AKİT MENÜ

Gündem

Karantina dinimizde var

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mehmet Kapukaya Akit’e konuştu.

Güncelleme Tarihi:

 Oğuzhan Gültekin  Taha Emre Özdemir  Ankara 

Peygamber Efendimiz’in “Eğer bir yerde salgın hastalığın olduğunu duyarsanız sakın oraya gitmeyin. Eğer salgın hastalığın olduğu yerdeyseniz oradan dışarı çıkmayınız” Hadis-i Şerif’ini hatırlatan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mehmet Kapukaya, “Devletin ve Diyanet’in tedbirleri yerindedir. Dinimizde karantina uygulamasının yeri var” dedi.

Canın korunması dini vecibe

l Yurtdışından ve umreden gelen vatandaşlar için devam eden karantina uygulamasını değerlendiren Kapukaya, “Dinimizin korunmasını emrettiği 5 temel esas var. Bunlar, canın korunması, malın ve namusun korunması, aklın korunması ve dinin korunmasıdır. Bizim öncelikle burada canımızı korumak için bu hususlara uymamız gerekiyor. Yani dinimizde karantina uygulaması var. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir söz söylediği zaman o sözün bilime aykırı olması imkânsızdır” ifadelerini kullandı.

Cemaatsiz namaz fıkhen doğru

Cuma namazının kılınmaması ve cemaatsiz vakit namazları ile ilgili de konuşan Kapukaya, “Diyanet, cemaatle namazların ertelenmesi konusunda çok isabetli karar almıştır. Fıkhen ortada iki zarar varsa, daha hafif olanı tercih edilir. Fıkıh kaynaklarımıza baktığımızda ‘cemaatle namaz kılmamayı mübah kılan özürler’ başlığını görürüz. Şu anda yaşanan koronavirüs salgını işte o özürlerden birisidir. İnsanlarımız dindarlık yapacağım diye lütfen camiye gidip cemaat oluşturmasınlar”  dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mehmet Kapukaya, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın koronavirüs (COVİD-19) salgını ile mücadele etmek amacıyla aldığı tedbirleri Akit’e anlattı. Umre’den ve yurtdışından gelen vatandaşlar için devam eden karantina uygulamasıyla ilgili dinimizin hükmünü anlatan Kapukaya, “Peygamber efendimiz bu konuda bizlere, ‘Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz’ buyuruyor. Ayrıca yine Peygamber efendimiz bizlere bir hadis-i Şerif’inde, ‘Eğer bir yerde salgın hastalığın olduğunu duyarsanız sakın oraya girmeyin. Eğer salgın hastalığın olduğu yerdeyseniz oradan dışarı çıkmayınız’ buyuruyor. Bu Hadis-i Şerif aslında bize böyle bir hastalıkta ne yapmamız gerektiğini açıkça belli ediyor. Aynı zamanda dinimizde yine Peygamber Efendimizin (SAV) Hadis-i Şerifleri var. Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerifi’nde de ‘Eğer birisi size zarar verirse ona karşılık misliyle zarar vermek yok’ buyuruyor. Dinimiz ve şeriatımızda bize maksatlar diye belirtmiş olduğu ve korunmasını emrettiği 5 temel esas var. Bunlardan bir tanesi canın korunması, birisi malın ve namusun korunması, aklın korunması ve dinin korunmasıdır. Biz öncelikle burada canımızı korumak için bu hususlara uymamız gerekiyor. Yani dinimizde karantina uygulaması var. Peygamber Efendimiz (SAV) bir söz söylediği zaman o sözün bilime aykırı olması imkânsızdır. Çünkü kendiliğinden hiçbir şey söylemez” ifadelerini kullandı.

“Namazların ertelenmesi ilk defa olan bir şey değil”

Cuma namazları ve cemaat namazlarının salgın nedeniyle ertelenmesine ilişkin konuşan Kapukaya, “Bu ilk defa olan bir şey de değildir. Bütün fıkıh kaynaklarına baktığımız zaman, ‘Şiddetli bir yağmur varsa, hava çok fırtınalı ise veya çok büyük bir risk varsa cemaate gidilmeyebilir’ şeklinde ifadeler var. Abdullah İbn Abbas (r.a.) kendisi çok önemli bir sahabedir. Kendisi Kur-an’ın tercümanı olarak adlandırılır ve bu kişi yağmurlu bir günde müezzine ‘Bulunduğunuz yerde namaz kılın cemaate gelmeyin’ demesi talimatını vermiştir. Müezzin de buna uymuştur. Bizler de bugün bu uygulamayı tekrar hayata geçirmiş durumdayız. Buna bazıları ‘İbn Abbas nasıl böyle bir şey yapabildi’ diyerek itiraz ettiler. Ama İbn Abbas bu söylentilere, ‘Bu uygulamayı sizden daha hayırlı olan birisi yaptı’ diyerek cevap veriyor. Yani Peygamber Efendimiz (SAV) bunu herkesten önce yaptı” şeklinde konuştu.

