Gündem
Baba-oğula çeyrek asırlık işkence
28 Şubat cuntacılarının hışmına uğrayan 73 yaşındaki Mehmet Emin Alpsoy ile 51 yaşındaki oğlu Şehmus Alpsoy’un çeyrek asırlık dramı yürekleri parçalıyor.
Darbeci alçakların 28 Şubat zulmü sürecinde cezavine doldurduğu mütedeyyin insanlar arasında yer alan 73 yaşındaki Mehmet Emin Alpsoy ile kanser hastası oğlu Şehmus Alpsoy hâlâ zindanda. 2000 yılında bir gece vakti Ankara’daki evlerinden alınarak önce gözaltında işkencelere, ardından zindanda tek kişilik hücrelere maruz bırakılan M. Emin Alpsoy, cezaevinde Parkinson, Hepatit-B ve bel fıtığı hastalığına yakalandı. 51 yaşındaki oğlu Şehmus Alpsoy da yine zindanda bağırsak kanseri oldu.
İlerleyen yaşı ve hastalıkları dolayısıyla hayatını tek başına idame ettiremeyen M.Emin Alpsoy yarı yatalak halde. Mesanesi ve bağırsağı alınan Şehmus Alpsoy’un durumu küçük abdestini de büyük abdestini de beze bağlı olarak gerçekleştirebilecek kadar kötü. Ankara Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan iki 28 Şubat mağduruna ve ailesine yaşatılan zulüm dolu günleri, Şehmus Alpsoy’un eşi Suat Alpsoy ile konuştuk.
İslam'ı öğrettiler, suç oldu
Ankara’da ikamet ettiklerini söyleyen mazlum Alpsoy’un eşi ve 5 çocuk annesi Suat Alpsoy, daha önce Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ikamet ettiklerini ve burada özellikle kayınpederi Emin Alpsoy’un yoğun İslami faaliyetlerle iştigal olduğunu anlatıyor. Suat Alpsoy, “Çocuklar ve gençlerin dağa çıkmayıp PKK’ya katılmaması için elinden geldiği kadar onlara Kur’an-ı Kerim öğretmeye, namaza alıştırmaya kendisini adamıştı. Ayrıca orada şirketimiz olduğu için maddi durumumuz da iyiydi, eşim Şeyhmus Alpsoy da şoförlük yapmaktaydı. Defalarca ailemiz ‘PKK sizi kara listeye aldı’ tehdidine maruz kaldık. Çocuklarımız kapı önünde oynarken evlerimiz PKK’lılar tarafından silahla bile tarandı. Terör olaylarının artması üzerine Ankara’ya taşındık” diyor. Suat Alpsoy, cezayı “Darbe yapan FETÖ’cülerin çoğuna bile verilmeyen, askere polise saldıran PKK’lılara verilmeyen müebbet suçu, benim eşim ve kayınpederime verildi. Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs suçlamasıyla müebbet hapis cezası aldılar” sözleriyle yorumluyor.
Hücrede kanser oldu
“28 Şubat sürecinde hayatımızı kararttılar ve zulüm hâlâ devam ediyor” diyen Suat Alpsoy, şöyle devam ediyor: “Eşim Şehmus Alpsoy cezaevinde bağırsak yani kolon kanserine yakalandı. 12 sene aralıksız tek kişilik hücrede tutuldu. Eşimin cezaevinde idrarından kan gelmesine rağmen doktora götürülmedi. Hastalık ileri aşamaya gelince bir gece yarısı aniden hastaneye kaldırılıyor ve kolon kanseri teşhisi konuluyor. İlk etapta bir bağırsağı alınan eşimin daha sonra mesanesi de alındı. Şu an küçük abdestini de büyük abdestini de beze bağlı olarak yapabiliyor. Tutuklandığında 30 yaşında ve hiçbir rahatsızlığı bulunmayan eşim cezaevinde hastalığa yakalandı ve şu an 51 yaşında.”
Suat Alpsoy, kayınpederi Mehmet Emin Alpsoy’a yönelik zorbalıkları ise şöyle dile getiriyor: “Tek kişilik hücrede 12 yıl geçirdi. Cezaları onanana kadar hücrede kaldılar. 73 yaşındaki kayınpederim hem Parkinson, hem Hepatit-B, hem bel fıtığı hastalığından muzdarip. Parkinson’dan dolayı o kadar elleri titriyor ki şahsi hiçbir ihtiyacını karşılayacak durumda değil. Eşim kendisine bakıyordu ama şimdi eşim de cezaevi şartlarında hastalıkla pençeleştiği için ikisi de müşkül vaziyette.”
"Hiçbir kadın derneği halimizi sormadı"
Eşi ve kayınperinin 20 yıllık zindan çilesini kendileri de kayınvalidesi ile birlikte geçim sıkıntısı olarak yaşadıklarını anlatan Suat Alpsoy, “Dile kolay” sözcükleriyle tanımladığı o zorlu günlerini şu cümlelerle paylaşıyor: “20 yıl bir ömür kayınvalidemle yalnız geçirdik. Eşim tutuklandığında en büyük çocuğum 12 yaşındaydı, şu an ise torunlarımız oldu. Ne zorluklar çektiklerimizi bir tek Allah bilir. Küçük çocuklarım sabah gidip simit satıyordu öğleden sonra okula gidiyordu. Geçimimizi sağlayabilmek için tarlada çalıştık, merdiven temizledik, elişi yapıp sattık... Bir çocuğum zihinsel engelli. Bazen onu kendime bağlayıp öyle çalışıyordum. Bu süreçte hiçbir kadın derneği bize yardımcı da olmadı, psikolojik destek de vermedi. Deniz Feneri Derneği’nden Allah razı olsun, onlardan başka hiçbir STK veya bir kuruluş yüzümüze bile bakmadı.”
________________
SUAT ALPSOY: "Cezaevi cezaevi dolaştırılan eşim ve kayınpederim için Eskişehir, Bursa, Tekirdağ, Kırıkkale cezavlerine gitmek zorunda kaldı. Kimi zaman o kadar yol gitmemize rağmen kendileriyle görüştürülmediğimiz de oldu."
FARUK ARSLAN