Medya
Hastalıklı zihniyet kentsel dönüşüme de karşı çıktı
Cumhuriyet, en az 7 büyüklüğünde olması beklenen İstanbul depremi öncesi riskli binaları tespit edip yenileme çalışmalarını hedef alarak, söz konusu faaliyetlerin rant uğruna olduğunu savundu. Aynı zihniyet, deprem sonrası yıkımlardan da devleti sorumlu tutarak, “Vatandaşı riskli yapılara mahkum etti” edebiyatı yapmaktan da imtina etmiyor!..
yeniakit.com.tr
İzmir’de 6.6 büyüklüğündeki depremin ardından yaklaşık 20 bina yıkıldı, 114 vatandaş hayatını kaybetti, 1035 kişi yaralandı. Depremin ardından, İzmir’de birçok ağır hasarlı binanın yıkımı için de harekete geçildi. Bu büyüklükteki bir depremin ardından, esas büyük depremin beklendiği İstanbul’daki yapılar da yeniden gündeme geldi. Hızlı bir şekilde dönüştürülmesi gereken binlerce bina için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, devlet ve vatandaşların el ele vererek çalışmaların hızlı bir şekilde tamamlanması vurgusu yaptılar.
İstanbul’da sürekli çalışmalara devam eden devlet, İzmir depreminin ardından riskli alan çalışmalarını hızlandırırken, son olarak Ümraniye’de Elmalıkent Mahallesi riskli alan ilan edildi.
Yaygara başladı
Cumhuriyet gazetesi, hükümetin çalışmalarını lekelemek için karalama kampanyalarına başladı. Devletin riskli alan ilan ettiği Elmalıkent’te birkaç kişi, belediye binası önünde açıklama yaparak bölgenin riskli alan ilan edilmesine karşı çıktı. Cumhuriyet paçavrası, söz konusu açıklamaları gündeme getirerek hükümeti hedef aldı. “Bizi de sürecekler” başlığıyla yayımlanan haberde, “62 bin metrekarelik bir bölgenin riskli alan ilan edilmesinin ardından bölge sakinleri bu kararın rant uğruna alındığını savundu” ifadesine yer verildi.
Söz konusu haber şu şekilde:
Bina yıkılınca devleti hedef alıyorlar
Devletin depreme karşı riskli alanları tespit edip çalışma yapmasını, “Rant” ve “Sürgün” olarak değerlendiren zihniyet, yaşanan bir deprem sonrasında en küçük bir yıkımda yine devleti suçlayarak “Vatandaşlar riskli binalara mahkum edildi” yaygarası koparmaktan da geri durmuyor. Aslında bu takoz zihniyet, deprem gibi hayati durumlarda dahi devlete karşı gelerek aslında vatandaşları riskli binalara mahkum ediyor!..