‘Ortada iki zarar varsa daha hafif olanı tercih edilir’

“Fıkıhta bir kaide var. Eğer bir eylemde daha büyük bir zarar olacaksa daha hafif olan zarar teamül edilir” ifadelerini kullanan Kapukaya, “Yani baktık ki bir şeyde iki tane zarar var ama birisi daha büyük. İşte o zaman biz daha hafif olanı tercih edebiliriz. Burada bir salgın hastalık var ve bütün insanlığı etkiliyor. Diğer zarar nedir? Cuma Namazı’nın kılınmaması. İki zararı kıyasladığımız zaman Cuma Namazı’nın salgın hastalık geçinceye kadar ertelenmesi daha hafif bir zarardır. O zaman biz halkımızın selameti için devletimizin yetkilileri izin verinceye kadar Cuma Namazı başta olmak üzere vakit namazlarına bir süreliğine ara vereceğiz” dedi.

‘Ortada bir korku ya da hastalık varsa cemaate ara verilir’

Kapukaya şunları söyledi; “Fıkıh kaynaklarımıza baktığımız zaman burada ‘cemaatle namaz kılmamayı mübah kılan özürler’ başlığını görürüz. Fakihlerimiz göre, ‘Eğer kişi kendisinin helak olmasından, başına bir sıkıntı geleceğinden ya da öldürüleceğinden korkarsa veya ibadeti yerine getirdiği zaman bir uzvunun telef olacağından korkarsa Cuma Namazı’na gitmeyebilir ya da cemaatle namaz kılmayı erteleyebilir. Cenab-ı Allah bu hususla ilgili Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: ‘Allah sizin için dinde bir zorluk yaratmamıştır. Allah size kolaylık diler. Allah size zorluk dilemez’. Yine Peygamber Efendimiz (SAV), bu konuda buyuruyor ki ‘Kim müezzini duyar da müezzine icabet etmekten bir özür onu men etmezse..’ Burada Sahabe-i Kiram araya girerek, ‘Ya Resulallah, bunun özrü nedir?’ diye sordu. Efendimiz (SAV) şöyle cevap verdi: ‘O özür bir korku ya da hastalıktır’. Yani ortada herhangi bir korku ya da hastalık durumu varsa kişin Cuma Namazı ya da vakit namazlarına gitmeyebilir.”

“Allah çok tövbe edeni ve çok temizleneni sever”

Temizliğin önemine de değinen Kapukaya, “Günümüzde bu konu çok önemlidir. Peygamber Efendimizin her bir tavsiyesi, her bir önerisi bize bugünü gösteriyor. Bugün dünyada yaşayan bilim insanları Peygamber Efendimizin uygulamalarını görseler en başa bunları yazarlar. Peygamber Efendimiz ‘Evinizdeki kapların üzerini kapatın’ diyor. ‘Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın’ buyuruyor. Ama biz buna uymuyoruz. Bizim çok güzel değerlerimiz vardı ama bunu zamanla yıktılar. Şimdi el yıkama yerine peçeteyle silme var. Bununla temizlik olmaz. Bugün insanın elinde, ağzında o kadar çok mikrop var ki tarifi mümkün değil. Yine Peygamber Efendimiz, ‘Eğer ümmetime farz olacağından korkmasaydım her namaz öncesinde misvak kullanmalarını emrederdim’ diyor. Müddessir Suresi’nde, ‘Elbiseni temiz tut’ diyor. Bu yüzden bizim dinimizde haftada bir tırnaklarını kesmek, beden temizliğini yapmak sünnet ve her namaz öncesi abdest almak önerilir. Allah çok tövbe edeni ve çok temizleneni sever” diye konuştu.

“Karantina tedbirlerinden kaçmak doğru değil”

Hastalığa yakalananların durumunu gizlemesi veya tedaviden kaçmasının dinimizdeki hükmünü anlatan Kapukaya, Kur-an’ı Kerim’de bunun hükmünün açıkça belirtildiğini söyleyerek şöyle devam etti; “Karantina tedbirlerinden kaçmak doğru değildir. Bu bir vebaldir. Gözden kaçırılanlar da gelip kendi başvurularını yapmalıdır. Bir kişi bile bile kendini gizliyorsa ve onun yüzünden bir insan hayatını kaybederse Kur-an’ı Kerim’de de belirtildiği gibi ‘Bütün insanlığı öldürmüş gibi günah kazanır.”

Hüzünlü Cuma

Koronavirüs tedbirleri kapsamında alınan karar gereği dün Türkiye’de ve S. Arabistan, Irak, İran, Kuveyt gibi birçok İslam ülkesinde Cuma namazları kılınamadı. Camiler öksüz kaldı…

 

Yorumlara Git

Ahbap Derneği'ne kayyım atandı

Trump, Türkiye’ye F-35 satışına karşı çıkan Netanyahu'yu mosmor etti: Kimse bana neyi satıp neyi satmayacağımı söyleyemez! Türkiye büyük bir müttefikimiz

CHP'de büyük kaos patlak verdi! Teşkilat resmen çöktü, 150 kişi istifa etti

Trump tehdit etti: Güçlü bir askeri harekâta hazırız

DEM Parti’li Koçyiğit’den “Terörsüz Türkiye Yasası” açıklaması! “Çerçeve yasa sonuç değil, yeni başlangıcın ilk adımı”