Gündem
Dinini, dinsize karşı korumayacak mıydı?
Gazetemiz yazarı İbrahim Bekiroğlu, bugünkü 'Kibir törpüsü Hasan ağabey ve kumpas' başlıklı yazısında, vefat eden Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya'nın davası için nasıl çabaladığını ve ona kurulan kumpasları anlattı.
Mü’min, dava adamı, Akit ailesi ve camianın en değerli kalem üstadlarından Hasan Karakaya ağabeyimizi Cuma günü dar-ı saadete yolladık. O, kalemiyle cihad eden Müslüman bir münevverdi. Ne mutlu ona ki Resulullah’la (s.a.v) aynı yaşta ve aynı mekanda vefat ederek O’nun (s.a.v) mübarek ruhunun kıyısına vuslat etti.
Onun köşesi memleketi kendine peşkeş çeken, toplumu mazisinden ve o mazi içine kök salmış kültüründen ve dininden kopartan ululaştırılmış diktatör silsilesine, oligarklara, otokratlara, darbecilere, bağnaz laiklere, yobaz solculara, sahte peygamberlere, kaypak aydınlara, yolsuzlara, yoldaşlara ve ırkçılara hep AYNA oldu. Onların günahlarını ve suçlarını yazarak kalem diliyle “kral çıplak” diyordu. Hakkında yazdığı kişiler kızıyordu kendisine. Çünkü gerçekleri yüzlerine vurmak yerine, Hasan ağabeyin de tatlı yalanlar yazmasını ya da en azından görmezden gelmesini istiyorlardı.
Bir dava adamı susabilir mi? Hem emekçilik yapıp hem de haram para ile rezidans alanlara karşı susmak, o suça ortak olmak değil midir? Başörtülülere her türlü hakareti yapanların canını acıtmayacak mıydı? Sanatı sefahatlerine alet edenlerin havasını söndürmeyecek miydi? Enaniyeti göklerde gezinen kibirli aydınlara sivri zekasıyla dokundurmayacak mıydı? Devletin sırlarını ifşa edenlere karşı devletini savunmayacak mıydı? Dinini, dinsize karşı korumayacak mıydı?
Meçhule giden gemide lüx kamarada yolcu olmak da var, paspas olmak da var, o gemiye hiç binememek de var. Hasan ağabey geminin en güzel odasının biletini, kalemiyle İslam davasına hizmet ederek aldı. Bu uğurda çok acılar çekti. Reha Muhtar, Cuma günkü yazısında Hasan ağabeye kurulan bir kumpastan bahsediyordu. O kumpasın detayını ve eksik kısmını anlatmam lazım;
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN