AKİT MENÜ

Medya

Medyanın kontrgerilla birlikleri!

Aslan Değirmenci'nin kaleminden...

Unutmadık..

Organik bağı iyi biliyoruz.

Tüm kodları deşifre oldu.

Yeni değil 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında ve sonrasında düştü ilk maskeleri.

Hazır ola geçtiler.

Millet iradesinin üzerinden silindir gibi geçen tanklara selam durdular.

Önce lobilerin villalarına, ardından cunta karargahlarına çekildiler.

Direnmediler.

Zaten sistemin ortaklarıydı.

Görevleri belliydi;

Resmi ideolojiyi kutsama, halkları kamplara bölme, gerilimi körükleme, gerçeklerin üzerini örtme…

Kısacası cuntaya zemin hazırlama, derin lobilerin derin sistemlerini sürdürmelerine katkı sunma.

Kimisi yurt dışına gönderildi. Özel yetiştirildi. Çift kimlik almaları sağlandı. Döndüklerinde köşeleri hazırdı.

İmkânları sınırsız, zırhları çeliktendi.

Darbecilerin medyadaki sözcüleri, kapitalizmin özel temsilcileriydi.

Onlarca renk ve model fötr şapkaları ve papyonları vardı. Elleri ceketlerinin içine doğru sokulmuş biçimde selamlarıyla da tanınır, localardan çıkmazlardı. Sıkı dostları vardı; Encümen-i Daniş’te!

Yat ve teknelerle Boğazı turlar, kafaları dağılmazsa Yunan adalarında bulurlardı kendilerini. Dağılmayan kafayı bulandırmak istediklerinde ise Antalya'dan açılır İsrail’e demir atarlardı.

Rusya’dan sipariş ettikleri siyah ve kırmızı havyarla beslenir, çağrıldıklarında ABD’de Bakan vekili (Deputy Secretary) konumundaki yetkililerle golf oynar,   Anti Defamation League (ADL) temsilcileriyle beyin jimnastiği yaparlardı.

Dönüşte ellerinde çanta, çanta da dosya, ellerinde ajandalar olurdu.

Önce locaya çekilirlerdi.

Sonra yeniden cunta karargahlarına.

Boğaz manzaralı odalarına döndüklerinde sarı zarf içerisindeki haberleri masalarının başında hazır olurdu!

Propaganda!

Psikolojik savaş!

Dezenformasyon!

Algı operasyonları başlardı.

28 Şubat darbe sürecinde işleri daha kolaydı. Çünkü artık profesyonelleşmişlerdi. Hem artık sadece gazeteci değil sistem onları “Aydın” kimliğiyle ödüllendirmişti. Rol model olarak sunulmuşlardı; Otorite karşısında boyun eğen, her durumda insan özgürlüğüne savaş açan, özgürlüğün yaşam bulmaması için mücadele veren bir Aydın modeli.

Artık İngiltere ve Almanya’da dostları vardı. İsrail’de unvanları, ABD’de masaları, Ortadoğu’da kendilerini beş yıldızlı otellerde ağırlayan diktatör kardeşleri vardı. Vatikan’da ağırlanmak ise onlar için rutin bir uygulamaydı.

Ülke içerisinde ise locaları çoktan aşmışlardı. Karargahtaki dostluklarını yargıya, yargıdaki dostluklarını tüm kurumlara taşımışlardı. Kuşatma derinleşmişti. İş adamları her daim yanlarında, iş takipleri zirveye ulaşmıştı.

Yeni düşmanda belliydi.

Vanayı kapatmak isteyenler iktidara yürümüş, tüm dostları, kardeşleri dara düşmüştü. Sistem değil kurguladıkları ve sefasını sürdükleri sistemleri tehdit altındaydı. Çünkü uyuyan dev uyanmıştı. O vakit onlara uyumak yasaktı.

Yeni ortakları da hazırdı.

Yüksek sesle bağırıyorlardı: “Beceremediniz artık bırakın...”

Provokasyon!

Ajitasyon!

Manipülasyon!

Karalama!

Abluka!

Siyaseti dizayn etme çabası…

Medyanın kontrgerilla birlikleri yine sahadaydı.

Değişmediler…

Cumhuriyet mitingleri ve Gezi olaylarında sahaya indiler.

Oslo’da, 7 Şubat krizinde ve 17/25 Aralık’ta olduğu gibi bugünde sahadalar.

Fitne!

Yalan!

Şantaj!

Kumpas!

Dezenformasyon!

Dayatma…

Yedek lastik konumundalar. Yeni bir vesayet arayışı içerisindeler.

Ancak eskisi kadar etkili değiller. Değiller çünkü karşılarında Yeni Türkiye ve milletin medyası var. İlginç olan şudur ki, bu kez milletin medyasının karşısında cuntacıların bu ülkeye armağan olarak bıraktıkları YSK ve RTÜK var.

Bilmem anlatabildim mi?

Yorumlara Git

Isparta trafiğine nefes… İki karayolu projesi hizmete açıldı

Özlem Çerçioğlu'ndan Bülent Tezcan'a kötü haber

Bahçeli'den İlber Ortaylı için taziye mesajı: Eserleriyle yaşayacaktır

Körfez’de İsrail ve ABD fiyaskosu dünyada yankılanıyor Asker kayıplarını saklayamıyorlar

Ömer Çelik’ten Baykar’a tebrik: İHA/SİHA bir beka meselesidir