Yaşanan olaylar, yıllar sonra yayınlanan bir belgeselde Janet Hodgson tarafından "Her şey arka yatak odasında başladı, şifonyer hareket etti ve ayak sürüme sesleri duyuluyordu. Anneme neler olduğunu anlattık ve kendisi görmeye geldi. Dolabın hareket ettiğini gördü. Geri itmeye çalıştığında başaramadı" şeklinde özetlenecekti.
Peggy Hodgson'ın en büyük çocuğu Margaret ise gördüklerinden sonra büyük korkuya kapıldıklarını belirterek, yaşananlar için şunları söyleyecekti:
"Evde tuhaf küçük sesler vardı, ne olduğunu anlayamıyordunuz. Hiçbirimiz uyuyamadık. Üstümüzü giydik ve odadan hızlıca ayrıldık. Bu sırada komşularımızdan yardım istedik. İri bir inşaat işçisi olan komşumuz Vic, neler olduğunu anlamak için evimize girdiğinde gördükleri karşısında onun da korkuya kapıldığını fark ettik. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Hiç bu kadar korkmuş bir adam görmemiştim."
Peggy Hodgson ve komşuları, yaşanan olaylara bir anlam veremeyince son çare olarak polisi aramaya karar verdi. Ancak kısa bir süre sonra eve ulaşan polis memurları da gördükleri karşısında şaşkına döndü.
Evdeki bazı mobilyalar kendi kendine hareket ediyordu ve polislerin yaptığı incelemede bu mobilyalara bağlı olan bir ip veya kablo bulunamamıştı. Yaşanan olayın adli bir vaka olmadığını belirten polisler, yapabilecekleri bir şey olmadığını söyleyecek ve evden ayrılacaktı.
Yaşanan garip olayların devam etmesi üzerine basınla temasa geçen ailenin evi, bir süre sonra birçok gazeteci tarafından ziyaret edildi. Ailenin yaşadığı olaylar bir noktadan sonra sadece İngiliz basını için değil dünya basını için de gündem maddelerinden biri haline geldi.
Bölgeyi ziyaret eden İngiltere merkezli Daily Mirror gazetesinin fotomuhabiri Graham Morris, evde yaşanan olayları "Kaos vardı, her şey ortalıkta uçuşmaya başladı, insanlar çığlık atıyordu" şeklinde özetledi. Yaşanan olayların bir kısmı fotoğraf makineleriyle belgelenmişti. Görgü tanıkları ise özellikle 11 yaşındaki minik Janet üzerinde yoğunlaşmıştı.