İSLAM
Sevgi bambaşka bir şeydir
Sevgisiz bir hayat kabul edilebilir değildir. Ama sevmek de bir denge işidir. Sevginin de bir ahlâkı vardır. Mesela, ölesiye sevmek Müslümanca değildir. Allah’tan daha fazla sevilebilecek bir insan yoktur bu dünyada. İşte sevgi ve merhamet dengesi:
Kur’anımız, Allah’tan başka olan hiçbir şeyi O’nun önüne geçirmememiz gerektiğini bizleri uyararak haber verdiğinde çocuklarımızı, eşlerimizi bile severken bir sınırın olduğunu bildirmektedir. Dünya’nın en sevimli nimetlerinden biri olan yavrularımızı severken dahi orta yolu tutmamız, Ümmeti Muhammed’den olduğumuzun en büyük belgelerindendir.
Allah’tan daha fazla sevilebilecek bir insan yoktur bu dünyada. Uğruna can feda edilebilecek de yoktur. Can, yalnız Allah için verilir. Allah sevgisinin üzerine çıkmış her duygu ve amel ahlaksız bir sevginin ürünüdür. Biz, Müslüman olarak çocuklarımızı da eşlerimizi de dengeli severiz.
Merhametimiz de saygımız da vasattır. Hürmet edeceğiz derken tapmak olarak nitelendirilebilecek bir hataya düşmeyiz. Putlaştırırız korkusundan dolayı saygıdan da kaçınmayız. Merhamet de ederiz. Rabbimiz, er-Rahîm’dir çünkü. O’nun kulları olan bizlerin merhametsiz olması düşünülemez. Ancak çocuğumuza, eşimize ya da dostumuza acıdığımız için, sabah namazını kazaya bırakma pahasına uykusundan kaldırmama hatasını da yapmayız. Her işimiz, denge üzerine kuruludur. Orta yolun yolcularıyız. Ahlakımız da eğitimiz de vasat ümmet olmanın muktezasıyla tezahür etmelidir.
Özellikle sevgi konusunda, daha da özelde aile içi sevgide büyük bir imtihan içindeyiz. Bilhassa çocuklarımız aşırı sevgimizin kurbanı hâline gelmiştir.
Merhametsiz sevgi, doğal olmayan çocuğun ve insanlığın ortaya çıkma sebebidir. Sahte merhamet kılıfı ile verilmiş sevgi, büyüyüp hayatın içine girecek çocuğun düşmandır.
Merhametsiz sevginin bir başka çeşidi de düşen çocuğun yanına gidip ona sanki kalbinden yara almış muamelesi yapmaktır. Düşen kalkmasını da bilmelidir. Evet, hiçbir şey olmamış gibi davranmak da doğru olmayabilir. Ancak acısa da kanasa da hayatın bundan ibaret olduğunu da anlatabilmek o çocuğa olan sevginin sonucu olmalıdır. Aksi takdirde, her düştüğünde ambulans bekleyen zavallı bir bebek olur on sekiz yaşına gelse de.
Sevgiye de bir ahlak düzeyi getirmek zorundayız. Bir hanımın eşini sevmesi, ona her gün eksiksiz ziyafet sofraları kurmasını gerektirmiyor. Yeri geldiğinde bir ay tek çeşit, az kalorili yemeklerle kiloları göbeğinde birikmiş efendisini zayıflatana kadar sofralarına bir ayar yapması, onu ne kadar sevdiğinin ölçüsü olması bakımından daha gerçekçidir.
Salih Eğridere / ElifElif “Bayram, Eğlence ve Tatil Ahlakımız” Yaz Sayısı (2015-1436)