Prof. Dr. Mehmet İnan, “Biz burada üniversitemizin altyapı projesi olarak 2,5 yıl önce bir proje başlattık. Vücuttaki sitokin fırtınası durduran bir molekül gerçekleştirdik. Denemelerimiz oldu, maya hücrelerinde çok iyi sonuçlar aldık. Genden sıfırdan başlayıp bunu mayaya aktarıp, laboratuvar ortamında küçük tüplerde daha sonra biraz büyüğüne rekatör sistemine geçirerek ürünü saflaştırıp formülüz ederek insanlara ya da önce farelere denememiz gerekiyor. Biz farelerde sitokin fırtınasının durduğunu ve bunların fareye zarar vermediğini göstermemiz gerekiyor. Bunları da gösterdikten sonra endüstriyel ortamda Türkiye’den bir firmalarla teknoloji transferini yaparak iyi üretim uygulamalarını yaparak insan denemelerini başlatacak sürece giriyoruz. Bizim ilacımızın 5 yıl gibi önünde bir süreç var. 10’un üzerinde hocamız ve öğrencilerimizin katkısıyla bu işi gerçekleştirdik" sözlerine yer verdi.
“Projemiz, gelecekteki sağlık risklerine karşı hazırlıklı olabilmek adına alt yapı oluşturma amacını taşıyor. Ben bu projenin de gelecekte kanser aşısı başta olmak üzere çok önemli çalışmalara önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” ifadelerini kullanan Özkan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Geliştirme aşamasında olan ilacımız özellikle organ naklinde vücudun organ reddetme riskini azaltmak amacıyla kullanılan bir ilaç grubunda yer alıyor. Bu ilaçlar, dünya genelinde toplamda yaklaşık 30 milyar dolarlık bir pazara sahip. Her yıl ülkemizden de bu ilaçlar için milyonlarca dolar yurt dışına çıkıyor. Aynı orijine sahip benzer bir ilacın ABD’de patent hakkının 1 milyar dolara satılmış olması bile, bu ilacın değerini gösteriyor. İlaç adayımızın Ar-Ge çalışmaları tamamlanarak hayvan deneyleri aşamasına geldi. Bu aşamasının tamamlanması ile endüstriyel üretim ve klinik çalışmalarının tamamlanması için teknoloji transferi yapmaya hazır hale gelecektir. En kısa sürede ilaç firmalarımızdan haklı bir ilgi görerek ticarileşmesini, böylece ülkemizden çıkan milyonlarca doların ülkemizde kalmasını diliyorum. Bu projenin başarısı, sadece bilimsel bir kazanım değil, aynı zamanda üniversitemizde ilaç geliştirme altyapısının ve insan kaynağının oluşturulması ile ekonomimize önemli bir katkı sağlayacaktır. Savunma sanayisi ne kadar önemli ise sağlık sektörü de o kadar önemlidir. İlacın ülkemize de çok ciddi katkısı olacak. Onaylanırsa dünyada beşinci ilaç olacak.”