Aktüel
Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Teklif TBMM Başkanlığına sunuldu (5)
Gerekçeden: - "Kitle imha silahları nükleer, kimyasal ve biyolojik nitelik taşıyan silahlar olarak tanımlanmakta olup, can ve mal kayıplarına neden olmuş, çevre ve sağlık sorunlarına yol açmıştır. Bu silahların kullanılmasını önlemek için öncelikle yayılmasını ve bunun finansmanını ortadan kaldırmak gerekmektedir" - "Türkiye, farklı terör örgütleri ve terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir. Uzun yıllardır verilen bu mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri, bahsedildiği üzere terörizmin finansmanıyla mücadelede uluslararası düzeyde somut iş birliği olduğundan, uluslararası toplumun terör tehdidine karşı farkındalığını artırma çabalarında ülkemiz her zaman ön planda olmuş ve terörle mücadelede daha etkin mekanizmaların oluşturulmasını teminen, gerek ikili, gerek çeşitli uluslararası platformlarda ciddi çaba göstermiştir"
TBMM (AA) - Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi'nin gerekçesinde, "Kitle imha silahları nükleer, kimyasal ve biyolojik nitelik taşıyan silahlar olarak tanımlanmakta olup, can ve mal kayıplarına neden olmuş, çevre ve sağlık sorunlarına yol açmıştır. Bu silahların kullanılmasını önlemek için öncelikle yayılmasını ve bunun finansmanını ortadan kaldırmak gerekmektedir." ifadesine yer verildi.
TBMM Başkanlığına sunulan teklifin genel gerekçesinde, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçları ile kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanına karşı uluslararası düzeyde mücadele standartlarının tespit edilerek idari ve adli tüm araçların ülkelerce etkin bir şekilde uygulanmasını temin etmek için oluşturulan en önemli uluslararası organlardan birisinin Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Mali Eylem Görev Gücü (FATF) olduğu anımsatıldı.
FATF'ın kuruluşunun anlatıldığı gerekçede, FATF'ın fonksiyonlarını gerçekleştirmek için ülkeleri "karşılıklı değerlendirme" yoluyla incelediği belirtilerek, "Ülkemizin FATF tarafından 4. Tur Karşılıklı Değerlendirme süreci, 2019 yılı Ekim ayında gerçekleşen Genel Kurulda kabul edilen rapor ile tamamlanmıştır. Anılan rapor kapsamında diğer hususlar ile birlikte, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile mücadele konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve ilgili FATF tavsiyeleri ile tam uyumun sağlanması, terörizmin finansmanı ve aklama suçları ile mücadelede yasal ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemi vurgulanmıştır." denildi.
Teklifin gerekçesinde, şunlar kaydedildi:
"Kitle imha silahları nükleer, kimyasal ve biyolojik nitelik taşıyan silahlar olarak tanımlanmakta olup, can ve mal kayıplarına neden olmuş, çevre ve sağlık sorunlarına yol açmıştır. Bu silahların kullanılmasını önlemek için öncelikle yayılmasını ve bunun finansmanını ortadan kaldırmak gerekmektedir. Söz konusu gereklilik ulusal ve uluslararası seviyede topyekun bir mücadele ile mümkündür. Diğer taraftan bu silahlar ile mücadelede önleyici tedbirler önemli bir araç olup, bu faaliyetlerle bağlantısı bulunan kişi, kuruluş ve organizasyonların finansman, ekipman, malzeme, teçhizat ve teknolojiden mahrum bırakılmaları bastırıcı tedbirlere nazaran çok daha etkilidir.
Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Şartının 7. Bölümü uyarınca BMGK tarafından alınan ve bu niteliği itibarıyla ülkelerce uyulması zorunlu kararlar ile FATF tarafından bu kararlar temelinde oluşturulan tavsiye ve kısa vadeli hedefler de önleyici tedbirler bağlamında uluslararası birer kılavuz niteliği taşımaktadır. Nitekim 1617 (2005) sayılı kararının yedinci maddesinde BMGK, tüm BM üyesi devletleri, FATF tarafından kapsamlı olarak geliştirilen uluslararası standartlara uyum sağlamaya davet etmektedir."
Türkiye'de kitle imha silahları ile mücadele kapsamında BMGK'nin kararlarına dayanılarak çeşitli Başbakanlık Genelgeleri ile Bakanlar Kurulu Kararları çıkarıldığının anımsatıldığı gerekçede, anılan genelge ve kararların kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanıyla mücadelede etkin bir uygulama geliştirmekle birlikte günümüzde bu silahlarla ilgili uluslararası tehdit ve risklerin artmasına bağlı olarak uygulamada etkinliği, koordinasyonu, uluslararası iş birliğini ve cezai yaptırımları da içerecek şekilde yeni bir mevzuat düzenlemesinin zorunlu olduğu ifade edildi. Gerekçede, "Bu çerçevede amaçlanan düzenleme ile kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesini temin etmek için etkili, caydırıcı ve orantılı adli ve idari yaptırımlar kabul edilmekte olup, bu konudaki BMGK kararlarına uyum sağlanması amaçlanmaktadır." denildi.
