Gündem
'Artık Avrupa Birliği düşünsün'
Avrupa Birliği komisyon heyetinden bir yetkilinin, AB Bakanı Beril Dedeoğlu’na yaptığı ‘mülteci’ teklifi Türkiye’nin gündemine oturdu.
Avrupa Birliği geçtiğimiz günlerde Türkiye için İlerleme Raporu’nu açıklamıştı. Açıklanan raporun detayları çok konuşulurken, Avrupa Birliği Bakanı Beril Dedeoğlu’nun dün yapmış olduğu açıklamalar gündeme bomba gibi düştü. Bakan Dedeoğlu, Avrupa Birliği komisyon heyetinden bir yetkilinin “Göç meselesini halledersek şu İlerleme Raporu’nun içini yumuşatır mıyız’ sözlerine sert tepki gösterdi. Tüm bu gelişmeler gözleri yeniden Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yapmış olduğu müzakere sürecine çevirdi.
Prof. Dr. Hacısalihoğlu, Avrupa Birliği’nin ikiyüzlü tutumunun devam ettiğini dile getirdi. Prof. Dr. Hacısalihoğlu ayrıca nüfusu kalabalık Müslüman bir ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasının mümkün olmadığını savunarak, “Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinin nüfuslarına yakın ya da eş değer bir ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üye olması mümkün değil. Avrupa Birliği’nin bu kriteri bile hazmetmeleri mümkün değil” açıklamasını yaptı.
Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı almış olduğu ‘mülteci’ tavrını ve tam üye sürecindeki tüm gelişmeleri Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, AjansHaber’e değerlendirdi:
Avrupa Birliği’nin bu bakış açısı şaşırtıcı değil. 2005’te başlayan müzakere sürecinin 10. Yılına girdik. İlerleyen hiçbir şey yok. Açılan fasıllar var ama kapanan fasıl yok, önemli olan fasılların kapanması. Sonuçta tıkanmanın yaşandığı siyasi gerekçelerle yeni fasılların açılmadığı bir aşamayı yaşıyoruz Kıbrıs meselesini öne sürdüklerini görüyoruz. Bunların hiçbirinde Avrupa Birliği’nin ne hukuku ne de geçmişten günümüze gelen uygulamaları buna aslında cevaz vermediğini görüyoruz. Türkiye’ye karşı farklı bir bakış açısının olduğu, diğer adaylık süreci devam eden ülkelerin hiçbirinden istenmeyen birçok hususun ki bunların önemli bölümü siyasi hususlardır. Bunların Türkiye’den istendiğini biliyoruz.
“AVRUPA BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE’YE BAKIŞ AÇISI…”
Müzakere çerçeve belgesinin bir paragrafında şu geçer, “Bu süreç ucu açık bir süreç.” Yani bu sonucun garanti edilemediğini gösteriyor ve bir de Türkiye’ye Avrupa Birliği’nin hazmetme kapasitesi hatırlatılıyor. Bu aslında Türkiye’yi içine almadan, dışında tutarak kendisine müzahir olmasını, kendisinin önemli stratejik imkânlarından yararlanacağı bir ülke gibi görüyor.
Avrupa Birliği sonuçta ekonomik, politik, kültürel bir birliktir ancak aynı zamanda jeopolitik reflekslerle de çalışan bir birliktir. Haritalarla çalışan, merkez diye bir yaklaşım sergileyen bir birliktir. Avrupa Birliği istiyor ki, metropol sınırları olan bir birlik olsun ama aynı zamanda bu merkeze bağlı bir tampon coğrafyası olsun. Bu tampon coğrafyasının nitelikli iş gücünden, enerjisinden, turizm imkânlarından yararlanayım istiyorlar. Bu coğrafyalarda her türlü şiddeti, terörü emsin benim topraklarıma yansımasın istiyor. Bu Roma’dan gelen bir alışkanlık. Avrupa Birliği de Türkiye’ye bu gözle bakıyor.
