AKİT MENÜ

Gündem

Güvenlik Uzmanı Hayrettin Güler, Türkiye-Rusya ateşkesini Akit’e değerlendirdi! "Diplomatik denge kuruldu"

Rusya Araştırmaları Ensitüsü Askeri ve Güvenlik Danışmanı Hayrettin Güler, Türkiye ile Rusya arasındaki ateşkese ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada, büyük öneme sahip olan bu ateşkesin iki taraf açısından da zafer veya hezimeti ifade etmediğini belirterek, diplomasinin denge üzerine kurulduğunu ve yapılan ateşkeste bir denge oluşturulduğunu söyledi.

Güncelleme Tarihi:

Rusya Araştırmaları Ensitüsü Askeri ve Güvenlik Danışmanı Sayın Hayrettin Güler ile Suriye’deki gelişmeleri ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde gelinen son durumu konuştuk. Güler, Türkiye ile Rusya arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan büyük öneme sahip ateşkesin iki taraf açısından zafer veya hezimeti ifade etmediğini, ateşkesin diplomasi denge üzerine kurulduğunu ve bir denge oluşturulduğunu belirtti.

3138 Rejim unsuru etkisiz hale getirilmiştir

-Rusya ile sağlanan ateşkesi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilindiği gibi 17 Mayıs 2018 tarihinde İdlib bölgesindeki çatışmaları durdurmak maksadıyla Rusya ile Soçi mutabakatı imzalanmıştır. Bu mutabakat kapsamında İdlib bölgesinde Rejim unsurları ile Muhalifler arasındaki 15-20 km.lik bir alanın silahsızlandırılması, bu alandaki tüm grupların 15 Ekim 2018 tarihine kadar çıkarılması, ılımlı gruplarla radikal grupların birbirinden ayrılması, bu bölgedeki ağır silahların 10 Ekim’e kadar çekilmesi, Aralık 2019 sonuna kadar M4-M5 karayolunun trafiğe açılması bu kapsamda TC ile RF arasında ortak bir koordinasyon merkezi kurulması planlanmıştı.

Soçi mutabakatından sonra Türkiye’nin bütün çabalarına rağmen özellikle ABD ve İsrail tarafından desteklendiği bilinen Heyet Tahrir Şam (HTŞ) içindeki grupların gerek birbirleriyle gerekse bölgedeki diğer muhalif gruplarla bilinen sebeplerle çatışmaya girmeleri yüzünden İdlib’de Türkiye’nin de elinde olmayan sebeplerle Soçi mutabakatında varılan bazı hususların gereği yerine getirilememiştir. 

Sözkonusu gruplar anlaşmak bir yana kendi aralarında ve Rusya tarafından desteklenen Rejim unsurları ve diğer milis yapılarla da çetin bir savaşa giriştiler. Bu çatışmalarda da özellikle İdlib bölgesinde tesis edilen Türk gözlem noktaları da zarar gördü. Bununla birlikte bu çatışmalarda bazı askeri üslerle çok sayıda Rejim unsurlarına ciddi manada zaiyat verdirildi.

Soçi’de alınan kararların yerine getirilmediğini düşünen Rusya, desteğindeki Rejim unsurları ile muhalif grupları yok etmek maksadıyla, ocak ayı ortasından itibaren İdlib kuzeyi  ve doğusuna doğru yoğun şekilde taarruza başlamıştır.

Rejim unsurlarının bu saldırıları karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan; Rejimin saldırılarını derhal durdurması, şubat sonuna kadar da Soçi mutabakatındaki sınırlara geri çekilmesi konusunda Suriye’ye bir ültimatom vermiştir. Bu arada çatışmalar devam etmiş en son 27 Şubat da 36 Türk askerinin şehit edilmesi hadisesi yaşanmıştır. Olay üzerine şubat sonu beklenmeden Türk ordusu olaydan bir gün sonra 28 Şubat günü Bahar Kalkanı Harekatına başlamıştır. Bu harekat kapsamında Türkiye ile Rusya arasında mart ateşkes sürecine kadar 3138 Rejim unsuru etkisiz hale getirilmiştir.

Türk-Rus savaşı isteyenlerin hevesleri kursaklarında kaldı

-Daha fazla can kaybının olmasının önüne geçmek için de mutabakatta etkili oldu diyebilir miyiz?

