İSLAM
Fikir adamından edeb dersi
Beşerin bir dünyası yoktur; egosu ve egosunun ertelenememeyen, kişiyi kölesi kılan istekleri, hazları, hırsları vardır.
İnsan, benini aşıp kendine ulaşan bir varlık olduğu için, isteklerini, hazlarını, hırslarını hem kendi dünyasını hem de başkalarının dünyalarını yıkmak için değil yapmak için harekete geçirir. Beşer için başkaları düşmandır, cehennemdir, en azından başkaları yoktur, sadece kendisi vardır; kendi çıkarı, kendi hazları.
İnsan için başkası, kendini göreceği aynadır; başkası kendine ayna tutar aslında; o aynaya bakarak kendini sorgular, sigaya çeker, böyle böyle kendini aşar, başkalarına değer, başkalarıyla kalpten bir köprü kurar, yürek ülkesi inşa eder: Ülkesinde herkese yer veren, kol kanat geren, serinleyen bir yurt, umut ve ufuklar o artık.
Edebin ve hayânın insanı aşkınlaştıran yolları ve boyutları
Kişiyi beşerlikten insanlığa, insanlığın zirve noktalarına, en zirvesi, insan-ı kâmil noktasına ulaştıran yollar vardır...
Edep bu yollardan biridir. Hayâ da bir diğeri. Edep, kişinin Yaratıcı karşısındaki yerini, haddini bilmesidir evvelemirde.
Beşer, edebi bilmez; hatta zaman zaman edepsizleşir, azmanlaşır, küçük dağları ben yarattım psikozuna kaptırır kendini ve dünyayı cehenneme çevirir.
Yaşadığımız, adına modern veya postmodern dediğimiz dünyayı edep fikrinden, hayâ mefkûresinden yoksun, azmanlaşan, kendini tanrılaştırmaya kalkışan zavallı beşerlerin ürünü.
Virüs bu. Virüs, şaştıkça azmanlaşan, azmanlaştıkça haddini aşan ve dünyayı cehenneme çeviren bu azman beşer. Başka virüs aramaya gerek yok.
İnsan bu dünyaya, beşerlikten kurtulup insan olma yolculuğu yapsın diye gönderildi.
Ama insan bunu bilemedi.
> Yusuf Kaplan