“VİZESİZ AVRUPA, TÜRKİYE’NİN EN TEMEL HAKKIDIR”
Avrupa Birliği, adeta Türkiye’ye diyor ki taşıyıcı annelik gibi, 2,5 milyon Suriyeli ya da Afganistan veya başka yerlerden gelen hedeflerini Avrupa olarak belirleyen bu sığınmacıları sen topraklarında tut. Bunlar bize dert sıkıntı olmasın, ben sınırlarımı kapatıyorum. Bunun karşılığında ben sana para yardımı yaparım. Avrupa Birliği süreci de bir şekilde yürür diyor. Bu hastalıklı bir durum. Türkiye zaten net tavrını koydu, burada bir para meselesi değil külfet paylaşımı yapalım dedi. Müzakere süreci, geri kabul anlaşması tekrar elden geçmelidir. Türkiye’nin vizesiz Avrupa en temel hakkıdır. Bununla ilgili daha önce yapılmış anlaşmalar, verilmiş sözler var. Türkiye bu konuyu bir külfet paylaşımıyla birlikte bir planlama ile yapılması gerektiğini söylüyorsa ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak görülüyorsa bunu sadece Türkiye’nin tek başına sırtlamaması gerekir.
“İLERLEME RAPORU’NDA PARALEL YAPI GÖRMEZDEN GELİNDİ”
Türkiye’nin mülteci sorununda önemli bir faktör haline gelmesi Avrupa Birliği’nin bakış açısını değiştirmeyecek. Avrupa Birliği, Türkiye’ye karşı yine çifte standardını, ikiyüzlü yaklaşımını sergileyecek. Nitekim ilerleme raporunda da bunu görüyoruz. İlerleme Raporu’nda bu kadar ayrıntıya giriyorlar ancak ‘paralel yapı’yı görmezden geliyorlar. Bu raporu hazırlayanlar acaba kendi ülkelerinde yargı ve emniyet bürokrasisine çöreklenmiş, mekanizmasını o ülkenin devlet otoritesinden ve millet iradesinden almamış bir yapı olsaydı nasıl davranırlardı acaba? Bütün bunlar ortaya koyuyor ki, çifte standart ve ikiyüzlü yaklaşım devam ediyor.
“ARTIK AVRUPA BİRLİĞİ DÜŞÜNSÜN”
Türkiye eski Türkiye değil. Artık Avrupa Birliği kendisi düşünsün. Türkiye, Avrupa Birliği olmadan da yoluna devam edecek. Türkiye hedeflerini koydu. Önemli ölçüde de kendi içindeki reformlarını gerçekleştiriyor. Yeni dönemde hazırlanacak yeni anayasa ile birçok arıza da giderilmiş olacak. Paralel yapı gibi yapılardan da tamamen kurtulacak. Avrupa bunu görüyor aslında.
“NÜFUSU KALABALIK MÜSLÜMAN BİR ÜLKENİN TAM ÜYE OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Avrupa’da nüfus çok önemli bir kriter. Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinin nüfuslarına yakın ya da eş değer bir ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üye olması mümkün değil. Bu kriteri bile hazmetmeleri mümkün değil.
Avrupa Birliği’nin dini refleksleri olan bir birliktir. Vatikan’ın ağırlığı büyüktür. 28 üyesi vardır ama Avrupa Birliği bayrağındaki her bir yıldız bir üyeyi temsil eder derlerdi ama yıldız sayısı nedense 12’de kaldı. Her türlü bir araya gelmelerde özellikle Vatikan’ın ortaya çıkardığı bütün ritüeller esastır. Dolayısıyla Müslüman ve nüfusu kalabalık bir ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üye olması mümkün değildir. Türkiye de bunu görüyor aslında, ancak Türkiye kendi ilerleyişini sürdürmelidir. Avrupa Birliği’nin bizi içerisine almaması dünyanın sonu değil. Türkiye’nin son 10 yılda kat etmiş olduğu mesafe Almanya’yı da tedirgin etmiştir.