Evet. Bahar Kalkanı Harekatının devam etmesi halinde her iki tarafın vereceği zayiatların artarak devam edeceği kuşkusuzdur. Bu mutabakat sayesinde; akan kan durdurulmuş daha fazla kan akıtılmaması sağlanmış, çatışmalardan kaçacak büyük bir nüfusun Türkiye’ye doğru göç etmesi önlenmiştir. Ayrıca Türkiye ve Rusya’nın savaşmasını ellerini ovuşturarak dört gözle bekleyenlerin hevesleri kursaklarında kalmış, elbette bu durum da Türkiye’yi kendi toprakları dışında amaçsız bir savaşa sokarak güç kaybetmesini ve zayıflamasını isteyen dış güçlerin hoşuna gitmemiştir. Karadeniz’den kendisine komşu Rusya ile anlamsız bir savaş, milli güç unsurlarımızı zayıflatacağı gibi bu coğrafyada bizi daha güçsüz bir hale getireceği, kırılgan ekonomik yapımız sebebiyle ciddi sorunlara yol açacağı aşikârdır. Bunun yanında daha büyük bir sorun olan Suriye kuzeyinde devletleşme sürecine giren PKK/YPG’ye karşı alacağımız önlemleri etkisiz kılabilecekti.  Bu ateşkes sayesinde Rusya ile her alanda süren işbirliğinin devam etmesi sağlanmıştır. Yine bu anlaşma ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçakta gazetecilere verdiği demeçte de belirttiği gibi hudutlarımızın emniyeti sağlanmış, İdlib’de barış için bir zemin oluşturulmuş, bölgedeki askeri birliklerimizin güvenliği sağlanmış ve gereksiz sivil kayıplar önlenmiştir. Sonuç olarak Türkiye ile Rusya arasında büyük öneme sahip bu ateşkesin iki taraf açısından da zafer veya hezimeti ifade etmediğini, diplomasi denge üzerine kurulduğunu ve yapılan ateşkeste bir denge oluşturulduğunu söylemek mümkündür.

Ateşkes Rusya ile işbirliğini artıracaktır

-Gelinen süreç bundan sonraki Türk-Rus ilişkilerini nasıl etkiler?

Bu süreç Rusya ile şimdiye kadar geliştirilen işbirliğini artıracaktır. Özellikle ateşkes mutabakatında da belirtildiği gibi yerinden edilmiş Suriyeli sığınmacıların tekrar geriye dönmesi için Suriye rejimiyle yapılacak işbirliği sürecine Rusya’nın da katkıları sağlanmış olacaktır. 

-Bu mutabakatta Türkiye’nin menfaatine olan durumlar nelerdir?

Bu anlaşmanın faydaları şöyle sıralanabilir:  Hudutlarda emniyet sağlanmış, İdlib’de barış için bir kapı aralanmış, hava desteği olmayan TSK personelinin güvenliği sağlanmış, siviller korunmuş ve normal hayata geçilmiş, Türkiye’ye doğru yönelebilecek muhtemel bir göç dalgasının önüne geçilmiştir.

-Aleyhimize olan hususlar var mı?

Söz konusu mutabakatta elbette aleyhimize olan hususlardan da bahsetmek mümkündür. Rejim’in Gözlem noktalarımızın geriye çekilmemesi, İdlib’in hemen hemen yarısının Rejimin kontrolüne girmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

-Türkiye’nin Bahar Kalkanı Harekatı’nda muhatabının Rusya olması Suriye Rejiminin iflasının mı bir göstergesidir?

Bu konuya bu açıdan bakılmasının hatalı olduğu söylenebilir. Bilindiği gibi Türkiye demokratik bir yönetim sistemini kabul etmemesi, sivil katliamlar ve bu sebeple oluşan göç gibi nedenlerle Esed rejimiyle işbirliği yapmak istememektedir. Zaten Suriye sorunu ile ilgili olarak bu rejimin hamisi Rusya ile her zeminde her alanda görüşmeler yapılmaktadır. Bizim tahminimize göre Moskova Ateşkes Mutabakatının içeriğinde, bundan sonra da Suriye rejimi ile de zorunlu görüşme ve işbirliği yapılması konusunda bazı ipuçları görülmektedir. 

