AKİT MENÜ

Gündem

Evlenmek isteyene faizsiz borç desteği

Faizsiz borç vererek, gençlerin evlenmesine destek olmak amacıyla kurulan Karz-ı Hasen Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Koca, Akit’e yaptığı açıklamada, “Evlenecek olan gençlere borç veriyoruz. Düğün öncesinde ihtiyaçları doğrultusunda peşin bir ödeme yapıyoruz ve sonrasında kişinin ekonomik imkanları dahilinde bir ödeme planı ile bu parayı tekrar geri tahsil ediyoruz” dedi.

Ülkemizde evliliklerin azalmasında ekonomik problemlerin önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. Yuva kurmak isteyen gençlerin önündeki bu sorunu çözmek için yakın zamanda duyarlı insanların bir araya gelmesiyle Karz-ı Hasen Vakfı kuruldu. Kamuoyunda takdirle karşılanan Karz-ı Hasen Vakfı’nı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Koca ile konuştuk.

Karz-ı Hasen Vakfı hangi amaçla kuruldu?

Günümüzde çeşitli sebeplere bağlı olarak evlenmek çok zorlaştı. Temelde meseleye baktığımızda ekonomik yetersizlik öne çıkıyor. Son yıllarda gençlerin ailelerinden ayrılıp, kendi yuvalarını kurmak için oldukça yüksek ekonomik bir çıta oluştu. Kentlerdeki hayat koşulları bunu tetiklediği gibi kültürel dönüşüm de bundan önemli bir etken. Bizler bir grup arkadaşımızla bir araya gelerek, gençleri evliliğe teşvik etmek için ne yapabiliriz, diye bir soru üzerinde uzun uzun tartıştık. Konuyu farklı perspektiflerden ele aldık ve değerlendirmeler neticesinde Karz-ı Hasen Vakfını kurduk. Özünde Karz-ı Hasen karşılıksız yani herhangi bir ekonomik fayda beklemeksizin borç vermek demektir.

Amacımız; yuvaların kurulmasına katkı sunmak

Bu yola çıkarken sizi motive eden ne oldu?

Biz Karz-ı Hasen Vakfı’nı kurarken gençlerin evlenmesine destek olalım diye yola çıktık. Bu yolculuk gönlü geniş birkaç hayırseverin bir araya gelmesi ile başladı. Bizim yükümlülüğümüz yola çıkmak. Allah, yola çıktıktan sonra zorluklarla birlikte kolaylıkları da beraberinde veriyor. Allah’ın ahdidir malum: “Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.” Biz gençlere kolaylık sağlayan ellerin emanetini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak, tertemiz yuvaların kurulmasında bir katkı sunmak için çaba göstereceğiz. Şu ana kadar evliliklerine vesile olduğumuz gençlerimizden, ailelerinden bolca dua alıyoruz.

Her başvurana borç verebilecek misiniz?

Şartları uygun, belli bir düzeyde geliri olan herkese imkanlarımız dahilinde destek olmak azmindeyiz. Ancak şu an için kaynaklarımız sınırlı. Bireysel taleplerin yanında, çok sayıda çalışanı olan işverenlerin çalışanlarına sağladıkları evlilik yardımlarını derli toplu ve şeffaf bir şekilde onlar adına organize etmeyi hedefliyoruz. Vermiş olduğumuz borçları tekrar geri tahsil ettikçe yeniden borç olarak yeni çiftlere destek olarak vermeye devam edeceğiz.

“Hiçbir ticari hedefi olmayan bir yapıdır”

Başvurular nereye yapılıyor?

Evlilik desteği almak isteyen gençler www.gencyuva.org sayfası üzerinden vakfımıza başvurabilirler. Genç Yuva Sosyal Yardım Kooperatifi, Karz-ı Hasen Vakfı’nın kurmuş olduğu ve borç verme süreçlerini yürüten, hiçbir ticari hedefi olmayan bir yapıdır.

Karz-ı Hasen Vakfı benzeri oluşumlar İslam dünyasında yaygın mı?

