Gündem
İşte Fetullah Gülen’in ağlattığı MÜSLÜMANLAR..
Fetullah Gülen kim? Bir İslam alimi mi, yoksa bir politikacı mı? Bir istihbaratçı mı ya da uluslararası bir holdingin patron mu? Biri veya hepsi demek için o kadar çok gerekçe var ki! Adeta bir çelişkiler yumağı olan Gülen’i anlamak gerçekten zor. Dokunduğu herkese zarar veriyor. Özellikle de Müslümanlara.
AHMET CAN - İSTANBUL - 12 Eylül mağdurlarından biri olan Selim Çoraklı, 1980’li yılların sonlarında Fetullah Gülen Cemaati ile tanıştı. Sızıntı ve Yeni Ümit Dergisi ve Zaman Gazetesi yazarlığından üniversite sorumluluğuna, esnaf hizmetleri imamlığından Makedonya Zaman gazetesi temsilciliğine kadar Gülen Cemaati’nin birçok kademesinde üst düzey görev yaptı. 1999 yılında Gülen Cemaati ile gördüğü bazı İslami yanlışlar sebebiyle yollarını ayırdı. Gülen ve cemaatinin İslami sapmalarının ne olduğu hususunda 15 senedir değişik gazete ve dergilerde eleştirel yazılar yazdı. Birçok TV programında Gülen’in yaptığı yanlışları dile getirdi. Seksenden fazla yayınlanmış kitabı olan Selim Çoraklı son olarak “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” isimli bir kitap kaleme alarak Gülen’in 1970’li yıllardan 2014 yılına kadar diğer İslami cemaatlerle çatışmalarını belgelerle ortaya koydu. “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” kitabı penceresinde bütün bu gelişmeleri Selim Çoraklı ile konuştuk.
GÜLEN HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI
¥ Kitabınıza verdiğiniz “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” ilginç bir isim değil mi?
Gülen ve cemaati son otuz yılda bu ülkede İslâmi hizmet vermeye çalışan bütün Müslümanları değişik açıklama ve tavırlarıyla ciddi anlamda rencide etmiş ve ağlatmıştır. Erbakan’dan Nur cemaatlerine, başörtülü kızlarımızdan İmam Hatiplilere, IHH’dan son olarak Başbakan’a kadar mağdur etmediği kimse kalmadı. Ayrıca Gülen, benim de içinde bulunduğum kendi cemaatine mensup çok kimseleri de büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bunun için kitabın ismini “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” koydum ve 1970’li yıllardan 2014 yılına kadar Gülen’in Müslümanları nasıl ağlattığını delilleri ve belgeleriyle ortaya koymaya çalıştım.
¥ Bildiğim kadarıyla siz bu kitabı 2006’da hazırlamaya başlamıştınız? Neden bu kadar geciktirdiniz?
Gülen cemaatinden İslami sapmalardan dolayı 1999 yılında ayrıldım. Ayrılış sebeplerimi değişik makaleler yazarak ve soran herkese şifahi olarak anlattım. Kitabı 2006 yılında yayına hazırlamıştım. Ancak yayınevi Gülen’den çekindiği için kitabı matbaadan geri çekti. Nasip bugüneymiş. Kitabı güncelleyerek 1970-2014 yılları arasında araştırmamı yaptım.
¥ Gülen genel olarak kimleri ağlattı?
Gülen ve cemaati son otuz yılda bu ülkede İslâmi hizmet vermeye çalışan bütün Müslümanları değişik açıklama ve tavırlarıyla ciddi anlamda rencide etmiş ve ağlatmıştır. Hatta yıllarca beraber çalıştığı dava arkadaşları bu tavırlarından dolayı ona sırt döndü. Son dönemlerde de 12 senedir kendilerini sınırsız şekilde destekleyen Başbakan’a yönelik darbe girişimlerinde bile bulundu.
Gülen’in ağlattıklarının başında da inançlarından dolayı başlarını örten ve kamuoyunda “Başörtülü kızlar” olarak anılan ve İslâm’ın tesettür emrine uymak isteyen tesettürlü mazlum kadınlarımız ve kızlarımız gelmektedir.
HİÇBİR ZAMAN NURCU’YUM DEMEDİ
¥ Gülen’in kendini Mesih ve Mehdi olarak bilmesine ne diyorsunuz?
Bunu ben değil birçok Risale-i nur taraftarı da dillendiriyor. Hatta geçenlerde Gülen’in talebesi Münip Erdem de Gülen’in kendini Mesih olarak bildiğini söylemişti. Aslında biz bu konuda Cuma dergisinde (Temmuz 1999- Temmuz 2004) Mehmet Kutlular ile bir röportaj yapmıştık. O da orada Gülen’in kendisini Mesih olarak bilmesini şu sözlerle dile getirmişti: “Fetullah Hoca kendisini 1970’te Mehdi ve Mesih biliyordu. Onun için ayrıldık. Ayrıca Hoca hiç bir zaman ben Nurcuyum falan dememiştir. Risaleleri okuyor, okutuyorlar ama; Üstadın tarzına zıd bir yapıları var. Bir de Fetullah Hoca’nın devlete talip olma meselesi var. Bunun için 12 Eylül’de teröristlerle beraber aranıyordu. Ama Özal, Fetullah Hoca’yı devletle barıştırdı. Ayrıldıktan sonra hiç bir münasebetimiz olmadı. Zaten Hoca’da Milliyetçilik anlayışı da var. Bana gelenler Fetullah Hoca’ya da gitmiş olmalılar. Yoksa yurt dışında bunca okul açabilir miydi? O okullara müsaade ederler miydi? Fetullah Hoca bir açıklamasında “MGK fetva makamıdır” diyerek 28 Şubat’a adeta olur demiştir. Zaten sistem Hoca’yı Refah ve Erbakan’a karşı kullandı. Hoca da stratejik bir hatayla onların oyunlarına alet oldu. Sonra da sıra kendisine gelince çekti ABD’ye gitti...”
