Sağlık
Kaçış sendromu nedir? Kaçış sendromu tedavisi mümkün mü?
Kaçış sendromu nedir? Milyonlarca kişi "Kaçış sendromu belirtileri nelerdir?" , "Kaçış sendromu neden olur?" , "Kaçış sendromu tehlikeli mi?" sorularının cevabını araştırıyor. Peki, kaçış sendromu tedavisi mümkün mü?
Kaçış sendromu nedir? Milyonlarca kişi "Kaçış sendromu belirtileri nelerdir?" , "Kaçış sendromu neden olur?" , "Kaçış sendromu tehlikeli mi?" sorularının cevabını araştırıyor. Peki, kaçış sendromu tedavisi mümkün mü?
Kaçış sendromu hastalığı bir kez daha gündeme geldi. Peki, ama nedir kaçış sendromu? İşte, detaylar…
Kaçış sendromu nedir?
Kaçış sendromu dünya üzerinde son derece nadir görülen hastalıklardan biridir. Kaçış sendromu 1960 yılında Dr. Clarkson ve arkadaşları tarafından keşfedildi. Kaçış sendromu bir diğer ismiyle sistemik kılcal kaçak sendromu (SCLS), kan damarlarından komşu vücut kavitelerine (boşluk) ve kaslarına tekrarlayan büyük miktarda plazma sızıntısı ile karakterize nadir görülen bir hastalıktır. Bu, kan basıncında, tedavi edilmediğinde organ yetmezliğine ve ölüme neden olabilecek keskin bir düşüşe neden olur.
Kaçış sendromu belirtileri nelerdir?
Aşırı susuzluk Kas ağrıları Sinirlilik Yorgunluk Karın ağrısı Mide bulantısı Ani kilo kaybıKaçış sendromu nedenleri nelerdir?
Kaçış sendromu dünya genelinde çok nadir görülmekle birlikte tıp literatüründe halen birçok araştırmaya konu olan bir hastalıktır. Damarların dışına protein, mineral ve sıvı geçişi olması nedeniyle ciddi şok tablolarına neden olan bu hastalıkta, damarların içinden vücudun çeşitli kısımlarına sıvı kaçışında rol oynayabilecek çeşitli olasılıklar üzerine durulsa da hastalığın oluşumuna yol açan kesin nedenler tam olarak bilinmez. Bununla birlikte hastalığın nedenlerine yönelik olarak son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda hematolojik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar başta olmak üzere, bazı ilaç türlerinin kaçış sendromu oluşumuna zemin hazırlayabildiği tespit edilmiştir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları, ağır sepsis tabloları, karbonmonoksit zehirlenmeleri, lenfoma ve hemofagositik sendrom gibi bazı hastalıkların da kapiller kaçış sendromuna neden olabileceği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca kedi ve köpek gibi hayvanların dışkılarının da bu hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği belirtilmektedir.
Kaçış sendromu tedavisi mümkün mü?
Kaçış sendromu hastalığında tedavi, kapiler sızıntının azaltılmasını ve bu nedenle oluşabilecek atakların önlenmesine yönelik olarak uygulanıyor. Hastalık hala gizemini koruyor, bu nedenle kaçış sendromu tedavisi için hastalara temkinli yaklaşılıyor. Hastalık süreci takibe alınarak vücudun ihtiyacına yönelik yöntemlerin uygulanması gerekiyor. Atak geçirerek strese giren hastanın tansiyon düşüklüğünün dengelenmesi için hastanın damarlardaki sıvı ve elektrolit dengesi korunması organların sağlıklı bir şekilde çalışmaya devam etmesi için önem taşıyor. Hastalığa yakalanan kişinin yaşamsal fonksiyonlarını yitirmemesi açısından organlarda ödem toplanması, kan veya sıvı birikmesi kontrolleri yapılıyor. Sonuçları belirsiz olarak değerlendirilen SCLS tedavisi genellikle destekleyici olarak uygulanıyor ve çok yönlü bir yaklaşım gerektiriyor.
İlk olarak hasta alerjik reaksiyon olarak tanımlanabilecek "anaflaktik şok" veya "septik şok" olarak tabir edilen durumları yaşamadığı kesinleştiriliyor. Zira akut böbrek yetmezliği yaratabilecek durumlar da kaçış sendromu hastalığı ile karıştırılabiliyor.
Kesin tanıyı ortaya koymak için gereken laboratuvar testlerinin yapılmasının ardından kandaki değerlerin tekrar düzenlenmesinin sağlanması gerekiyor. İmmün sistemi düzenleyici ilaçlar, tansiyon ilaçları ve kortizol seviyesini düzenleyici bir takım ilaçların yardımı ile tedavi süreci kişiye göre özel olarak başlıyor. Ödemi önlemek ve sıvı takviyesi yapmak için koloit çözeltileri ile vazopressör tedavisi ve mantıklı sıvı replasmanı ile hasta kontrol altına alınıyor. Böbrek ve karaciğer profili/ABG/DIC taraması gerektiği şekilde tekrarlanması gerekiyor. Yaşamsal belirtilerin sürekli olarak takibe alınması gerekiyor. Hastanın zihinsel durumunun iyileştirilmesi, kalp hızının stabilizasyonu ve normalleştirilmesi için gerekli çalışmalar uygulanıyor. Klinik deneyim sürecinde akut atakların şiddetini ve sıklığını azaltabileceğini düşündüren hastalar teofilin ve terbutalin ile tedaviye başlanabiliyor. Hastanın karaciğer transaminaz seviyeleri kontrol altına alınıyor. Tedavi sürecinde teofilin ve terbutalin gibi bronkodilatör ilaçlar da kullanılabiliyor lakin yan etkileri gerekçesi ile bu yaklaşım uzmanlar tarafından tercih edilmiyor.