Peki, ne oluyor dersiniz? Hiçbir şey. Herkes üç maymun oynuyor, kör ve sağır kesiliyor. Olay yeni değil eski; birileri medyaya sızdırmasa hiç yaşanmamış olacak. Vatandaşın da bu rezalet ve kepazelikten haberi olmayacak.
Hadi saldırıya uğrayan, tehdit edilen kişi korktu diyelim. Bu yüzden de polise ve savcılığa gitmedi. Olayı kimse ile paylaşmadı. O kadar dayak ve hakareti sinesine çekip barbarların dümen suyuna girdi, ne deniliyorsa onu yaptı.
Ama araştırdım öyle değil. Pislik ortaya dökülene kadar, olaydan pek çok kişinin haberi varmış. O görüntüler siyaset çevrelerinde elden ele dolaşıp duruyormuş...
İşte asıl ve önemli sıkıntı burada. Durum bu olunca, akla gelen o kadar çok soru var ki...
Acaba dayak yiyen, tehdit edilen, aşağılanan İyi Parti Beypazarı İlçe Başkanı'na, "Aman ha" mı denildi? Ya da "Sus, konuşma, şimdi başımıza iş çıkarma" diye uyarıldı mı? Mafyatik siyasetin devam etmesi için devreye aracılar mı girdi?
Öyle ya...
Olayda adı geçen, söz konusu olan, kendisinden zorla özür diletilen kişi Mansur Yavaş. Bir dönem İyi Parti ve Meral Akşener'in gözdesiydi. Öyle ki Cumhurbaşkanlığı Koltuğuna oturtulup, Türkiye'nin kendisine teslim edilmesi düşünüyordu.
Kim bilir, belki de bu rezalet o yüzden gizlendi ve kamuoyunun bilgi sahibi olması engellenmeye çalışıldı.
Öyle ya da böyle...
Sonunda kanalizasyon patladı, pislikler ortaya dökülmeye başladı.
Şimdi yapılması gerekenler belli. Türkiye'nin Başkenti olan Ankara'nın göbeğinde sergilenen bu vahşet ve barbarlığın, hukuken ve siyaseten bir bedeli olmalı. Herkes eteğindeki taşları dökmeli. Kamuoyu ve seçmen neler olup bittiğini görmeli. Nutuklar, algı operasyonları ve reklamlar, yerini gerçeklere bırakmalı.
Aksi takdirde bu yük taşınamaz!”