Dünyada farklı alanlarda çeşitli uygulamalar var. Daha ziyade mikro kredi şeklinde, küçük girişimcilere verilen destekler söz konusu. Ama yaygın ve büyük ölçekli uygulamalar maalesef yok. İslam’ın sosyal adalet ve ihtiyaç sahibini gözetme prensibi çerçevesinde geçmişte güzel örneklikler oluşmuş. Süreç içinde, kapitalist hayat biçimi her şeyi bir fayda üzerinde kurguladığı için Karz-ı Hasen kavramı da kurumsallaşmamış. Bizlerin sıhhatli toplumlar inşa etmek için çok güzel kavramlarımız var. Zekat, infak, sadaka. Karz-ı Hasen’i diğer kavramlardan ayıran temel özelliği borç olması. Dönemsel olarak desteğe ihtiyaç duyanın ihtiyacını gidermeyi esas alıyor. Bugünün dünyasında maalesef insanların ihtiyacını karşılayan en önemli mekanizma Kur’an’ın çok kesin bir dille yasaklamış olduğu faizle borç vermek üzerine kurulmuş. Biz buna kendi küçük imkânlarımız dâhilinde bir itirazımız olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz.

Vakfın kuruluşunda Müslüman olmanın verdiği ağır sorumluluk hissini görüyoruz. Günümüzde Müslümanlar sorumluluk alanlarında yeteri kadar aktif mi?

 Allah, yeryüzünde fitnenin kaldırılması ve adaletin tesis edilmesi görevini insanoğluna vermiştir. İşte bu yüzden biz Allah’ın koymuş olduğu kuralları hayatının içinde tanzim etmeye çalışanları Müslüman olarak adlandırıyoruz. O yüzden günümüzdeki problemleri Allah’ın razı olduğu şekilde çözmek bizim sorumluğumuzdur. Ve dahası çözümlerin kurumsallaşmasını sağlamalıyız.

Günümüz dünyasında gelir paylaşımının problem olduğu, kapitalist dünyanın hegemonyası altında açlığın ve fakirliğin zirve yaptığı, doğal kaynakların büyük karteller tarafından sömürüldüğü artık sır değil. Müslümanlar olarak meselelerin çözüme kavuşturulması için kafa yormamız gerekiyor. Bu alandaki çaba keyfe keder bir durum değil. Bir zorunluk. Herkes imkânı dâhilinde çözüm üretmesi için gayret sarf ermek zorunda. Bizler Karz-ı Hasen vakfı olarak da hem Müslüman hem de bu toprakların insanı olmamız hasebiyle başkalarının getirdikleri sorunları düşünmeden kendimiz aynaya bakıyoruz. “Biz ne yapabiliyoruz?” diye kendimize soruyoruz.

Çok önemli mesele. Sorunları sürekli tenkit etmektense biz ne yapabiliyoruz diye yaklaşırsak aslında sorunlar daha rahat çözülecek değil mi?

Problemlerimizden bir tanesi sürekli karşı taraf olarak tanımladığımız kesimlerin yapıp ettikleri üzerinden kendimizi temize çıkarma çabası. Onlara göre kendimizi aklamaya çalışıyoruz. Falanca kişi şunu yaptı, falanca böyle yaptı demek bizi paklamayacaktır. Ayrıca bu, gayri ahlaki bir durumdur. Hatta ahiret inancının zayıflığından ileri gelir. Ahiret inancı nedir? Bize bu zamana kadar öğrettikleri gibi sadece ahiret inanmak değildir. Kişinin o an bulunduğu saatte, dakikada, saniyede yaptıklarının ve yapmadıklarının kaydı alındığının bilincinde olmasıdır.

Evlenmeye teşvik için finans desteği sağlıyoruz

Kurmuş olduğunuz vakıfla önemli bir boşluğu doldurdunuz. Sizce Müslümanlar başka hangi boşlukları kapatmalı? Hangi sahalarda daha aktif olmalıdır?

