “ABD, CIA ya da ordusu ile giremediği yerlere Hollywood ve MTV’yi gönderdi”…

4

Kamu diplomasisi ve hedef ülkelerin algılarını ABD çıkarları doğrultusunda yönetme konusu Gardels’ın bu cümlesinden daha iyi nasıl ifade edilebilirdi acaba… Bütün bunlara rağmen ABD, söz konusu üçlü stratejileri uygularken, uzunca süredir bölge halklarının ve kahramanca savaşan ulusların direnişiyle karşılaşıp oralardan arkasına bakmadan çekilmek zorunda kalıp durdu. Vietnam… Şili… Dominik Cumhuriyeti… Bolivya… Türkiye… Afganistan… Irak… Suriye… ABD’nin üçlü stratejilerinin ya hepsini ya da ikili üçlü kombinasyonlarını uyguladığı ülkelerdi…

5

Tam da Ziya Paşa’nın dediği gibi, dünya halklarını âciz ve yalnız görerek çıkarlarını dikte etme politikası, bu kez de hüsrana uğrayacaktır… ABD’nin bu ülkelere uyguladığı politikaların ekseninde özgürlük, barış ve demokrasi yattığı algısını dünya bir zamanlar ?’e varan oranlarda ‘yiyordu’… Artık yemiyor… Aynı şekilde İsrail’in mağduriyet yaratıp sözüm ona kendini savunma bahanesiyle düzenlediği saldırıları ve yayılma politikalarını da kimse yemeyecek…

6

Dünyanın çeşitli başkentlerinde insanlar protestolara başladılar bile… Öğrencilik yıllarımızdaki Vietnam gösterileri geldi bir an aklıma… “Bir, iki, üç, dört, daha fazla Vietnam; Ho Chi Minh’e bin selam!” sloganıyla anti-emperyalist yürüyüşlerimiz… Sonra da ABD askerleri ve yandaşlarının Saigon’daki Büyükelçilik binasının tepesine inip oradan kalkan helikopterle son uçak gemisine erişmek üzere trajik kaçışlarını gösteren belgesel filmler… Hoş Hollywood, Vietnam ve dünyanın dört bir yanında uğradığı ABD yenilgilerini örtbas etmek için Rambo’yu, Argo’yu, Spy Game’i ve diğer yüzlerce filmi çekti ama nafile… ABD ve İsrail’i bekleyen mukadderat değişmeyecektir… “My future is my past” (Geleceğim geçmişimdir) demiş Churchill… ABD ve İsrail’in bu insanlık dışı saldırganlıklarının, onlar adına nelere mal olacağını tahmin etmek için geçmişe bakmakta yarar var…”