Gündem
Erdoğan’ı ağlatan mektup
HAK-İŞ Konfederasyonu’nun düzenlediği Kadın Emeği Buluşması programında, Hatice Güngör isimli bir kadın işçinin mektubu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı duygulandırdı. Güngör’ün “Allah’ım Cumhurbaşkanımıza hayırlı, uzun ömür ver. Hizmetlerini tamamlamasını nasip et” şeklindeki sözlerinin okunması esnasında Erdoğan gözyaşlarına hâkim olamadı.
Hak-İş Konfederasyonu’nun düzenlediği Kadın Emeği Buluşması programında, Hatice Güngör isimli bir kadın işçinin mektubu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı duygulandırdı. Güngör, “Allah’ım Cumhurbaşkanımıza hayırlı, uzun ömür ver. Hizmetlerini tamamlamasını nasip et. Ülkemizin, insanlığın ve İslam âleminin ona ihtiyacı var. Şayet buna ömrü vefa etmeyecekse ve benim ömrüm var ise Rabbim lütfen benim ömrümü ona ver. Ömrüm size annenizin ak sütü gibi helal olsun” dedi. Erdoğan, mektubun okunduğu esnada gözyaşlarına hâkim olamadı.
“KADIN EMEĞİ BULUŞMASI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Hak-İş tarafından ATO Congresium’da düzenlenen “5. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması” etkinliğine katıldı. Burada kadınlara hitaben bir konuşma yapan Erdoğan, “Sizler kadınların insan sıfatıyla diğer tüm özelliklerinden bağımsız bireyler olarak bu ülkede yaşayabileceğini, kendi ayakları üzerinde durabileceğini gösteren birer kahramansınız. Aynı zamanda sizler kadının metalaştırılmadan, sadece cinsiyeti kullanılarak istismar edilmeden, kendi kişiliğiyle, kimliğiyle, inancıyla, değerleriyle hayatta hak ettiği yeri alabileceğinin de ispatısınız” diye konuştu.
“Eşitlik adı altında kadının her türlü sömürüye ve istismara açık hale getirildiği bir anlayışa herkesten önce inanıyorum ki kadınlar karşı çıkacaktır” diyen Erdoğan, Kur’an-ı Kerim’de kadına ayrılmış bir surenin bulunduğuna dikkati çekti: “Kadın, çocuk doğurduğu için cezalandırılmaz, tam aksine kadın çocuk doğurduğu için mükâfatlandırılır. Onun için bizim değerlerimizde, inancımızda cennet babaların ayakları altında değil, annelerin ayakları altındadır. Onun için annelerin ayaklarının altı öpülür. Ben öptüm siz de öpün. İnsanoğlu kendi geleceği için, kendi bekası için kadına hak ettiği değeri vermek mecburiyetindedir. Kadına haksızlık eden tüm insanlığa haksızlık etmiş olur. Esasen mazlumla zalimin mücadelesi insanlık tarihiyle yaşıttır.”
“HAYDİ KIZLAR OKULA” KAMPANYASI
Eşi Emine Erdoğan ile “Haydi Kızlar Okula” kampanyasını başlattıklarını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Güneydoğu Anadolu’da kızlarımız okullara gönderilmiyordu ve bu konuda eşimin başına çektiği bir çalışma başlattık. 2002 yılında ilkokul ve ortaokulda yüzde 87 olan kız çocuğu okullaşma oranı geçtiğimiz yıl yüzde 96 seviyesine yükseldi. Bu oran lise düzeyinde de yüzde 45’ten yüzde 79 düzeyine çıktı. Şartlı eğitim yardımıyla maddi imkânsızlıktan dolayı hiçbir ailenin çocuklarını özellikle de kız çocuklarını eğitimden mahrum bırakmasına izin vermedik. 1 Kasım seçimleri ile oluşan Meclis’te kadın oranı 81 milletvekili ile yüzde 15’e yakındır. 2002 Meclisinde bu oran yüzde 4,5 bile değildi.”
“EN BÜYÜK KADIN DÜŞMANLARI”
Birtakım çevrelerin ısrarla, kendi deyimleriyle, “özgürleştirmek” adına, kadınları kadın yapan farklılıkları, güzellikleri, imtiyazları ortadan kaldırmaya çalıştığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “İşte bu zihniyetin yansımalarına bazı belediyelerin, birtakım siyasi partilerin güya Kadınlar Günü için hazırladıkları afişlerde, etkinliklerde şahit oluyoruz. Bu topraklara yabancı ne varsa getirip ‘işte kadın’ diye sunan, inancını ve kılık- kıyafetini aşağılayarak kadına hakaret eden bu karanlık zihniyet esasen, en büyük kadın düşmanıdır. Kadını, ‘başında örtü var, başında örtü yok’ diye ayrıma nasıl tabi tutarsın? Yani, ‘başında örtü varsa kadın değil, başında örtü yoksa kadındır’, böyle bir tanımlama olabilir mi? Yıllarca bu ülkede bu yapıldı. Eğer başında örtü varsa üniversiteye almadılar, okullara almadılar, örtü varsa devlet dairelerine almadılar, işe almadılar, yoksa aldılar. Ayrımcılığın tâ kendisi bu, bunu yaptılar.”
