Gündem
Fikret Bila'dan laiklik elden gidiyor yazısı
Türkiye İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devredilecek olması CHP ve destekçilerini harekete geçirdi. Her zamanki gibi "Laiklik elden gidiyor." lafına sığındılar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İş Bankası’ndaki CHP hisseleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Bu konu ile ilgili şu anda çalışmaları birinci derecede Nurettin Canikli Bey yürüyor. Bu hafta MKYK toplantısında bizlere bir sunum da yaptı. Dedik ki bu işi biraz daha olgunlaştıralım ve olgunlaştırmanın ötesinde bir de hukuki işlerle ilgili bir kurul kuralım. Hukukçu arkadaşlarımızla beraber de bu çalışmayı tam manası ile hukuki bir zemine oturtalım dedik. Zannediyorum birkaç hafta içerisinde onun neticesini de kendilerinden alacağız. Fazla geciktirmeye niyetimiz yok. Vakit kaybına tahammülümüz yok.” demişti.
Bu açıklamaların ardından CHP ve safları hep bir ağızdan "Laiklik elden gidiyor." diyerek tartışmalara katılmıştı.
En son yazar Fikret Bila da konuyla ilgili köşesinden yaptığı açıklamada, "Atatürk’ün en büyük mirası, "en büyük eserim" dediği ve Türk gençliğine emanet ettiği "Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleridir. Türkiye Cumhuriyeti’ne karakterini veren, demokrasinin ve gelişmesinin dayanağı olan laiklik ilkesidir." ifadelerini kullandı.
İşte Fikret Bila'nın açıklamaları:
Türkiye İş Bankası’ndaki hisselerinin hazineye devredilmesi, AK Parti iktidarının Atatürk’ün mirasına karşı uygulamalarının ilki ve en önemlisi de değildir.
İktidar, Atatürk’ün bu hisselerinden çok aha büyük ve önemli olan mirasına uygun olmayan adımlar atmış, bu mirasın fiilen ortadan kaldıracak bir süreç başlatmıştır.
Atatürk’ün en büyük mirası, "en büyük eserim" dediği ve Türk gençliğine emanet ettiği "Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleridir. Türkiye Cumhuriyeti’ne karakterini veren, demokrasinin ve gelişmesinin dayanağı olan laiklik ilkesidir.
Laiklik olmadan demokrasinin çağdaş demokrasiler düzeyini yakalamak ve yine laiklik olmadan eğitimde bilimsel gelişmelere ulaşmak mümkün değildir.
Bugün devlet kurumlarının laik yapısı büyük ölçüde örselenmiş, liyakatın yerini kayırmacılık, tarikatçılık, dini değerler almıştır. Devlet okullarında dini vakıflarla sözleşmeler yapılmış, vakıf atında örgütlenen tarikat mensubu sözde imamlar, ilahiyatçılar ders vermeye, örgün eğitimi yönlendirmeye başlamışlardır. Ana sınıfındaki kız öğrencilerin başları örtülmüş, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğru olduğu daha o yaşta çocukların kafasına yerleştirilmiştir.
Diyanet işleri ve tarikat liderleri fetvalarıyla güncel ekonomik ve siyasi konularda "fetva" vermeye başlamış, toplumsal ve siyasal yaşamı düzenlemeye girişmişlerdir.
Türkiye laik-bilimsel eğitimden çok uzaklaşmış, ders kitapları, kılavuz kitaplar bilime değil hurafelere dayandırılmıştır.
Atatürk’ün en büyük mirası adım adım asıl böyle yok edilmektedir.