AKİT MENÜ

Gündem

Mısır Medeniyet Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Dr. Mahmud Abdullah Akif, dünyaya çağrı yaptı

Yeni Akit gazetesi için bir yazı kaleme alan İngiltere’deki Mısır Medeniyet Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Dr. Mahmud Abdullah Akif, dünyaya İslam’ın kuşatıcı ve çözüm odaklı mesajının yeniden tartışılması çağrısında bulundu.

Güncelleme Tarihi:

Ölümcül koronavirüs (Kovid-19) salgını, ABD’deki George Floyd protestoları, dünya genelindeki ekonomik çalkantı ve Ortadoğu’daki iç karışıklıklar dünyayı felakete sürüklerken, İngiltere’deki Mısır Medeniyet Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Dr. Mahmud Abdullah Akif, dünyaya İslam’ın kuşatıcı ve çözüm odaklı mesajının yeniden tartışılması çağrısında bulundu.

“Yeni jeopolitik çatışma biçimleri ortaya çıktı ve adaletsizlik, ayrımcılık, nefret, yoksulluk ve hastalık güçleri etik dışı kalırken, mali, askeri veya başka türlü yetkiler etik dışı kaldı” diyen Dr. Akif, şu ifadeleri kullandı:

“Bu salgın hepimiz için bir uyarı zili olmalı. Adına ne dersek diyelim insanın eşitlik temelinde herkese hizmet eden bir sisteme ulaşmakta insanlık başarısız olmuştur. Şimdi alternatif modele bir fırsat verme zamanı.”

İşte Dr. Mahmud Abdullah Akif'in Yeni Akit gazetesi için kaleme aldığı "Evet, biz İhvan-ı Müslimin’iz!" başlıklı o yazısı:

 

Bu makale’nin kökeni ilk olarak 25 yıl öncesine, Hüsnü Mübarek döneminde Mısır rejiminin bazı kardeşlerin Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyeliklerini cezaî suç saymasına cevap olmasına dayanmaktadır. Bu düşünce, rejimin bu davranışı yerine Müslüman Kardeşler’e bağlılığın kapsamlı bir yaşam sistemi olarak –yeryüzüne gelen son semavi mesaj olan- İslam’ı sadece ibadet veya dini ritüeller olarak değil; sahih bir şekilde anlamanın onur rozeti olarak görülmesi gerektiğini ele aldı. Bu makale maalesef geçmişte yayımlanamadı ancak bugünkü olaylar, ele alınan ana konulara tekrar ışık tutmanın gerekli olduğunu gösteriyor.

Son derece endişe verici hale gelen koronavirüse yönelik dünya genelindeki kararsızca mücadele biçimleri bu makaleyi hatırlattı. Öyle ki küreselleşme olarak adlandırılan bir dönemde yaşanan sınırların kapanması, içe dönük reaksiyon politikaları, uluslararası anlaşmalar, ittifaklar ve koalisyonlara uymama, tıbbi ekipmanlara yönelik korsanlık ve bariz yıkıcı yöntemler hayal kırıklığını göstermiştir. Oysa küçük bir köy haline gelen dünyada bu yaşananların tam tersinin uygulanması beklenirdi.

Önceki salgınlardan, özellikle bir yüzyıl önce yaklaşık 50 milyon insanı öldüren İspanyol gribinden bir ders çıkarılmadı. İspanyol gribinin üzerinden 20 yıl geçmeden 60 milyon insanın hayatına mal olan ikinci dünya savaşından da dünya bir şey öğrenmedi. Sonrasında savaşlar, çatışmalar, eşitsizlikler, müteakip ekonomik çöküşler, sosyoekonomik eşitsizlikler, tecritçi politikalar ve daha pek çoğu, gelecek yıllarda ve on yıllarda yüz milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı.

Bu sonuç tam olarak belirli bir Marksist, liberal ya da sosyalist politik eğilim, ekonomik teori ya da ideolojik eğilimin bir sonucu değildi. Aksine kimin yönettiği ya da kimin neyi takip ettiğinden öte çok daha geniş bir tasarrufun sonucuydu. Bunun nedeni tüm dünyadaki mevcut yaşam sistemleri ve bu sistemlerin insana verdiği statü. Ve bu insan sürekli olarak daha adil, eşit, hoşgörülü ve merhametli bir dünya düzeni ortaya çıkarmakta başarısız oldu.