- Terörizmin finansmanının önlenmesi
Uluslararası barışı ve güvenliği korumakla görevli Birleşmiş Milletler'in (BM), terörizmin finansmanıyla ilgili uluslararası anlaşmaların yanı sıra "Birleşmiş Milletler Şartı" uyarınca terörizmin finansmanının engellenmesine ilişkin olarak ortak tedbir ve yaptırımları belirleme yetkisi çerçevesinde, Güvenlik Konseyi kararları aldığının anımsatıldığı gerekçede, "Bu kararlar terörizmin finansmanıyla ilgili olup, genellikle bazı terör örgütlerini ve bu örgütlerle bağlantılı olan kişi ve kuruluşların malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin düzenlemeleri içermekte ve bu konuda devletleri iş birliğine davet etmektedir." denildi.
Bunlardan en önemli BMGK kararlarının anımsatıldığı gerekçede, "Suç ve suçlulukla etkin mücadelenin bir yönü olarak suçun malî boyutuyla mücadele, geçtiğimiz yüzyılda kazandığı önem ile birlikte Ülkemizde de bir ceza politikası önceliği olarak benimsenmektedir. Mali suçlar, sosyal, siyasal ve ekonomik düzene karşı yıkıcı etkileri nedeniyle bilhassa suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçlarının tespiti ve bağlantılı suç ağlarının ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır." ifadesi kullanıldı.
Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un günümüze kadar terörizmin finansmanıyla mücadelede Türkiye'de etkin bir şekilde uygulandığı ve gelinen aşamada bu suçlarla mücadelede uluslararası iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunun vurgulandığı gerekçede, şöyle devam edildi:
"Türkiye, farklı terör örgütleri ve terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir. Uzun yıllardır verilen bu mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri, bahsedildiği üzere terörizmin finansmanıyla mücadelede uluslararası düzeyde somut iş birliği olduğundan, uluslararası toplumun terör tehdidine karşı farkındalığını artırma çabalarında ülkemiz her zaman ön planda olmuş ve terörle mücadelede daha etkin mekanizmaların oluşturulmasını teminen, gerek ikili, gerek çeşitli uluslararası platformlarda ciddi çaba göstermiştir. Bu bağlamda teklif konusu başlıklardan en önemlilerinden birini, BMGK'nin 1373 (2001) sayılı Kararı ve FATF’ın 6 numaralı Tavsiyesi ile uyum için terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulması mekanizması oluşturmaktadır. Doktrinde 'Hedeflenen Mali Yaptırımlar', 'Akıllı Yaptırımlar' ve benzeri ifadelerle nitelendirilen ve BMGK'nın 1267 (1999) ve müteakip kararları ve 1373 (2001) sayılı kararları konu yaptırımlar rejimi uyarınca, terör ve terörizmin finansmanı ile bağlantılı kişi, kuruluş veya organizasyonların malvarlıklarının ülkelerce dondurulması öngörülmektedir."
BMGK'nin konuya ilişkin kararlarına ve uygulamalara atıf yapılan gerekçede, teklifle, uluslararası uygulamalardan faydalanılarak, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun yedinci maddesinde yapılan değişiklik ile BMGK'nin ilgili kararı ve FATF'ın "6 numaralı tavsiyesiyle" uyum sağlamak amacıyla malvarlığı dondurma mekanizmasının ihdas edilmesinin amaçlandığı vurgulandı.
Gerekçede, teklifle, Türkiye'nin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele kabiliyetini arttırmak ve bu anlamda adli araçların etkin kullanımı amacıyla, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu başta olmak üzere ilgili diğer kanunlarda değişiklikler yapılmasının öngörüldüğü kaydedildi. Gerekçede, "Teklifle, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunda değişiklikler yapılmak suretiyle, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele süreciyle bağlantılı olarak, anılan kanundan kaynaklanan yükümlülüklere aykırılığın önlenmesi amacıyla orantılı, etkili ve caydırıcı cezaların verilmesi ve yaptırımların uygulanması öngörülmektedir." denildi.
Halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin yalnızca zilyetliğin devredilmesi suretiyle aktarılabilmesi durumunun suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçları açısından önemli bir risk faktörü oluşturduğunun anımsatıldığı gerekçede, Türk Ticaret Kanununda değişiklik yapılarak halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin sahiplik bilgisinin takip edilebilmesi amacıyla bildirim yükümlülüğü getirilmesi ve pay sahiplerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde kayıt altına alınmasının amaçlandığı bildirildi.
Gerekçede, ayrıca Yardım Toplama Kanunu ile Dernekler Kanunu'nda değişiklikler yapılarak, denetimlerin artırılmasına ve idari yaptırımların daha etkili uygulanabilmesine yönelik hükümlerin düzenlendiği vurgulandı.
(Bitti)