GÜLEN YANLIŞ BİLGİLERLE KANDIRILDI
¥ Kitapta son dönemlerde ülkemizde olan olaylara da değinmişsiniz? Nedir mesele? Bu kavga biter mi?
AK Parti-Cemaat çatışması gibi görünse de işin arkasında ülkenin gelişmesini, bulunduğu coğrafyada tarihi misyonuna uygun görev yapmasını istemeyen uluslararası güçlerin bir oyunu olduğu açık. Bu küresel güçler taşeron olarak maalesef Gülen ve cemaatini kullanıp, ülkede kaos meydana getirmek istiyorlar. Bu yapının gelecekte ülkeye zararlı olacağını 1996 yıllarında hazırladığım raporlarda belirtmiştim. Bana göre Gülen kendisine verilen yanlış bilgilerle ülkede her şeyi ele geçirdiğine inandırıldı ve böyle bir yanlışa sürüklendi. Yoksa sırtımızda yumurta küfesi var diye en imani meselelerden taviz veren Gülen, böyle bir kamikaze harekete girişmezdi. Bu kavganın bitişi Gülen’in iki dudağının arasında. Dirayet gösterirse bir açıklama yaparak kavgayı bitirebilir. Eğer bu kavganın Gülen’i de aşan uluslararası bir boyutu yoksa Gülen bunu yapabilir. O insanları paralel yapının kadrolu bir elemanı olarak görmekten vazgeçmeli. Hem cemaate, hem de bu insanlara zarar veriyorlar. Türkiye’deki hiçbir iktidar artık bu paralel yapının büyümesine, bürokrasiyi ele geçirmesine izin vermez.
GÜLEN'DEN İNCİLER
40 yıldan fazla farklı söylemleriyle zihinleri karıştıran Fetullah Gülen, zahirde ‘Cebrail parti kursa oy vermem’ sözleriyle siyasetten uzak durduğunu belirtmesine karşılık aslında siyasetin merkezinden hiç ayrılmadı. Gülen’in “inciler” niteliğindeki bazı sözleri şöyle sıralanabilir:
¥ Kadının başını örtmesi iman ölçüsünde önemli değildir. Füruata ait bir meseledir.
¥ Papalığın açmış olduğu dinler arası misyonun bir parçası olmaya geldik. Amacımız, bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir.
¥ İsrail’de ölen Yahudi çocukları için gözyaşı döküyorum.
¥ Ülkücüler, Çeçenler ve Filistinliler teröristtir.
¥ Kur’an’ın Yahudi ve Hıristiyanları kötüleyen âyetleri bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları bağlamaz.
¥ Ecevit’e kalbim ısınırken, “O adam”a (Erbakan’ı kastediyor) kalbim ısınmıyor.
¥ MGK ictihad makamıdır.
¥ Güvenlik için gerekli görürlerse İHL ve Kur’an kurslarını kapatabilirler.
SİYASET Mİ YAPIYOR YOKSA HİZMET Mİ?
Fethullah Gülen, “Şeytan’ın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” geleneğinden gelip bu sözü ağzına adeta pelesenk etmesine rağmen siyasetten hiçbir zaman kopmadı. Cemaatini büyütebilmek için direkt veya endirekt şekilde siyasetle, siyasetçilerle iç içe oldu. Bunu sosyolog Emre Aköz, Bediüzzaman ile karşılaştırarak şöyle değerlendiriyor: “Gülen, neo-nurcudur. Said Nursi ile Gülen’in temel farklarına gelince; tek cümleyle; Said Nursi bir filozoftu. Gülen ise bir siyasetçi. Said Nursi, Kuran’ı yorumluyor, Gülen ise bir düşünür değil; din alanında siyaset yapıyor. ‘Dini siyasete alet ediyor’ demiyorum. Kendine bağlı dindarları sevk ve idare ediyor.”
GAYRİMÜSLİMLERİ DOST EDİNDİ, MÜSLÜMANLARDAN UZAKLAŞTI
Gülen, “diyalog ve hoşgörü” adı altında ne kadar Yahudi ve Hıristiyan varsa, hepsini dost edindi. Kur’an’ın Yahudi ve Hıristiyanları eleştiren beyanlarının çok sert olduğu bile ifade edildi ve bu tür âyetlerin bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları bağlamadığı bile söylendi. 28 Şubat sürecinde Yahudi’den Hıristiyan’a, Masondan Sebatayiste, artistten Marksistlere, ataistlerden ateistlere kadar çok geniş bir yelpazedeki insana, “diyalog ve hoşgörü” adına kucak açarken, inanan kesimden “Nefret edercesine” kaçtı. Özetlemek gerekirse Gülen ve şahsında sembolleştirdiği sosyal grubu, yıllardır yaptığı icraatlarla inanan, inanmayan hemen her kesimden insanın ağlamasına sebep oldu.