Gündem
Evlerimizi mescide çevirelim
İlahiyatçılar, koronavirüse yönelik tedbirler kapsamında camilerde cemaatle namaza verilen aranın, evlerin mescide çevrilmesiyle manevi bağları kuvvetlendirme fırsatına dönüştürülmesi için bir vesile olacağını belirttiler.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın koronavirüs önlemleri kapsamında cuma namazı başta olmak üzere cami ve mescitlerde cemaatle namaza ara verilmesi kararına destek veren ilahiyatçılar, sıhhat söz konusu olduğunda hükmün daha sağlıklı olandan yana olduğunu vurguladı.
Her mü'min evini mescide çevirebilir
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın düzenlediği basın toplantısıyla açıkladığı Din İşleri Yüksek Kurulunun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle cuma ve vakit namazlarına ara verilmesi kararı önceki gün hayata geçirildi. Tüm ülke çapında geçerli olacak karara göre camiler açık tutulacak ancak vakit namazlarında cemaatle namaz kılınmayacak. Ezan ise okunmaya devam edecek. Zorunlu olarak alınan ancak her Müslümanın yüreğinde manevi bir burukluk oluşturan ibadete ara verilmesi kararını İslami ve sosyal boyutunu ilahiyatçılarla konuştuk.
Daha fazla ibadet ve tefekkür
Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan, kararın olumlu olduğunu ancak cami ve cemaat bilincinin körelmesine dönüşmemesi için dikkat edilmesi gerektiğine değindi. Kayan Hoca, şunları dile getirdi: “Peygamber Efendimiz böyle bir veba salgınında ‘Vebanın olduğu yerde olanlar bulunduğu yerden çıkmasınlar, olan yere de girmesinler’ şeklinde bir uyarısı vardır. İslam insanın sağlığını çok ama çok önemsiyor. Bunu Efendimiz’in uyarısından da anlıyoruz. Yunus Suresi 87’inci ayette, ‘Evlerinizi mescid/kıblegah ediniz’ buyruğu vardır. Şu anki zaruretten dolayı camilere gidemesek de evlerimizi mescidleştirmek için cemaatle namaz bilincini ailemizle sürdürebiliriz. Aile içinde cemaat halkaları, ders halkaları, sohbet halkaları oluşturabiliriz. Bolca ibadet yapabilir, bolca Kur’an okuyabiliriz.”
Aile bağları kuvvetlenecek
Ailelerimizdeki manevi bağların kuvvetlenmesinin de elzem olduğunu belirten Ramazan Hoca, şu değerlendirmede bulundu:
“Aile bağlarımızın güçlendirilmesi için bu durumu fırsata çevirebiliriz. Evlerimizi itikaf evine dönüştürebiliriz. Fıkıhta normalde kadınlar evde itikafa girer ancak bu gibi olağandışı durumlarda erkeklerin de evinde itikafa girebileceğine dair bir yaklaşımım var. Üç ayların manevi atmosferini itikaf evlerine dönüştürdüğümüz evlerimizde yaşayabiliriz.”
Muhasebe ve murakabe vesilesi
Ramazan Kayan, sözlerini şöyle tamamladı: “İnşallah bu şer durum Rabbimize yakınlaşmamıza vesile olur. Dualarımızı, yakarışlarımızı Allah’a daha fazla yöneltmek için çaba sarf etmemiz gerekir. Ayetle gelen ikazın bu işaretini doğru okursak hem dünya hem de ahiretimiz için kazanım vesilesi oluşturabiliriz. Toplumdaki israf, şatafat, fuhuş gibi kokuşmalara karşı muhasebe ve murakabe yapmak için bu süreç bir vesiledir diye ümit ediyorum. Yüce Rabbim imtihanımızı kolaylaştırsın, şifasını bahşetsin, beterinden bizleri bütün ümmeti muhafaza eylesin.”
İstisnası olmayan tek şey sağlık
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Beşer de, Diyanet’in kararının doğru ve yerinde belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Fıkıhta istisnası olmayan tek kural, sağlık söz konusu olduğunda hükmün daha sağlıklı olandan yana olduğudur. Fıkıhta bütün kaidelerin istisnaları vardır ama istisnası olmayan tek kaide, bir yerde sağlık söz konusuysa orada sağlıktan yana olan neyse o yapılır. Buradan hareketle Diyanet’in kararının isabetli olduğunu düşünüyorum. Böyle bir tehlike varsa, tıp bilimi bunun tehlike olabileceğini söylüyorsa müminlerin kendisini riske atmasının anlamı yoktur.”
Afetler Allah’ın hatırlatmasıdır
Mü’minleri tefekküre davet eden Beşer Hoca, şöyle devam etti:
“Camilerde namaz kılmak büyük bir fazilettir. Bu konuda çok dikkatli olmayan bizlere bile hüzün bastı ne yazık ki camilerimizin cemaatsiz kalması. Lakin bu bir farz değil. Bir süre böyle devam etmesi evlâdır. Böyle tehlike arz eden durumlarda Cuma namazı öğle namazına dönüşüyor. Öğle namazlarımızı evimizde kılarız. Evlerimizde daha çok ibadet yapılması da temennidir. İnsanlarımız bu halleri düşünce vesilesi yapsın ve ‘biz nerede yanlış yaptık da bunlar yaşanıyor acaba’ diye tefekkür etsin. Umumi afetler Allah’ın bir hatırlatmasıdır. İnsanlar belki bu vesileyle, küçük bir mikrop veya virüs sebebiyle pek çok şeyini kaybedince belki biraz düşünür. Mesele bu boyutuyla hayra vesile olur inşallah.”