Bu büyük bir iddia olur. Büyük bir gediği kapatmadık. Bunu şu an için yapmamız da kabil değil. Çünkü karşımızda devasa büyüklükte sorunlar var. Biraz önce bahsetmiş olduğum “Biz ne yapabiliriz?” sorusunu ilk etapta Mavera Vakfı çatısı altında sorduk. Akabinde Kaz-ı Hasen alanında yoğunlaşacak müstakil bir vakfın kurulması düşüncesi olgunlaştı. Mavera Vakfı, Karz-ı Hasen Vakfı’na hamilik yapıyor. Biz mütevazı ölçekte gençleri evlenmeye teşvik edecek finansal destek sağlıyoruz. Onlara borç veriyoruz. Düğün öncesinde ihtiyaçları doğrultusunda peşin bir ödeme yapıyoruz ve sonrasında kişinin ekonomik imkanları dahilinde bir ödeme planı ile bu parayı tekrar geri tahsil ediyoruz. Bunu yaparken de herhangi bir ekonomik fayda gözetmiyoruz. Vade farkı veya organizasyon bedeli gibi hiçbir ek ücret talep etmiyoruz.

Bizler borç verme meselesiyle gençlerimizin evlilik ile ilgili derdini çözülebileceğini düşündük. Bunu uygulamaya geçirdik. Bunu tamamen hayırsever bağışçıların desteği ile yapıyoruz. Hayırseverlerimizin desteğinin devamlılığı doğrultusunda bu uygulamamız müstakil olarak müesseseleşebilir. Bunu tesis edebilirsek, başka meselelerde çözme konusunda da örneklik teşkil edebilir. Meselelerin etrafından dolanmaktansa, konuyu enine boyuna ele alıp, imkânlar dâhilinde bir çözüm hayata geçirmek için bir birimizi teşvik etmemiz gerekiyor.

Efendim, evlilik yapmayan gençlerin artmasında maddi problemler önemli bir etken diyorsunuz. Tarafların ihtiyaç olandan daha fazla israf düzeyinde eşya aldığını görüyoruz. Nasıl böyle doyumsuz bir toplum olduk?

Maalesef, kapitalist, seküler bir düzenin ve dünyevileşmenin getirdiği bir sonuçtur. Bugün evliliği gereksiz gören önemli bir kesim var dünyada ve ülkemizde. Önemsiz görenler hayatlarına rahat devam etmektedirler. Önem verenlerin de maddi kaygıların ve beklentilerin büyük olmasının getirdiği geciktirmeler sorun teşkil etmektedir. Dünyevileşme yüzünden hep daha fazlasını isteyen bu düzenden haliyle toplumumuz etkilenmiştir. Bizler bunu doğru bir şekilde yönlendirmekte eksik kaldık. Buna mukabil evlilik kurumuna önem veren gençlerimizin dertlerine bir nebze olsun ışık tutmalıyız.

Asıl problem kötülüklerin alenen işlenmesi

Aile kurumunu yıpratmaya yönelik projeler ve sözleşmeler var. Bu uygulamalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Esasında tartışılması gereken konu, sıhhatli bir toplumu nasıl inşa ederiz? Olmalıdır kanaatimce. Burdan baktığımızda aile toplumun temel taşı. Kişinin kişiliğinin, karakterinin, ahlaki değerlerinin oluştuğu bir koza aile. Siz bunu bozduğunuzda otomatik olarak, toplumu da bozmuş oluyorsunuz. Tersinden siz aileyi inşa ettiğinizde toplum da kendiliğinden olması gereken düzene kavuşmuş oluyor.

Toplumsal yozlaşma, bundan bin yıl önce de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Bizler ise tüm bu olumsuzluklara karşı mücadele içinde, direncimizi kırmadan bir duruş sergilemek zorundayız. Esas en büyük problem kötülüklerin ve yanlışların alenen işlenmesi, üstelik meşru olarak görülmesidir. Bir bireyin hayatın her alanında yaşadığı zorlukları hafifletmesi için aile emsalsiz bir kurumdur.