İslam, kendi sistemini insanlığa tanıttığında bu sistem; inanç, ırk, kültür veya renkten bağımsız olarak tüm insanlığı kapsar. Amerika'da yaşanan George Floyd vakası bize uzak değildir. Tıpkı 25 yıl önce ele aldığımız gibi, gelecekteki dünya düzenini oluşturma çabamızın bir örneği olduğu şekliyle İslam'ın tüm insanlığa tanıdığı insani değerleri yeniden sunmanın zamanı gelmiştir.

Önerilen model; yaşamın her alanına ve her aşamasına; politikadan ekonomi, ticaret, sosyal konular, kişisel boyutlar, sanat, spor, bilim, tıp ve çevreye kadar her alana dokunan bir modeldir. Dünyadaki tüm insan yaşamını kapsayan bu yönlerin tümü iki temel değere dayanmaktadır: özgürlük ve adalet. Bu modelin taşıdığı mesaj, inanç, kültür, ırk veya inançtan bağımsız olarak, herkesin her türlü baskı, korku, gözdağı veya adaletsizlikten uzak, güvenli ve müreffeh bir ortamda yaşama ve gelişme hakkına sahip olduğudur. Müslüman Kardeşler tarafından anlaşılan İslam modeli, uygulama için pratik mekanizmalar oluşturdu ve bu işi teorilerde bırakmadı. Ayrıca tarih boyunca birçok çağda uygulandı.

Hiç şüphe yok ki bu doğal ya da insan yapımı felaketleri bir şekilde önler; Ancak, bunlardan herhangi biri herhangi bir şekilde gerçekleşirse, garanti ettiği şey, bu felaketlerin sonuçlarının şu anda olanlardan çok daha insancıl ve şefkatli olacağı ve daha güçlü ve daha etkili toplumlar üreteceğidir.

Dünya, II. Dünya Savaşı'ndan beri sürekli çatışma halinde yaşıyor. Herkes aynı –insan yapımı- yaşam sistemine ait olsa da iki süper güçten dünyanın farklı bölgelerindeki vekillerine kadar, bir süper güç geçen yüzyılın sonunda dünyaya hakim olana kadar bu çatışma hali sürdü. Bununla beraber kanlı çatışmalar ortadan kalkmadı ve çatışmalar gereksiz yere hayat almaya devam ediyor. Bunun yerine, yeni jeopolitik çatışma biçimleri ortaya çıktı ve adaletsizlik, ayrımcılık, nefret, yoksulluk ve hastalık güçleri etik dışı kalırken, malî, askeri veya başka türlü yetkiler etik dışı kaldı. Bunun kanıt listesi çok uzun olacaktır. Ve ırkçılık halklar arasında çirkin yüzünü yükseltmeye başlamıştı da...

Dünya, yer küre genelindeki tüm disiplinlerden bu dünyanın şimdisi ve geleceğinde eşit haklara sahip paydaşları olarak rasyonel elitlere yeni ve başka bir şey sunması noktasında ihtiyaç duymaktadır.

Bu salgın hepimiz için bir uyarı zili olmalı. Adına ne dersek diyelim; eşitlik temelinde herkese hizmet eden bir sisteme ulaşmakta insanlık başarısız olmuştur. Şimdi alternatif modele bir fırsat verme zamanı. Ve evet, Müslüman kardeşler olmaktan gurur duyuyoruz.

Yorumlara Git

Memur-Sen ailesinin acı günü… Başkan Ali Yalçın’ın babası hakka yürüdü

Sözde fenomene erişim engeli! Tesettür istismarcısına dijital tokat

CHP’den istifa eden Tugay, Kurum’u ziyaret etti! İzmir’in eksiklikleri için destek istedi

Rusya'da Türkiye planları değişti! Putin'in hayalleri yıkıldı

Dev proje ‘yapay zeka’ için de üs olacak! Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalacak