Gündem
Modern kapitülasyonlara karşı tarihi bir mücadele veriyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ebediyete İrtihalinin 82. yıldönümü dolayısıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Tarafından Düzenlenen Anma programında yaptığı konuşmada, “Kendilerini devletin sahibi, Batı’nın kölesi olarak gören vesayetçi anlayışla çarpışa çarpışa ülkemizi cihanşümul hedefleriyle buluşturduk” diye konuştu.
yeniakit.com.tr
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 82’nci yıl dönümü dolayısıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen anma törenine katıldı. Törendeki konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları belirtti: “Cumhuriyetin ruhuna uygun şekilde devletin sahibinin millet olduğu gerçeğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadan her alanda insanlarımıza layık oldukları hizmetleri sunabilmenin gayreti içindeyiz. Kendilerini devletin sahibi, milletin efendisi, Batı’nın kölesi olarak gören vesayetçi anlayışla çarpışa çarpışa ülkemizi yeniden tarihiyle ve cihanşümul hedefleriyle buluşturduk. İstiklal Harbi ile topraklarını işgalden kurtaran milletimizin değerleri ve refahı başta olmak üzere tüm hayatı üzerindeki prangaları birer birer kırdık. Ülkenin imkanlarını küçük bir azınlığın hevesleri ve çıkarları yerine topyekün milletin istek ve ihtiyaçları için seferber ettik.”
“Mücadelemizin en yakın şahidi milletimizdir”
Millet, vatan ve medeniyet merkezli bu tarihi mücadelenin kolay olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca bu ülkeyi siyasi ve ekonomik bir avuç elit eliyle adeta babalarının malı gibi kullanmaya alışmış olanlar her yolu ve yöntemi deneyerek üzerimize geldiler. Kendilerine içeride imtiyazlarını kaybetmiş olmanın verdiği kin ve nefretle dolu taraftarlar, payandalar, mankurtlar bulmakta da zorlanmadılar” dedi.
Türkiye’de son 18 yılda yaşananlara bir de bu gözle bakmak gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Vesayetin sinsi oyunlarının, terör örgütlerinin kanlı saldırılarının, halkımızı ve vatanımızı bölmek için sınırlarımıza yapılan tacizlerin, darbe girişimlerinin, ekonomimize yönelik sabotajların gerisinde hep bu kavga vardı. Türkiye bir asır önce başlattığı İstiklal Harbi’ni yeniden ve daha güçlü şekilde sürdürdüğü için böylesine derin ve alçakça bir kuşatmaya maruz kaldı. Şayet eskiden hep olageldiği gibi ülkemize çizilen o dar sınırların içinde kalsaydık, teslimiyeti reddetmeseydik, milletin değil vesayetin dediğini yapsaydık, bu sıkıntıların hiçbirini yaşamazdık ama o zaman milletimizin yüzüne de bakamazdık ama o zaman kalbini ve gözünü bize yöneltmiş mazlumların dualarını alamazdık ama o zaman yeni nesillere söyleyecek söz bulamazdık. Demokrasi ve kalkınma yolunda verdiğimiz mücadelenin en yakın şahidi ve en büyük destekçisi bizatihi milletimizin ta kendisidir. Allah şahittir ki ‘Ezan susmayacak, bayrak inmeyecek, millet bölünmeyecek, vatan parçalanmayacak, ülkemiz büyüyecek, devletimiz güçlenecek’ derken hep samimiydik.”
“Her meselede sözü dinlenen ülke konumuna yükseldik”
Millete verdikleri her sözü yürekten inanarak ifade ettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Bu sözleri yerine getirmek için tüm gücümüzle gece gündüz çalıştık, çabaladık. Bugün Türkiye sadece sınırları içinde değil sınırları dışında da güç ve umut kaynağı ise bunu milletimizle birlikte verdiğimiz mücadeleye borçluyuz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dışarıdaki ve içerideki şer güçlerin tasallutundan kurtardığımız kahraman ordumuzu yeniden zafer üstüne zafer kazanan, milletimizin göz bebeği bir kurum haline dönüştürdük” dedi. Türkiye’yi, Irak’tan Suriye’ye, Libya’dan Kıbrıs’a, Karabağ’dan Kudüs’e kadar tarihin ve medeniyetin tüm emanetlerine gerektiğinde canını ortaya koyarak sahip çıkabilecek bir yere getirdiklerini belirten Erdoğan, “Bölgesel ve küresel her meselede sözü dinlenen duruşu dikkate alınan, tarafı ağırlık kazanan bir ülke konumuna yükselttik. Sıkıntılarımız yok mu? Elbette var, hamdolsun ki hiçbiri de aşılamayacak, çözülemeyecek üstesinden gelinemeyecek hususlar değildir” ifadelerini kullandı.
Ekonomimizi kötüleyenlerin gayesi üzüm yemek değil
Dünyada yaşanan genel ekonomik sıkıntıların, koronavirüs salgını ile birlikte daha da ağırlaştığını, Türkiye’nin en az kayıpla süreci yönetmeyi başardığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Buna rağmen ısrarla ekonomimizi kötüleyenlerin gayesinin üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu anlamak için öyle çok da derin teknik analizlere gerek yoktur. Bilindiği gibi Osmanlı’nın yıkılmasında özellikle 1838 Balta Limanı Anlaşması’nın ardından artık kontrolü mümkün olmayan bir hale dönüşen kapitülasyonların ve onunla bağlantılı olarak girilen borç sarmalının büyük etkisi vardır. Gazi Mustafa Kemal’in ve Cumhuriyet’in ülkemize en büyük hizmetlerinden biri tüm baskılara, tehditlere, ısrarlara rağmen kapitülasyonları kaldırmak olmuştur.
Şimdi biz bunu bir adım daha öteye taşımanın gayreti içindeyiz. Göreve geldik, Türkiye’nin IMF’ye borcu neydi? 23,5 milyar dolardı. Biz ne yaptık? Geldik 2013 Mayıs’ında tuttuk IMF’ye olan bu borcu sıfırladık ve artık bizim IMF’ye borç noktasında en ufak bir ilişkimiz kalmadı. İşte o gün kapitülasyon, bu defa IMF. Ne diyordu bunlar bize? Adeta siyasi irade sanki onlardaydı. Diyorduk ki ‘Sizin bizden alacağınız mı var, paranızı tahsil ediyor musunuz? Siyasetimize karışamazsınız. Paranızı alırsınız, gelir bu noktada hesapları kontrol edersiniz ama bize siyasi akıl veremezsiniz. Çünkü bu ülkenin başbakanı benim.’ Başbakanlığım döneminde IMF ile yaptığım görüşmedir bunlar. Şimdi ise zaten IMF ile bu noktada herhangi bir ilişki kalmadı. Rabbim bunların eline de bizleri düşürmesin.
Türkiye’yi faiz, kur, enflasyon prangasıyla modern kapitülasyonlara mahkum etmek isteyenlere karşı şimdi de tarihi bir mücadele veriyoruz. Serbest piyasa ekonomisi kurallarından taviz vermeden, büyümeyi özel sektör eliyle sürdürme kararlılığından vazgeçmeden, paranın milliyeti ve sınırı olmadığı gerçeğini unutmadan tüm gücümüzle çalışıyoruz.”