Siyaset
Diyalog dediler masadan kaçtılar
Doğu Akdeniz’de sürekli diyalog çağrısında bulunan ve ‘Türkiye masaya otursun’ diyen Batı, stratejik her meselede diplomasiyi oyalama aracı olarak kullanıyor. Türkiye’nin diyalog çabalarını karşılıksız bırakan Haçlı devletler, hem masadan kaçtı hem de hukuksuz ve temelsiz iddialarını dayatmaya çalıştı.
Diyalog değil oyalama
Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülkemizin çıkarlarını uluslararası arenada zerre kadar taviz vermeden savunması Batılı devletleri çeşitli kurnazlıklara sevk ediyor. Dünyaya barıştan yana oldukları imajını vermek için ülkemizle yaşadıkları her problemde diyalog çağrısında bulunan AB ülkeleri, gerçekte ise masayı deviren taraf oluyor. 2020’nin başlarında Libya’daki krizi çözmek için Türkiye’nin öncülüğünde başlatılan görüşmeler Batı’nın tavrı sonrası fiyaskoyla sonuçlandı. Rusya’nın ve Avrupa ülkelerinin tamamının desteklediği darbeci Hafter, anlaşma masasından kalktı. 2004 yılında Kıbrıs’ta kalıcı bir barış için hazırlanan Annan Planı’nı Türkiye tarafı destekledi. Plan sonrası yapılan referandumda Türk tarafı yüzde 64.91 oranında ‘evet’ derken, Rum tarafı ise masadan kalktığı gibi referandumda da yüzde 75.38’lik bir ‘hayır’ oyu çıktı.
Masadan kaçan taraf oldular
Ülkemizin en çok başının ağrıtıldığı sözde Ermeni soykırımı iddialarında da Batı ikiyüzlü bir tavır sergiledi. Soykırım safsatasının 100. yıldönümünde Türkiye, başta Ermenistan olmak üzere Avrupalı devletlere arşivleri açalım çağrısında bulundu. Çağrıya cevap vermedikleri gibi Ermenistan, Fransa ve Almanya, soykırım iddialarını yüksek sesle dillendirmeye devam etti. Tıkanan Kıbrıs görüşmelerinin devamı için 2010 yılında BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun öncülüğünde Türk ve Rum tarafları New York’a çağrıldı. Türk yönetimi müzakerelerin başlangıcı için onay verirken, Rum diplomatlar Yunanistan’ın telkinleri sonucu görüşmeleri sonlandırdı. 2017 yılında benzer bir durum gerçekleşti. Lefkoşa’da BM gözetiminde başlatılan çözüm müzakereleri çerçevesinde başlatılan görüşmelerde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis oturum devam ederken toplantıyı terk etti.
Diplomasi değil zorbalığı tercih ettiler
Ege’nin doğal uzantısı niteliğindeki adalar, Lozan ve Paris anlaşmalarına rağmen Yunanistan tarafından silahlandırıldı. Türkiye her iki anlaşmaya da sadık kaldığı ve Yunanistan tarafına sağduyu çağrıları yapmasına rağmen, Rumlar, AB’den aldığı destekle şımarıklıklarını sürdürdü. Son olarak Meis adası da askeri üs haline getirildi. 1996 yılındaki Kardak Krizi’nde de Türkiye’nin diplomasi çağrıları sonuçsuz kalmış, Yunan tarafı kayalıklara asker çıkarmıştı. Türkiye’de uluslararası kamuoyunun Yunanistan’a tepki göstermemesi sonucu Kardak’a asker çıkarmıştı.