Gündem
Osmanlı tokadı yiyince diplomasiyi hatırlıyorlar
Türk-İslam coğrafyasında yaşanan soykırımlara yıllarca sessiz kalan ABD, AB ve BM; ne zaman ki Müslümanlar gasp edilen haklarını geri alıp, sahada başarı gösteriyor işte o zaman diplomasiyi hatırlayıp, barış havarisi kesiliyor. Geçmişte Kıbrıs’ta, Bosna’da, Türkiye’nin terör örgütlerine vurduğu ağır darbe sonrası Suriye’de yaşanan senaryo şimdi de Azeri kardeşlerimizin Osmanlı tokadı ile dağıttığı işgalci Ermenistan için devreye sokuluyor.
Akgül: Diplomasiyi silah olarak kullanıyorlar
Uluslararası Stratejik Tahlil ve Araştırmalar Merkezi (USTAD) Başkanı Ahmet Akgül, “Batı ve emperyalist politikaları ve tarihsel kökleri içerisinde Batı bloğu içerisinde sayabileceğimiz Rusya hiçbir zaman güçlü bir Müslüman ve Türk coğrafyası istemez. Bu nedenledir ki ikiyüzlü siyasetini hep uygular. İslam coğrafyası üzerimde zulümlere kılını bile kıpırdatmayan, ağırdan alan Batı, Müslümanların olası bir başarısını engellemek, hakkı olanı vermemek için bu defa da diplomasi silahına sarılır” şeklinde konuştu. Batı’nın İslam coğrafyasına karşı riyakar bir politika izlediğini kaydeden Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batı bunu hep yaptı. Batı’nın sahte barış çağrılarına itibar etmemek lazım. Niyetlerinin asla samimi bir barış olmadığını bilmek lazım. Onlar haklarını savunan bir Müslüman topluluk istemiyorlar.”
Çakır: Hakkımız olanı masada hiç vermediler
Siyaset Bilimci Ferhat Çakır, “Batı, bize ne zaman hakkımız olan toprağı masada vermiştir? Hiçbir zaman vermediler. Biz ancak bileğimizin gücüyle almak için harekete geçtik. O zaman da baktılar ki iş tersine dönüyor, barış diye tutturdular. Kıbrıs’ta, Bosna’da ve son olarak da Azerbaycan’da benzer bir tavır takınıyorlar” ifadelerini kullandı. Batı’nın çeyrek asırdan fazladır Karabağ’daki Ermeni mezalimini görmediğini kaydeden Çakır, şöyle devam etti: “1990’lı yılların başından beri Karabağ’da Ermeni eliyle gerçekleşen insanlık dramını görmüyorlar, Azerbaycan’ın gasp edilen toprakları hakkında tek söz söylemiyorlar. Azerbaycan kendi hakkını ve hukukunu savunmak için ayağa kalktığında ve üstünlük sağladığında hemen ‘barış’ diye tutturuyorlar. Bu kabul edilebilir bir tavır değil. Batı’nın barıştan ne anladığını da gözler önüne seren bir tablodur bu.”