Siyaset
AK Parti'ye evet!
Gazetemiz yazarı Yaşar Değirmenci, çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
İşte o yazı:
Bu seçim her zamankinden daha hassas davranmamızı, teyakkuz hali içinde oy vermemizi gerektiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN düşmanlığında birleşen ‘şer ittifak’a karşı mutlaka ‘hayır ittifakı’ olarak AK Parti'ye oy vermek gerekiyor. Gönül rahatlığı ile oy vereceğimiz elbette düşünülemez. İçinde bulunduğumuz şartlar ve diğer partilerin durumu ve yüklendikleri/yükledikleri misyona karşı nefsi hesap yapmadan millet ve ümmet şuuru içinde hareket ederek ‘şer cephesi’nin oyununu ‘oy’larımızla bozmamız gerekiyor.
Geçen seçimdeki dikkatsizlik, kırgınlık, önemsememezliklerin sonucundaki mevcut durumun değişmesi için sorumluluğunu idrak eden insanların heyecan ve hassasiyetleri, 7 Haziran’ı 1 Kasım’ın telafi edeceği umudunu taşıyor.
Hayal bile edemeyeceğimiz hizmetler. (Başörtü zulmüne, üniversiteye girişte İmam Hatip mezunlarına uygulanan puan ve katsayı haksızlığına, sekiz yıllık kesintisiz eğitim kumpasına son verdiği için. Dün başını örten hanımefendiyi Meclis’ten kovanlara karşı devletin bütün kurum ve kuruluşlarını, örten ve örtmeyene eşitlik getirdiği için. Çocuklarımıza dinini, kutsal kitabını ve sevgili peygamberini öğrenme imkanı veren seçmeli dersleri koyduğu için. Kurucu lideri “Dünya beşten büyüktür” diyerek zalimlere ders verdiği için.
Zalim İsrail’in devlet başkanına Davos’ta, dünyanın gözü önünde “siz zalim ve katilsiniz” diyebildiği için. Dünyanın neresinde zalim varsa onlara karşı, nerede mazlum varsa onların yanında durduğu için. Merhametsiz, vicdansız ülkeler birkaç bin mülteciyi kabul edebilmek için kırk dereden su getirirken iki milyondan fazla mülteciyi yıllardır barındırdığı için. IMF’ye borcumuzu ödeyip üzerimizden alçaltıcı bir kamburu attıktan sonra “isterseniz size borç verebiliriz” diyebilecek bir ülke ekonomisini yönettiği için. Yalnız Türkiye’nin değil, İslam dünyasının ümidi haline geldiği için.
Daha bir sürü madde sayılabilir. Yatırımlar, projeler, köprüler, yollar, sağlık ve eğitim reformları, vs.) Diğer partilere baktığımızda MHP’nin sicili bozuk. Başörtü meselesi, Kuran okumanın ilköğretimi bitirme şartına bağlanması, meslek liselerinin katsayı zulmü vs. muhafazakâr kesimin hassasiyetlerini koalisyon döneminden beri kale almayan bir parti. CHP malum. Üstad Necip Fazıl’ın ifadesi ile ‘Bu milletin ruh köküne kezzap döken parti.’ HDP ‘tek millet, tek devlet, tek bayrak’tan rahatsız olan eli kanlı terör örgütünün siyasî uzantısı.
Saadet ve Büyük Birlik Partilerinin barajı geçmeleri imkansız. Peki sağduyulu seçmen kime oy verecek? AK Parti’de bazı sıkıntıları görse de, gönül rahatlığı ile olmasa da isteyerek veya kerhen oy verecekleri parti AK Parti’dir. Bu tercihle milletimizin sağduyusunu bilmeyen, tanımayan ‘monşer’lere de tokat gibi cevap verilmiş olacak sandıkta. Normalleşemezsek, hiçbir temel meselemizi sahipsizlikten kurtaramayız. İçimizden çıkardığımız ‘adam gibi adamlar’ımız, kast ve vesayet rejiminden beslenenlerden kurtulmak için, doğrudan-haktan yana olup, yanlışa haksızlığa tepki koymak için, adaletin ikamesi, kanın durması, kandan ve zulümden beslenen eşkiyaya haddini bildirmek için herkesin safını belli edeceği bir fırsattır bu.
TARAFSIZ KALMAK BÜYÜK BİR VEBALDİR
Hangi mülahaza ile olursa olsun Başbakanın yanında olmamak, tereddüt geçirmek, tarafsız kalmak, son pişmanlığın fayda getiremeyeceği büyük bir vebaldir. Zira; Benim amellerimin hesabını başkası vermeyecek. Bizim sorumluluğumuzu başkası yerine getirmeyecek. Hz. İbrahim’in atıldığı ateşin sönmesi için su taşıyarak olunması gereken yerde mi, yoksa ateşin devamından yana olup odun taşımaya devam mı? İz’an ve insaf sahibi olan, ifrat ve tefrite düşmeyen herkes, pırıl pırıl, yıpranmamış, akçeli işlerle uzaktan yakından alakası olmayan, siyaseti hizmet olarak gören içimizden biri ‘Hoca’ya tek başına hükümeti kurma görevi vermeli.
DAHA İYİSİ YOKSA...
