Yaşam
Türk milleti bizi bağrına bastı
Ülkelerindeki iç karışıklıktan dolayı Türkiye’ye sığınan Suriyeli aileler yaşadıklarını Yeni Akit’e anlattı. Birisi doğuştan yürüme engelli beş çocuk sahibi Amine Kevser, “31 yaşındaki eşim bir saldırıda vücuduna isabet eden şarapnel parçaları ile hayatını kaybetti. O vefat etmeden önce hayatımızda hiçbir sorun yoktu. Vefatından sonra ise yetim kalan evlatlarımla Türkiye’ye sığındım. Yaşadığımız acı olaylar herkesin başına gelebilir. Herkes ‘Ne oldum değil ne olacağım?’ demeli” ifadelerini kullandı.
Taha Emre Özdemir Ankara
Eşi, siyonist zalimler tarafından öldürülen Suriyeli Amıne Kevser, ülkelerindeki iç savaş başlamadan önce hiçbir sorunlarının olmadığını belirterek, “Suriye’de terzi dükkanımız vardı. Hayatımız çok iyi bir şekilde devam ediyordu. 31 yaşındaki eşim vücuduna isabet eden şarapnel parçaları ile hayatını kaybetti. Onun ölümünden sonra herşey altüst oldu” dedi. Türkiye’ye eşinin vefatından sonra 2015 yılında geldiklerini söyleyen Kevser, “Buraya ilk geldiğimizde 3 yıl boyunca kampta kaldık. 2 yıldan beri de Ankara’dayız. 5 çocuğum var ve birisi fiziksel engelli. Onlarla birlikte hayata sığındığımız Türkiye’de tutunmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“Herkes ‘ne oldum değil ne olacağım?’ demeli”
“Türk vatandaşları çok iyiler” diyen Kevser, “Türk milleti bizi bağrına bastı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan da Allah razı olsun. Bize sahip çıktı. Türkiye’deki varlığımızdan rahatsız olanları da biliyorum. Yaşadığımız acı olaylar herkesin başına gelebilir. ‘Ne oldum değil ne olacağım?’ demeliler” şeklinde konuştu.
Hafez: İç savaş başlamadan önce huzur içinde yaşıyorduk
Ülkesindeki iç karışıklık başlamadan önce memleketi Suriye’de huzur içinde yaşadığını ifade eden Fransızca Öğretmeni Abdulbaki Hafez ise “Ailemle birlikte memleketim Halep’te yaşıyordum. Fransızca öğretmeniydim ve hayatımda maddi ya da manevi hiçbir sorun yoktu. Savaş sebebi ile 2014 yılında eşim ve dört çocuğumla birlikte Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldım” dedi.
“Suriyelilere yönelik kursta ‘gönüllü’ öğretmenim”
“Türkiye’de bir dernekte Suriyelilere yönelik verilen kursta gönüllü öğretmenlik yapıyorum” diyen Hafez, “Suriyeli çocuklarımıza Türkçe ve Arapça dersleri veriyoruz. Gönüllü olduğumuz için dernekten bin 500 liraya yakın harçlık olarak para alıyorum. Sağolsunlar bize gıda yardım kolileri de veriyorlar” ifadelerini kullandı. Fransızca Öğretmeni Abdulbaki Hafez sözlerine şöyle devam etti: “Vatan, anne gibidir. Suriye de bizim vatanımız. Vatanımızı terk etmek biz büyükler için hiç kolay olmadı. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu ise Türkiye’de büyüdü. Buraya geldiğimizde çocuklarımızın bir kısmı çok küçüktü, bir kısmı ise Suriye’yi hiç görmeden Türkiye’de doğdu. Anadilimiz Arapça’yı unutmaya başladılar. Türkçeyi daha iyi konuşuyorlar. Artık evlatlarımızın da bizim de iki vatanımız var. Biri Suriye biri Türkiye.”