Gündem
Abdurrahman Dilipak’tan dikkat çeken ifadeler! ‘En büyük zaaflarımızdan biri…’
Gazetemiz Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak ‘Hal ve gidiş nasıl!’ başlıklı yazı kaleme aldı. Dilipak, ‘Dünyanın, bölgenin ve memleketin gidişatı çok iyi değil. Yani, herkes kötü biz iyi değiliz. Hatta bizimkiler de, onların kavram ve kurumları ile onlar gibi düşünüyor ve onlar gibi yaşamaya özeniyor. Bu da en büyük zaaflarımızdan biri. Sonuçta tefrikaya düşüyoruz’ dedi.
Gazetemiz Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak ‘Hal ve gidiş nasıl!’ başlıklı yazısında, ‘Dünyanın, bölgenin ve memleketin gidişatı çok iyi değil. Yani, herkes kötü biz iyi değiliz. Hatta bizimkiler de, onların kavram ve kurumları ile onlar gibi düşünüyor ve onlar gibi yaşamaya özeniyor. Bu da en büyük zaaflarımızdan biri. Sonuçta tefrikaya düşüyoruz’ dedi.
“Biz kendimizi değiştirmeden, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmez” diyen Abdurrahman Dilipak, “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden ekinler, hayvanlar ve insanlar olarak bizler fesada uğrayabiliriz. Allah müfsidleri birbirinin başına musallat edebilir. Bizim ise kendilerini “ıslah ediciler” olarak tanıtan müfsitlerden uzak durmamız gerekir. Sonra ateş bize de dokunur” dedi.
İşte Dilipak'ın ilgili yazısı:
Eskiden karnelerde bir de böyle bir not vardı: Hal ve gidiş. Hali hazır durum ve gidişat nasıl sorusunun cevabı olarak bir not verilirdi. İnsanlar birbirlerine “ahval nasıl” diye sorarlardı. Yani “Gidişat nasıl” derlerdi.
Gidişat iyi değil. Ama bir not daha: Allah (cc), bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir.
Yani hemen umutsuzluğa kapılmamak gerek.
Ahval, “hal’ler” demek. Yani işlerimiz, sağlığımız nasıl diye sorardı insanlar. Sormak, paylaşmak demekti.. Çünkü bilirlerdi ki, “kederler paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalırdı”. Ama artık paylaşmak değil, yıkıcı rekabet, hatta çalmak moda.
Çözüm adresi belli: “Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.” Ama biz kendimizi değil, hep kibirlenerek, buyurgan bir eda ile başkalarını değiştirmeye çalışıyoruz. Bu gayeye yönelik olarak başkalarına karşı İlahlık ve Rablik taslıyoruz.