Medya
Ümmet cesur kalemini kaybetti!
Gazeteci Yazar Selim Çoraklı, Merhum Genel Yayın Koordinatörümüz Hasan Karakaya'yı anlattığı yazısında, "Hasan Karakaya bana göre kalemiyle cihad eden bir mücahitti. İlminin zekâtını en bol verenlerden biriydi. Ölümünün ardından 'Faşistler, Fetöcüler, Komünistler, Liboşlar, LGBT’ciler, Kartel medyası tetikçileri' gibi bir güruh nahoş sözler sarf ettiler. Bu manzara karşısında, 'Bu kadar mendebur Hasan Abinin arkasından havlıyorlarsa demek ki biz büyük bir mücahidi kaybettik' dedim." ifadelerine yer verdi.
Güncelleme Tarihi:
İŞTE O YAZI:
“Biz Allahtan geldik. Yine O’na döneceğiz.”
“Biz Allahtan geldik. Yine O’na döneceğiz.”
Ümmet bugün cesur bir kalemini daha Rabbine uğurladı. İnanan insanlar için ölüm yoktur. Ölüm bir mekân değiştirmedir.
İkbal, “Ölüm yoktur. Ölüm mekân değiştirmedir, doğmadır. Biz Allah’ın ilminde ezeli olarak vardık. Oradan ruhlar âlemine doğduk. Oradan anne kanına, oradan dünyaya ve dünyadan da ahrete doğacağız. Ölüm bunun neresinde?!” der.
Büyüklerde öyle derler ya: “Ölüm önden giden dostlara kavuşmaktır. İnanan insanın başta Rabbine ve sevgili peygamberlerine kavuşmaktır. Ecdada, anne babaya kavuşmaktır.
Hasan Karakaya abimiz de diğer insanlar gibi bu dünyaya doğdu, elinden geldiğinde kulluk vazifesini yapmaya çalıştı. Ben, kulluğunu en yüksek seviyede yerine getirmeye çalışan biri olduğuna şahidim.
Hasan Karakaya bana göre kalemiyle cihad eden bir mücahitti. İlminin zekâtını en bol verenlerden biriydi. Müslümanların da Hasan ağabeyin arkasından hüsnü şahadet edeceklerine inanıyorum.
Ölümünün ardından “Faşistler, Fetöcüler, Komünistler, Liboşlar, LGBT’ciler, Kartel medyası tetikçileri” gibi bir güruh nahoş sözler sarf ettiler. Bu manzara karşısında, “Bu kadar mendebur Hasan Abinin arkasından havlıyorlarsa demek ki biz büyük bir mücahidi kaybettik” dedim.
Cuma Dergisi’nin yayın yönetmenliğini yaptığım 1999-2005 yılları arasında beraber aynı binada çalıştık. 5 yıl boyunca Hasan abinin yüzünün gülmesi hiç eksik olmadı. Birçok konuyu onunla istişare ettim. Büyük bir mütevazılık içinde bizlere tecrübelerini aktarmaktan asla çekinmedi. Her zaman olduğu gibi, özellikle 28 Şubat’ın zalimlik dönemlerinde kalemini İslam’ın, Müslümanların, mazlumların emrine verdi. Anadolu insanının konuşan, yazan kalemi oldu. Hiçbir baskıcı onu gerçekleri yazmaktan alıkoyamadı. Kınayanların yermesine aldırmadan mücadele etti. Uyduruk bir gerekçeyle gözaltına alındığında da, 312 Generalin açtığı dava sonrasında da asla kalemini yumuşatmadı.
Ben Hasan ağabeyin kalemini, bir dönemler Hz. Ali’nin (ra) Zülfikar’ına benzetmiştim. Nasıl ki Hz. Ali'nin (ra) kılıcı, savaş meydanına çıktığı zaman birkaç kâfir kellesi almadan kınına girmediği gibi; Hasan abinin kalemi de birçok kâfire gereken dersi vermeden asla kılıfına girmezdi. Herkesin üç beş kuruşluk dünya menfaati, makam, mevki uğruna kalemini sattığı dönemlerde o, ümmetin cesur kalemi olarak Hakk'ı haykırmaktan asla geri durmadı.
Hasan abinin adeta mesleğiyle evli olması bizim hep ona gıptayla bakmamıza sebep oldu. Hasan abi gerçekten de mesleği ile evliydi. Gazetecilik ve hele de bu gazetecik bir İslami davanın temsilciliğini yapıyorsa, onun için vazgeçilmez birinci eşti. Belki de Hasan abinin hanımı onu bu yönüyle kıskanmıştır.
Hasan ağabey, dönmeyenlerin öncülüğünü yapmıştır. Bu anlamda bizlere örnektir. Şimdi birileri, “Bıraktığı boşluğunu kim dolduracak” diye soruyor. Ben iyi biliyorum ki; Hasan ağabey mesleği itibariyle boşluk bırakmadı ki birileri gelip doldursun. Tam sayfa yazılar yazmasına rağmen okuyucuyu sıkmaması da onun gazetecilikte ne kadar usta bir kalem olduğunu gösteren önemli göstergelerdendir. Bu anlamda türünün tek örneğidir denilebilir.
Ümmetin içinden böyle kalemler çıkacağına eminiz ama, Hasan ağabey gibi insanlar zor yetişir. Bundan dolayı Hasan ağabey gibi ümmetin cesur kalemlerini gelecek nesillere aktarmak bizlere birer vazife olarak düşüyor. Onun gibi cesur bir kalemin adını yaşatacak eserlere ismini vermeli ve yaptığı mücadele gelecek nesillere duyurmalıyız.
Hasan ağabeyin iyi bir Müslüman olarak yaşayıp bu dünyadan göçtüğüne şahitlik ediyorum. Eğer bir hakkım varsa hepsini helal ediyorum. Yere düşmüş bir ümmetin cesur bir kalemi olduğuna inandığım Hasan ağabeyin cennette Peygamberimize (sav) komşu olacağına inanıyorum.
Akit gazetesi önünde ve Fatih Camiindeki on binlerce insanın hüsnü şahadetini de çok önemsiyorum. Rabbimden arkamızdan böyle hüsnü şahadet yapacak insanları bize dost etmesini diliyorum.
Bir ağabeyi, bir mütevazı insanı, ümmetin cesur bir kalemini kaybettik. Bütün ümmetin başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun.
Hasan ağabey seni unutmayacağız.
Selim Çoraklı / 01.01.2016
Selim Çoraklı / 01.01.2016