Daha iyisi yoksa, ideal olanı gerçekleşmemişse, “tamamı elde edilemiyorsa cüz’ünü terk etme!” kaidesince de geleceğin inşası için Başbakana EVET! Şehitlerin emaneti dul ve yetimlerin gazilerin, özürlülerin, kadınların, memurların, emeklilerin daha iyi imkanlara kavuşmaları için EVET! Peki diğer adaylara ‘Evet’ diyenlerin AK Parti ve Recep Tayyip ERDOĞAN düşmanlığının dışında gösterdikleri bir sebep var mı?
Diğer partilere oy vermeyi düşünenler, tereddüt içindekiler, kararsızlar, bir vicdan muhasebesi yapıp “vicdan terazisi”nde bunun vebalinin nelere sebebiyet vereceğini, statüko ve vesayet rejiminin devamı manasına gelineceğini, bu meselenin bir parti meselesi olmadığını düşünmeliler.
Hele kurulduğundan beri din düşmanlığını kuruluş misyonu haline getirmiş, sırf dini hizmetlerinden dolayı astırdığı din âlimlerinin kanları, bedduaları altında akla her geldiğinde zulmü, gözyaşını hatırlatan CHP’ye, maalesef onunla aynı çizgiye Bahçeli ile gelmiş MHP’ye, kan ve zulümden beslenen HDP’ye, birkaç ‘oy’un dahi önem arz ettiği böyle bir ortamda barajı aşamayacağı kesin Partilere oy vermenin vebaline girilebilir mi?
Siyasî iktidarlar devamlı olmazlar. Yıpranırlar, taahhütlerini yerine getiremezlerse değişirler. Önemli olan husus, halkoyu ve iradesi ile gelen bir iktidarın yine halkoyu ve iradesi ile gitmesidir. Vesayete, ‘monşer idaresi’ne alışmış, ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya gibi devletlerin Türkiye üzerindeki plan ve oyunlarının gerçekleşmesinde kullanacağı, kendi ülke ve milletini tanımadan emir/komuta ile oy verecekler Hesap Günü’nü unutmasınlar. “Parti-kolik” olmayalım. Kafamızı, irademizi başkalarına ipotek ettirip sürüleşmeyelim.
Şahsiyet olup değişime katkımız olsun. Mevcut oligarşik yapı; bürokrasideki, hukuk kurumlarındaki, ekonomideki konumlarını kaybetmemek için “mücadele” veriyorlar. Ya bu yapı milletin seçtiği oylarla değişecek yahut eski yapının devamı manasına gelen fildişi kulede yaşayanların seçimi ile sürecek. Onun için tercihimizle kimlerin yanında olunduğumuzu gözden geçirelim.
Başörtüsünün serbest olması kararına iptal davası açmak dahil, öğrencilere belediyelerin verdiği bursların kesilmesi dahil, vatandaşın lehine her türlü faydalı kararın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne koşan CHP ile, mâzisini inkâr eden, tabanı ile irtibatını koparmış milliyetçilikten “ulusalcılık”a dönmüş, 7 Haziran seçimlerinin sonucuna razı olup AK Parti ile koalisyon yapmayan bir MHP ile, bu millete pusular kurup planlar hazırlayan bölücü terör örgütü PKK ve onun piyonu HDP ile yan yana olmayalım. Milleti millet yapan değerlerle kavgalı, gizli çetelerle işbirliği içindekilerle aynı fotoğraf içinde bulunmayalım.
Çok mesafe alınsa da değişmeyen-değiştirilemeyen statülerinden dolayı bazı kurumları asli görevlerine çekmeye çalışan, mazlum ve mükedder milletlerin umudu olmuş Lider ülke Türkiye sevdası sizleri heyecanlandırmıyor mu? Ülkemiz dışındaki Türk ve İslam âleminin insanlarının heyecan, ilgi ve merakı, sizler için bir kıymet ifade etmiyor mu?
Basit-iğreti-mide bulandıran polemiklerle, seviyesiz ithamlarla, kendi tezlerinden ziyade ‘Tayyip Düşmanlığı’ndan başka hiçbir malzemeleri yok bunların. Seçimde tercihimizi yaparken gereken hassasiyet ve sorumluluk bilinci gösterilmezse “korunması gereken değerlerin kaybedilmesine, alınması gereken değerlerin alınamamasına, elenmesi gereken değersizliklerin katlanarak sirayetine” sebebiyet veren bir “sosyal çöküş”e gidilme tehlikesi doğar.
Sorumluluğumuzu yerine getirme şuuru, mutluluğumuzun da kaynağıdır. Önemli olan, belirli şartlar ve imkânlar çerçevesinde “gerekli, mümkün ve doğru” olanları gerçekleştirme durumumuzdur. Gücümüzün ve irademizin dâhilinde olan, “duyuş-düşünüş-duruş-eylem” imkânları ve “ruhî-kalbî-aklî” tercih halleri bizi “sorumlu” ve bir mutluluk yolunun açılmasını “mümkün” kılar. İşte bu seçim, böyle bir sorumluluğu yerine getirme imkan ve fırsatının bizlere verilmesidir. “Nasılsanız öyle idare olunursunuz” meselesi de irademizi kullanmamızla alakalıdır. Rabbim bu seçimi de hayırlara vesile kılsın.
Yazımı bitirirken bir âyet hatırıma geldi paylaşayım.
‘…Sakın hainlere taraftar olma. Ve Allah’tan af dile, çünkü Allah çok bağışlayandır, rahmet kaynağıdır. Kendilerine ihanet edenleri de savunma! Hiç şüphesiz Allah, kendisine ihaneti meslek edinip, boğazına kadar günaha batanları sevmez.’ (4 Nisa 105-107)