İSLAM
Akrabalarla ilişkiyi kesenler cennete giremez!
İlgimize karşılık vermeseler hattâ bizimle bağlarını koparsalar bile akrabalarla ilişkileri devâm ettirmemiz ve onlara yumuşak bir lisân ile emr bi’l-mârûf’ta bulunmamız, îmânımızın gerektirdiği bir görevdir.
Rasûlullah da (s.a.v.): “Allah Teâlâ beni akrabâyı koruyup gözetmek, putları kırmak ve Allâh’ın bir olduğunu bildirip O’na ortak koşulmaması gerektiğini anlatmak vazîfesiyle gönderdi.”(Müslim, Müsâfirîn, 294) buyurarak sıla-i rahim’in, yâni akrabâyı ziyâret ederek onları gözetip kollamanın önemini beyan etmiştir.
“Akrabâsının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. (Gerçekte) akrabâyı koruyup gözeten kimse, kendisiyle alâkayı kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devâm edendir.” (Buhârî, Edeb, 15; Ebû Dâvûd, Zekât,
45) Cenâb-ı Hak, sıla-i rahim vazîfesini ihmâl eden, akrabâsını koruyup gözetmeyen kimselerin ziyâna uğrayacaklarını, âyet-i kerîmelerde şöyle bildirmektedir: “Onlar ki, söz verip anlaştıktan sonra Allâh’a verdikleri sözü bozarlar. Allâh’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi (îman ve akrabâlık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.” (el-Bakara, 27)
Efendimiz de (s.a.v.) sıla-i rahim’e ehemmiyet vermeyen kimselerin ne dehşetli bir kayıp içinde olduklarını şöyle ifade buyurur: “Akrabâsıyla ilgisini kesen kimse, cennete giremez.” (Buhârî, Edeb, 11) “Âhirette cezâsını ayrıca vermekle beraber, dünyâda Allah Teâlâ’nın çabucak cezâlandırmasını en fazla hak ettiren günahlar, zulüm ve akrabâyı ihmâl etmektir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 43; Tirmizî, Kıyâme, 57)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Öyle Bir Rahmet Ki, Erkam Yayınları, İstanbul, 2007