Gündem
Ağır işler çocuğa göre değil
Türkiye’de 2019 yılının 4. çeyreğinde bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin olurken, sendika temsilcileri 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla Akit’e önemli açıklamalarda bulundular.
Her türlü istismara son verilmeli!
Türkiye’nin, çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda önemli adımlar attığını söyleyen HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, şunları ifade etti: “Sendikal örgütlülüğün yaygınlaşması ile çalışanların gerçek haklarına kavuşması konusunda mücadele edilmektedir. Bu sayede hak ihlallerinin önüne geçilmektedir. Sendikal örgütlenmeyi, işçilerin haklarına kavuşabilmesine olanak sağlanması kadar çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda da önemli bir adım olarak görmekteyiz. Çocuk işçiliğiyle mücadele için bütün işyerlerini sendikalı olmaya davet ediyoruz. Çünkü sendikal örgütlülüğün olduğu hiçbir yerde çocuk işçiliği olmaz. HAK-İŞ olarak dünyada ve Türkiye’de çocuk işçiliğinin önlenmesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Çocuklarımıza bugünden sahip çıkamazsak, sadece çocuklarımızı kaybetmekle kalmayacağımızı, aynı zamanda geleceğimizi de kaybedeceğimizi biliyoruz. Bugünden tedbir almanın maliyeti, gelecekte telafi edebilmenin maliyetinden şüphesiz daha düşük ve daha ucuzdur. Bu nedenle çocukların her türlü istismarına son verilmesini istiyoruz.”
Emek sömürüsünün en vahşi biçimi
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hakan Toy da, şunları dile getirdi: “Avrupa’da ve Amerika’daki polis kayıtlarına bakıldığında başta Avrupa’daki eski doğu bloku ülkeleri olmak üzere, dünyanın hemen her bölgesinden getirilen çocukların suç çetelerinin elindeki kız çocuklarının fahişeliğe zorlandığı, kaçırıldığı ve zorla bazı yasadışı faaliyetlerde kullanıldığı görülmektedir. AB’nin konuya yaklaşımı ise sadece konunun çözümüne yönelik iyi niyet beyanı ve mevzuat geliştirme boyutunda kalmıştır. Lizbon sürecinde Avrupa’nın sosyal problemlerine daha fazla yoğunlaşmayı hedefleyen AB’nin yeni sosyal politikalarının, özellikle kadınlar ve çocuklar gibi dezavantajlı gruplar üzerine daha hassas bir şekilde eğilmesi gerektiğini ortaya sergilemektedir. Çocuk işçiliği hangi yaşta olursa olsun çocukların okula gitmelerini engellemekte, onları ailelerinden ayırmakta, oyun ve eğlence-dinlenme zamanlarını sınırlamaktadır. Özellikle çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri çocukların zihinsel, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar vermektedir.
Çocuğu çalıştırmak insan hakları ihlali
Çocuk işçiliğini her şeyden önce bir insan hakları ihlali olarak görülmek zorundayız. Çünkü kendi seçimleri olmaksızın, zorla veya zorunlu olarak çalışan çocuklar, en temel hakları olan çocukluklarını yaşama, sağlıklı beslenme, eğitim hakkından yararlanma ve geleceğe hazırlanma haklarından mahrum kalmaktalar. Çocuk işçiliği, sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir insan hakları sorunudur, emek sömürüsünün en vahşi biçimidir. Ekonomik eşitsizliklerin, göçlerin ve işsizliğin artması ile çocuk işçiliğinin yaygınlaşma riskine karşı gerek ülkemizde ve gerekse dünyada sistemli bir mücadele gerekmektedir.”