Ekonomi
Tüketim çılgınlığından kaçınılmalı! Çocuklara tasarruf kültürü aşılanmalı
Gıda israfı, ürkütücü boyutlarda. Evler, oteller ile restoranlardan arta kalan on bin tona yakın yiyecek ve içeceğin çöpe dökülmesi tepkilerin odağında. Nitekim israfı önleme çabası içerisinde olan sivil toplum örgütlerinin (STÖ) yöneticilerinden toplumun tüm kesimlerine sürekli “Tüketim çılgınlığından kaçınılsın. Çocuklarımıza, gençlerimize tasarruf eğitimi aşılansın” çağrısı geliyor.
Gıda israfında görülen artış kaygıyla karşılanıyor. Hem hükümet hem de sivil toplum örgütleri (STÖ) her sene on binlerce ton yiyeceğin ve içeceğin heba olmasını engellemek için gerekli her adımı atıyor.
Aman dikkat
Tüketim çılgınlığının önüne geçmek için hummalı bir çalışma yürüten Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül, her platformda gıda tasarrufunun önemine işaret ediyor. Türkiye’de gıda israfının arttığından yakınan Akgül, “Gereksiz ve amaçsız yere harcamalardan kaçınmamızın vakti geldi, geçiyor. Daha dikkatli olmamız gerekiyor” diyor. İsraf sorununun giderek derinleştiğinden dert yanan Akgül, şu ifadeleri kullanıyor: “Ne yazık ki ülkemizin, her sene milli gelirinin yüzde 15’i yani 555 milyar lirası heba oluyor. Bu çok büyük bir rakam. 555 milyar lirayla her biri 250 bin lira değerinde 2 milyon 220 bin konut yapılabilirdi. Her biri 300 yataklı ve tanesi 30 milyon lira tutarında 18 bin hastane inşa edilebilirdi. Yine her biri 3 milyon lira değerinde 180 bin okul yapılabilirdi. Ve her bir 200 bin lira kredi, her bir dar gelirliye 20 bin lira mikro kredi verilebilirdi.”
Eğitim şart
Ailelerin okula giden çocuklarını tasarruf kültürü noktasında eğitmeleri gerektiğini vurgulayan Akgül, şunları kaydediyor: “Duyarlı olmalıyız. Örneğin su kullanımında aşırıya kaçmayan evlatlarımızı ödüllendirebiliriz. Bu yöntemi kullanıp çocuklarımızın evlerinde, okullarında israftan kaçınmalarını mümkün kılabiliriz. Eğitim çok ama çok önemli. Bu hakikati görmeli ve çocuklarımız ile gençlerimizin tasarrufu elden bırakmamaları için elimizden geleni yapmalıyız. Yavrularımızı gıda ve enerji tasarrufu müfettişi haline getirmeliyiz. Şu muhakkak ki aileden başlayarak tasarruf kültürünü öğrenemezsek israfın asla önüne geçemeyiz.”
Durum vahim
Dünyanın çok sıkıntılı bir dönemden geçtiğini anlatan Akgül, şöyle devam ediyor: “Büyük çelişkilerle karşı karşıyayız. Bir tarafta israf bir tarafta ise açlık var. Zengin ülkelerde israfın arttığını görüyoruz. Avrupa ile ABD’de yapılan heba olan yiyecekler ve içeceklerle tüm açlar doyurulabilir. Şu anda hem büyükleri hem de küçükleri tüketime teşvik etmeye dönük reklam ve satış stratejileri devrede. Bu stratejilerle dünyaya, toplumlara zarar veriliyor. Tabii e-ticaret platformları da tüketim çılgınlığını körüklüyor. Bireyler, gereksinim duymadıkları ürünleri dahi alıp evlerinde depolamayı tercih ediyorlar. E-ticaret israfı artırabilecek bir alan konumunda. Bireysel tasarruf kültürünü geliştirip bunu bir hayat stili haline getirebilirsek tüketimi ön plana çıkaran satış stratejilerine karşı durabiliriz. ‘Cimri olalım’ demiyorum. Empati yapıp tasarrufu içselleştirerek yaşadığımız evrene değer vermeyi öneriyorum.”
Tüketicilere önemli tüyolar
Gıda tasarrufunun önemine dikkat çeken ekonomistler ise dar ve orta gelirli ailelere belli periyotlarla “Ürün tercihinde dikkatli olun. Doyurucu olmayan, çok yenmeyen besinler satın almayın. Fiyat ve kalite karşılaştırmaları yapmayı ihmal etmeyin. Bütçenizi iyi planlayıp yönetin, limiti aşmayın” tavsiyelerinde bulunuyorlar.