İSLAM
İnsanlık makâmı
İnsanı hayvandan ve gelecekte insanların yerini alacağı konuşulan robotlardan ayıran temel husûsiyet ruhî ve kalbî kuvvelerimizdir! Ruhî ve kalbî kuvvelerimiz; merhamet, kin, öfke, sevinç, hüzün gibi nitelik arz eden, insanı ekvam kılan başlıca özelliklerdir. Ayrıca bu niteliklerimiz bizimle Rabbimiz arasındaki ince bir bağ, insanlar arası tek iletişim aracımızdır.
Salih Kırmızı
“Biz insanı en mükemmel bir sûrette yarattık.” (Tin, 4)
Bu lûtf-u ilahîden, insan olmanın; “bir makam, mevkî ve rütbe sâhibi olma” mânâsına geldiğini idrâk ediyoruz. Kâinâtın sâhibine arz’ ın temsilcisi olma, mükemmel ve dâimî mûcizeye, ilâhî kelâm’a muhatap kılınma, Âlemin kendisine, kendisinin ise Rabbine hizmetkâr yaratılma makâmı gibi...
Peki, bu makam sâhibi kimdir?
Fıtratı dört boyutla mücehhez insan; beden, zihin, kalp ve ruh gibi her biri aklı ve teknolojiyi acziyet ve hayrette bırakan mûcizevî hâssalarla donatılmıştır. İnsanı bedenî bakımdan mükemmel kılan; fâni vücudundaki organların kendisi değil, bu organların yaratılış gâyesindeki denge ve kıvamda kullanılmasıdır.
Meselâ; hakkı ve doğruyu söylemeyen dil, hakikati görmeyen göz mükemmel ve kusursuz değildir! Kaldı ki; bir insan, eli, gözü, kulağı, ayağı ve dokunma özelliği olmadan da yaşayabilir. Tarihte nice keşifler yapmış bedensel özürlü bilim insanı, gözü görmeyen bestekâr, kulağı duymayan sanatkâr mevcuttur.
Ayrıca insandaki beş duyu özelliğinin hayvana da verildiğini unutmamak gerek.
Aslî mükemmelliğin beden olarak denge ve kıvam, ruh olarak kemâlâtı koruma olduğu ise açık bir hakikattir! Uzuvların tam olmasının sahibini mutlu etmeyeceği gibi eksik olması da mutsuz edeceği anlamına gelmez.
Dünya güneşini görmemiş ama ulûhiyet nûrunu gönül gözüyle görüp îmân etmiş, âmâ olan Abdullah bin Ümmi Mektûm (r.a): Hz. Peygamber (asm), Mekke’de ilk îmân edenlerden biri olan bu âmâ zâtı, Medîne’ye halka Kur’an öğretmesi için göndermiştir.
Kısa boyu ve ince bacakları ile dikkatleri çeken Hz. Abdullah bin Mesud (r.a)’un bünyesinin tüm çelimsizliğine rağmen iman cesareti ile Kureyş müşriklerinin bulunduğu Kâbe’ye gidip ilk olarak alenî Kur’an okumuştur. Sakat bacağına rağmen Yemen’e vali tayin edilen Hz.Muaz bin.Cebel (r.a)’leri tanıyınca sağlam uzuvlarımızın hesâbını nasıl vereceğimizi düşünmemiz gerekmez mi?
İnsanı hayvandan ve gelecekte insanların yerini alacağı konuşulan robotlardan ayıran temel husûsiyet ruhî ve kalbî kuvvelerimizdir! Ruhî ve kalbî kuvvelerimiz; merhamet, kin, öfke, sevinç, hüzün, karar, tatmin, haz, edep, çıkar gözetme, savunma gibi nitelik arz eden, insanı ekvam kılan başlıca özelliklerdir. Ayrıca bu niteliklerimiz bizimle Rabbimiz arasındaki ince bir bağ, insanlar arası tek iletişim aracımızdır.
Bu iletişim aracına virüsün girmemesi elzemdir!
Virüsün girmesi durumunda ise “Sonra onu aşağıların en aşağısına attık” (Tin,5) tehtid-i ilahisi ile muhatap olunması kaçınılmazdır!
Bugün Avustralya’da hayvanların katledilme kararını alan insanlar bedenî ve ekonomik eksiği olmayıp ruhî engelli, merhamet özürlü olanlar değil mi?
Suriye’de milyonlara ulaşan insan ölümüne sebep olmak, hangi insan tipi ile izah edilir?
Irak savaşında altı yüz elli beş bin çocuğun kanına girenler esfel-i sâfilin değil de nedir?
Bir insan olarak; fânî, muhtaç ve yalnız olduğumuzu, bedenimizin ve bedenimize ait bütün hazların geçici olduğunu asla unutmamamız gerekir.
Ahireti îmar etmenin ise gönül inşa etmekten geçtiğini; ruh, kalp ve zihnin âhenginden ahsen-i takvim tecelli edeceğini akıldan çıkarmamalı, makro kainatın mikro hâlinin insan olduğunu da unutmamalı. Selâm ve dua ile.