Siyaset
Ya tasmasını tutun ya önümüzden çekilin
Rusya ve İran destekli Esed’in bölgedeki sivilleri ve Türk askerini hedef almasını değerlendiren siyasiler ve uzmanlar, rejimin kirli operasyonu sürdürdüğü taktirde Türkiye’nin soluğu Şam’da alacağına dikkat çekti. Uzmanlar, Rusya’nın ya Esed’i durdurması ya da Türkiye’nin önünden çekilmesi gerektiğini ifade etti.
Göksel Çağlav/Ankara Mustafa Durmaz/İstanbul
Rusya ve İran destekli katil Esed rejimi, Türkiye’nin tüm uyarıları ve diplomatik temaslarına rağmen alçak saldırılarından vazgeçmiyor. Ankara’da Rus heyetiyle görüşmeler sürerken, Halep bombalandı, katil Esed ise Mehmetçiğin kanını döktü. Geçen hafta 8 askerimizi şehit eden teröristler, önceki gün de 5 Mehmetçiği top ateşleriyle şehit etti. Türkiye’nin İdlib’den geri adım atmayacağını ifade eden siyasiler ve uzmanlar, Esed rejiminin garantörü Rusya ve İran’ın bir tercih yapmasının vaktinin geldiğini, ya rejimin saldırıları durdurması ya da aradan çekilmesi gerektiğini ifade ettiler.
Metiner: Kanlarında boğarız
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti 26. Dönem İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, “Kan dökenler, döktükleri kanda boğulur. Türkiye, Şam’daki eli kanlı diktatörü düşürmesini gayet iyi bilir” dedi. Rusya’nın ikili oynadığına dikkat çeken Metiner, “Rusya’nın oyun planı ne dostluğa ne müttefikliğe sığar. Eğer bu saldırılar devam ederse soluğu Şam’da alırız, bunu yapanların tepesine gök kubbeyi indirmesini biliriz. Bizler kan dökülmesin diye İdlib’teyiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü üzerinden ‘Türkiye’nin İdlib’te ne işi var?’ diyenler, acaba kendilerine Suriye’nin toprağında PKK’nın ne yaptığını, ABD’nin Suriye topraklarında devriye atmasını izah edebilir mi?” ifadelerini kullandı.
Metiner, “Suriye’ye ait olan Golan Tepeleri, İsrail tarafından işgal edilmiştir. Rusya, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda samimiyse neden İsrail’e tek bir kelime etmez? Türkiye’ye yönelik hiçbir saldırı, asla karşılıksız bırakılmaz. Rusya’nın emrindeki katil Esed’in ipini eline almazsa Şam’a girmemiz kaçınılmazdır. Türk milleti kolay kolay ayağı kalkmaz ama kalktığın da bu milleti yerine oturtacak bir güç yoktur” dedi.
Tunç: saldırıların sorumluları ortadadır
TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da Mehmetçiği hedef alan Esed rejiminin saldırganlığı ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, Suriye’de kurulması planlanan tüm terör koridorlarını bozdu. Olası göç dalgalarının önüne geçebilmek için İdlib’te yaşanan krize müdahale etmek zorundaydı. Hem Astana hem Soçi anlaşmasına uymayan taraflar, bu saldırıların sorumlularıdır” açıklamasında bulundu.
Saldırılar karşılıksız kalmaz
Ağar: Kalıcı çözüm şart
Güvenlik Uzmanı ve Stratejist Abdullah Ağar ise Suriye’nin kaynayan bir kazan olduğunu kaydederek, “Son saldırı sonrası verdiğimiz mütekabil ya da mütekabil üstü tepkiler sorunu çözmüyor. Aksine sorunu derinleştiriyor” dedi. Kalıcı çözümlere ihtiyaç olduğunu belirten Ağar, “Öncelikle, gözlem noktaları ile M4 karayolu ve M5 karayolu arasındaki alanın silahtan ve insandan arındırılması gerekiyor. Ruslar ise bunun karşısında duruyor” şeklinde konuştu.
Rusya askeri bir çözümden yana
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Salih Yılmaz, Rusya’nın İdlib’e tek taraflı baktığını belirterek, “Bu saldırılar için aslında çok uzun zamandır Esed rejiminin bir hazırlık içinde olduğunu söyleyebiliriz. Üst üste gelen bu saldırılarla Rusya ile Türkiye arasında bir kriz çıkarılmak isteniyor. Rusya ise sorunu askeri çözümle sonlandırmak istiyor. Rusya’nın İdlib’e tek taraflı bir bakış açısıyla bakması, bundan sonraki dönemde Türkiye’nin de olaylara tek taraflı bakmasına neden olabilir. Bu da Rusya açısından büyük bir kayıp olur” ifadelerini kullandı.
Türkiye bölgede tek başına yürümek zorunda
ASSAM güvenlik uzmanı emekli Albay Ersan Ergür de, İdlib’de son bir ayda meydana gelen olayları şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’nin her alanda olduğu gibi dış politikasında da yalnız ve tek başına bir politika yürütmek durumunda olduğunu ortaya koymuştur. İdlib’de daha önce rejim saldırıları olduğu halde askerlerimizden şehit ve yaralılar olmadığından daha soğukkanlı ve yapıcı bir diplomasi yürüten Türkiye vardı. Ancak son iki saldırıda şehit ve yaralılarımızın olması artık Türk askerinin bölgede meşru müdafaa gereği askeri harekat yapmasını meşru kıldı.”