AKİT MENÜ

Medya

Mehmet Metiner, “Bir bu eksikti” deyip bombaladı! “Kürt imam, Türk kaymakam” için olay sözler

Mehmet Metiner, Kulp Kaymakamı ile cami imamı arasında cuma hutbesi nedeniyle çıkan tartışma-darp iddiasıyla ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. “Kimin haklı-kimin haksız olduğundan bağımsız bir şey söylüyorum: Hepimizin katkısıyla ortaya çıkan bu sonuç tamamen yanlış ve tehlikeli bir mecraya sürüklenmek isteniyor” uyarısında bulunan Metiner, Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde şunları kaydetti:

2

Mehmet Metiner, Kulp Kaymakamı ile cami imamı arasında cuma hutbesi nedeniyle çıkan tartışma-darp iddiasıyla ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. “Kimin haklı-kimin haksız olduğundan bağımsız bir şey söylüyorum: Hepimizin katkısıyla ortaya çıkan bu sonuç tamamen yanlış ve tehlikeli bir mecraya sürüklenmek isteniyor” uyarısında bulunan Metiner, Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde şunları kaydetti:

3

“Hakikaten de bir bu eksikti. İmamın Kürtlüğü, Kaymakamın Türklüğü üzerine oturan bir tartışmanın zararını görmeyecek kadar siyasal körlüğe sahip olanlar olayı bir de ülkücülük zeminine çekmeye başladılar. İmam, şehitlerimize dua okumayan PKK’lı veya PKK yancısı bir Kürt, Kaymakam ise şehitlerimize dua okumaktan kaçınan İmama haddini bildiren ülkücü Kaymakam kulvarına yerleştirilince haliyle “hain-kahraman” denklemi ortaya çıkıyor. İmam, AK Parti’yi destekleyen bir sendikamızın üyesi olunca sendika hiddetle ve şiddetle tepki koyuyor. Sendikanın iddiası, Kaymakam’ın caminin içinde İmamı darp ettiği yönünde. Sendika adına yapılan açıklamanın dili çok hiddetli ve şiddetli olunca, dahası İçişleri Bakanı’nı göreve çağıran buyurgan bir ton taşıyınca olay bu kez Kaymakam’a sahip çıkıp İmamı ve sendikayı yerden yere vuran bir yeni mecranın açılmasına yol açtı. Mesele “Ülkücü Kaymakam” üzerinden iyice köpürtülüp “Kürt İmam” vurgusu da öne çıkartılınca bu kez mesele “Türklük-Kürtlük” gibi son derece zararlı bir boyuta savruldu.

4

Sosyal medyada Kaymakam’ı destekleyenler ile Kaymakam’ı eleştirenler sıra sıra boy göstermeye başladı. Herkes kendi pozisyonunu gösterme ihtiyacı hissetti. İçişleri Bakanımız değerli Ali Yerlikaya gerekli açıklamayı yaptığı halde sendika yetkililerinin yanı sıra bir kısım vali ve kaymakamlarımızın da sosyal medya hesapları üzerinden birbirleriyle adeta hesaplaşma yarışına girişmeleri pek bir manidar! Çok sert ve kırıcı söylemler havada uçuşmaya başladı. “Kürt imamlar ülkücü Kaymakam tarafından darp edilen İmamı ziyaret etti” haberleri tedavüle sokuldu. “Ülkücü Kaymakam olmaz mı? Bal gibi olur. Keşke kafasını kırsaydı” yorumları gündeme oturdu. Ve birden mesele “Kürtlük-Türklük” eksenine böylece oturtuluverdi. Olacak şey değil! Ama hepimizin sayesinde oldu bu.

5

Ben kimin haklı-kimin haksız olduğundan bağımsız bir şey söylüyorum: Hepimizin katkısıyla ortaya çıkan bu sonuç tamamen yanlış ve tehlikeli bir mecraya sürüklenmek isteniyor. Evvela bunun önünü almak gerekirken hâlâ tarafların birbirlerine tahkir ve tezyif içeren sözlerle yüklenmeleri Allah aşkına söyler misiniz kimin yararınadır? Biraz sakin olalım. Öfkemizi aklımızla kontrol edelim. Olaya serinkanlı bakalım. Olay nedir? Bir imam, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde cuma hutbesinde şehitlerimizle ilgili bölümü okumuyor. Kasten okumadıysa affedilmez bir hata. Burada kasıt mı var, PKK korkusu mu var, PKK sempatizanlığı mı var bilmiyoruz. Çünkü bizler o İmamı tanımıyoruz. O İmamı tanımadan bilmeden hakkında konuşmamız yanlış. Ama niyetini bilmediğimiz halde eylemini eleştiririz elbet. Şehitlerimize rahmet dilenen o cümleleri okumaması, eleştirinin ötesinde bir tepkiyi hak ediyor. Kaymakam’ımızın gösterdiği tepki bu açıdan doğru bir tepkidir. Ama bu tepki darp diye tanımlanan fiziki bir müdahaleye dönüştü mü dönüşmedi mi, dönüştüyse nasıl dönüştü bilmiyoruz. Yani olayın oluş şekli ve ayrıntıları tarafımızca bilinmiyor. Karşılıklı sözlü bir sataşma esnasında itiş kakış oldu mu olmadı mı, bilmediğimiz ayrıntılar bunlar. Bunu bilmediğimiz halde Kaymakam’ımızın, yapmışsa bile iyi yapmıştır biçiminde sahiplenilmesi, hukuk devleti açısından kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Sonuçta nahoş bir durum olduğu aşikâr. AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen sendika üyesi İmam, anlam veremediğim biçimde şehitlerimizle ilgili bölümü atlıyor, Kaymakam’ımız da buna haklı olarak tepki gösteriyor. İmamın bu tavrı nahoş, sonrasında medyaya yansıyan iddialar da nahoş ötesi. Doğruluğunu-yanlışlığını bilmeden “Türklük-Kürtlük” veya “Ülkücülük” meselesi üzerinden pozisyon alıp kavgayı başka mecralara taşımak da ziyadesiyle can sıkıcı. (...)"