Siyaset
Her zulme hep birlikte dur diyelim
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, G-20 Liderler Zirvesi kapsamında “W20” başlıklı açılım grubunca düzenlenen “Mülteci Kadınlar Paneli”nin açılış konuşmasında “Din, dil, ırk ayrımı yapmadan insanlığın geleceğini tehdit eden her türlü zulme hep birlikte ‘dur’ diyelim” çağrısında bulundu.
ANTALYA - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, gelişmiş ülke olmanın temel şartının, insanlık değerlerini yere düşürmemek olduğunu belirterek, “Bu bağlamda uluslararası toplumu, mülteciler konusunda daha etik ve ahlaki bir duruşa davet ediyorum. Liderleri, eşlerini, iş dünyasını, sivil toplumu, medya patronlarını, bu konuda seferberliğe çağırıyorum. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan insanlığın geleceğini tehdit eden her türlü zulme hep birlikte ‘dur’ diyelim” dedi.
Emine Erdoğan, G-20 Liderler Zirvesi kapsamında Titanic Otel’de, “Kadın-20 (W20)” başlıklı açılım grubunca düzenlenen “Mülteci Kadınlar Paneli”nin açılış konuşmasını yaptı.
Emine Erdoğan, panelin yapılacağı salona kızı Sümeyye Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi Mehriban Aliyeva ve kızı Leyla Aliyeva, Zimbabwe Cumhurbaşkanı’nın eşi Grace Mugabe, Malezya Başbakanı’nın eşi Rosmah Binti Mansor ile beraber girdi.
“Dünyanın neresinde olursa olsun din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın terörün her türlüsünü lanetliyorum, Fransa halkına başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum” diyerek konuşmasına başlayan Emine Erdoğan, G-20 Liderler Zirvesi’nin terörün olmadığı, barış ve huzur dolu bir dünya inşa etmeye vesile olması dilediğinde bulundu.
Suriye’de tarihin en büyük insanlık trajedilerinden birisinin yaşandığını, yüz binlerce insanın bu iç savaşta hayatlarını kaybettiğini ifade eden Emine Erdoğan, şimdiye kadar ülke nüfusunun neredeyse yarısının yuvalarından uzaklaştığını vurguladı.
“3 yaşındaki Aylan Kurdi bebeğin, Akdeniz sahillerine vuran bedeni hepimizin hafızasında, gözümüzün önünden gitmiyor” diyen Emine Erdoğan, bu büyük insani trajediden en çok etkilenenlerin çocuklar ve kadınlar olduğuna işaret ederek, “Bir kadın düşünün. Evinden, ocağından ayrılırken yanına en fazla ne alabilir? Bir mültecinin çantasında korku ve belirsizlikten başka ne olabilir? Çocukların küçük bedenleri savaşın ağır yükünü nasıl taşıyabilir? Trajedilerine haber bültenlerinde tanıklık ettiğimiz mülteciler, istatistik verileri değildir. Onların her biri, bizler gibi kadındır, çocuktur, insandır. Umutları, gelecek planları, duyguları olan insanlardır” ifadesini kullandı.