“TEMENNİ EDERİM Kİ BU PARAYI ALARAK DÖNER”
Bu dünyada, “gelişmiş ülke” olarak geçinenlerin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi görevini ifa etmiyor. Sadece beş ülkenin iki dudağının arasına sıkışmış bir dünyayı, biz özgür dünya olarak kabul etmiyoruz. 191 ülke, beş ülkenin iki dudağının arasına sıkışmış. Onlar ne derse, onu yapıyorlar. İşte Suriye’de, Irak’ta yapılanlar. Şu anda üç milyon insan ülkemde. Bu üç milyon insana biz şu ana kadar 10 milyar dolar harcadık. Bunlar faturalı olan. STK’ların, belediyelerin yaptıklarını konuşmuyorum. ‘Üç milyar avro destek vereceğiz’ dediler. Dört ay geçti, hâlâ verecekler. Sayın Başbakan şu anda Brüksel’de. Temenni ederim ki bu parayı alarak döner” dedi.
Erdoğan, bir taraftan, “Mülteciler gelmesin” dendiğini belirterek, “Tamam da mültecileri biz göndermiyoruz ki. Bak, denizden geliyorlar. Bunların birçoğu da maalesef ölüyorlar. Biz şu ana kadar sadece denizlerden 100 bine yakın mülteciyi botlarımızla kurtardık. Ama diğerleri, botları şişleyerek onların ölümüne neden oldular. Farkımız bu.” diye konuştu.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ MÜCADELE DEĞİLDİR”
“Bu ülkede, parlamentoya girip de hâlâ terör estirenlere karşı ben, parlamentodaki diğer siyasi partilerin, bunlar hakkında atılması gerekli adımları geciktirmeden atmalarının gereğine inanıyorum” diyen Erdoğan, şunları kaydetti: “Anayasa, yasalar ortada. Bunların yaptığı özgürlükçü bir mücadele değildir. Bütün bunların bedeli, silahla parlamentoya girmek değildir. Siz silahla mı girmek istiyorsunuz? O zaman buyurun anayasanın, yasalarının amir hükümleri ortadadır, bunun gereğini yaparız, iş olur biter. Geldin, girdin parlamentoya, demokratik şekilde mücadeleni ver, sözle, kalemle ver ama ‘silahla’ dersen kusura bakma.” “Bu millete ‘şöyle de yaparım, böyle de yaparım’ anlayışını dayatanlar, hem kadınlarımızın hem de halkımızın düşmanıdır. Bu mesele, hayat tarzı meselesi değildir. Tam tersine bu mesele ülkemizin ve milletimizin geleceği meselesidir” diyen Erdoğan, “Hani bir de ‘Türkiye’ye özgü başkanlık, Türkiye’ye özgü anayasa’ diyoruz ya, işte bu konuda da Türkiye’ye özgü bir model geliştirmek ve uygulamak mecburiyetindeyiz. z” ifadesini kullandı.
KADIN İŞÇİNİN MEKTUBU DUYGULANDIRDI
Cumhurbaşkanının konuşmasından sonra Hatice Güngör isimli bir kadın işçinin kendisine hitaben yazdığı mektubu dinleyen Erdoğan, gözyaşlarını tutamadı. Güngör mektubunda, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi çok seviyor ve çok değer veriyoruz. Mektubumdaki duamı tekrar etmek istiyorum. Allah’ım Cumhurbaşkanımıza hayırlı, uzun ömür ver. Hizmetlerini tamamlamasını nasip et. Ülkemizin, insanlığın ve İslam aleminin ona ihtiyacı var. Şayet buna ömrü vefa etmeyecekse ve benim ömrüm var ise Rabbim lütfen benim ömrümü ona ver. Ömrüm size annenizin ak sütü gibi helal olsun. Benim iki tane yavrum var. Onlara herkes annelik yapabilir ama güzel yurduma, İslam’a, insanlığa herkes güzel hizmet edemez. Çok şükür hayalim gerçek oldu. Allahıma şükürler olsun ki mektubumu Rabbim sizlere doğrudan okumamı nasip etti” dedi.
Kaynak: Yeni Akit Gazetesi