Ateşkes ABD ve İsrail’i hayal kırıklığına uğratmıştır

-Türkiye ve Rusya arasındaki bu mutabakat Amerika’da nasıl bir yankı buldu?

Bizim değerlendirmemize göre ABD; Türkiye ile Rusya’nın bölgede bir çatışmaya girmesini istemektedir. Bu ateşkes ABD ve uydusu İsrail’i hayal kırıklığına uğratmıştır. Özellikle Bahar Kalkanı Harekâtından önce 27 Şubat vakasında Amerikan tarafının demeçlerine bakıldığında Türkiye’yi büyük bir savaşa kışkırtmak gibi bir niyetleri olduğu söylenebilir. ABD 27 Şubat saldırısını “aşağılık ve utanmaz” olarak değerlendirmiş, NATO yetkilileri ise Türkiye’yi desteklediklerini hava savunmasının güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek ateşin üzerine adeta körükle gitmişlerdir. 

-Sıkça söylenen Rusya’daki Yahudi lobisinin, Rusya’nın Suriye politikasındaki etkisi nedir? İsrail’e bir alan mı açılmak isteniyor?

Bilindiği gibi İsrail bölgede en büyük tehdit olarak İran’ı görmektedir. Bu maksatla İran’ın desteklediği Şii milis yapılara karşı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) içindeki radikal grupları destekleyerek ve bizzat kendi Hava Kuvvetlerini kullanarak Suriye’ye karşı mukabil faaliyetlerde bulunmaktadır. Rusya’nın bu faaliyetlerde etken olduğunu hatta hava sahası kontrolünün kendisinde olmasına rağmen İsrail uçaklarının Suriye’de eylem yapmasına göz yummaktadır. Elbette Rusya’nın da çok homojen bir yapıda olduğunu söylemek mümkün değildir. Rusya içinde de Türkiye’de olduğu gibi bir kısım şahin kanat Türkiye ile savaşa girilmesi konusunda kamuoyunu ciddi şekilde etkilemeye çalıştığı ve her türlü provakasyonu yapacak güçte olduğu söylenebilir.

“TSK, FETÖ’cülerden temizlendikçe daha çok güçlenmiştir”

-Ateşkes sürecine kadar Türk ordusunun sahadaki mücadele performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk Ordusu, Türk Milletinden aldığı yetki ile canla ve başla, büyük bir disiplin içinde yüksek moralle mücadelesine devam etmiştir. Türk Ordusu kendisine verilecek her türlü görevi yapmaya daima hazırdır. Bu Çanakkale’de olduğu gibi Kurtuluş Savaşında ve Suriye’de icra edilen dört harekatta böyle olmuş, bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Komuta kademesi ve ast seviyedeki personel hain FETÖ’cülerden temizlendikçe bu yapı daha çok güçlenmiştir.

Terör örgütü PKK/PYD’ye dikkat edilmeli

-Bundan sonraki süreçte Türkiye hangi konularda daha dikkatli olmalıdır?

Moskova Ateşkes Antlaşmasında problem alanı olabilecek bazı hususlar mevcuttur. Özellikle yerinden edilmiş Suriye vatandaşlarının ülkelerine dönmesi ve yerleştirilmelerinde DAEŞ terör örgütünün Suriye’ye girmeden önceki durum ve şartlar dikkate alınarak büyük bir titizlikle planlanmalı ve icra edilmelidir. Demografik yapıyı değiştirmek maksadıyla halka baskı uygulayarak kaçmasına neden olan PKK/PYD’ye dikkat edilmeli, bu baskıdan kaçan grupların aynı bölgelere tekrar yerleştirilerek savaş öncesi duruma dönülmesi için ısrarcı olunmalı, anayasa hazırlanması ve seçim sürecinde Türkiye inisiyatif almalıdır.

Yorumlara Git

Fransızca öğretimine yeşil ışık yakıldı! Kosova ile Fransa’dan 5 anlaşmaya imza

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye süreci ince işçilik aşamasında

Başsavcılıktan Gülistan Doku soruşturmasına dair açıklama: Deliller organize şekilde karartıldı

Körfez’de savaşın cephesi genişliyor mu? Irak’tan S. Arabistan’a İHA yağmuru!

Bakan Işıkhan’dan tıbbi mama ödemesi paylaşımı Geleceğimize 3,1 milyar lira verdik