Son yıllarda sıkça konuşulan problemlerden birisi de güven. Güven yurdu kabul edilen dindar insanların güvenirliğinin zedelenmesinin sebebi nedir? Yeniden mütedeyyin insanlar bu güveni sağlamak için ne yapmalıdır?

 Bir kişi sosyal ve ticari hayatlarında kendisine bir yol haritası çiziyor. Bu yol haritasının dışına bir kez bile çıktığında haliyle o kişi ile ilgili kanaat tersine dönüyor. Farz edelim ki bir öğretmen yeni tanıştığı öğrencilere ilk dersinde nasıl ders işleyeceklerini, nasıl bir iletişim kuracaklarını anlatıyor olsun. Öğretmen önceden çizdiği bu yoldan çıkarsa, orada öğretmen olarak kalmaya devam edebilir mi? İlk halindeki gibi öğretmenlik yapabilir mi?

Dindar olduğunu iddia etmek başkadır, dindar yaşamak bambaşkadır. Aslında dindarlık kavramı da yanlıştır. Zaten Müslüman yaşadığı çağda Allah’ın rızasına uygun yaşayandır. Dindarlık sadece ritüelleri yerine getirmek değildir.

Gençlerimiz dindar olduğunu iddia ettiği kişilere bakıyor ki bu kişiler iş hayatında, aile içinde, arkadaşlarıyla vb. her yerde farklı maske taktığını görüyor. Gençlerde, böyle dindarlık kalsın diyor. Dindarlık kisvesine bürünen bu kişiler maalesef “Müslüman” karakterine zarar veriyor.

Çoğu çalışmalarınızın merkezinde gençler var. Gençlerden umutlu musunuz?

Çok umutluyum. Gençlerimiz şu an daha önyargısızlar. Yeter ki biz onlara davranışlarımızla örnek teşkil edelim. Öncülük yapan, dönüşümü gerçekleştiren genelde azınlıklardır. Sayısal üstünlük kurma, seküler dünyanın getirdiği bir dayatmadır. Öz ve etkili olmalıyız. Azınlık olmaya takılmamalıyız. Söylediklerimiz de eylemlerimizin uyumlu olması lazım. Bu zor mu? Gerçekten zor. Bunu söyleyen benim için bile. Ama teoriyi pratiğe dönüştüreceğiz. Dönüştüremezsek kaybederiz.

“İhtiyaçtan fazlasını tüketmek insanı doyumsuz yapıyor”

İktidardan önce Müslümanlar yokluğun mağduruydu. Şimdi de varlığın mağduru. İmkânların imtihanı da zor biliyorsunuz. Şimdi de en büyük imtihan olan varlık imtihanını yaşıyoruz. Neden Müslümanlar hep mağdur? Neyi yanlış yapıyoruz?

-  Talut ve Calut hikâyesinde Müslümanlar galip gelmişti. Seyir halindeyken Müslümanlara dediler ki: “Siz galip geldiniz bu nehirden ihtiyacınız kadar suyu tüketin.” İhtiyacımız kadar tüketmek yerine kana kana içmek insanı doyumsuz yapıyor. Bu zafiyet her insan için aynıdır. Ama bizler sadece kendimize bakmak zorundayız. Başkalarının nerede olduğu bizi ilgilendirmiyor. Biz kendi başımıza hesap vereceğiz.

“Helal kazanca dikkat etmeliyiz”

Toplumun temel sorunlarından bir tanesi kanaatsizlik. Yeniden nasıl kanaat toplumu olabiliriz?

- Bu bir iklim meselesidir. Ailedeki eşlerden birinin veya çocuğun kanaatkâr olması yetmiyor. Güzel bir iklimin oluşması için helal kazanca dikkat ediyor olmamız lazım. Helal kazanç konusunda bir hassasiyetimiz yoksa toplumsal çapta bir kanaatkâr toplum hayalinin gerçekleşmesi beklenemez. Bu yüzden böyle bir ortam inşa edilmelidir. Bu bilgileri sizler gibi gazetelerde, vakıflarda paylaşılması ve birçok sahada yayılması lazımdır. Bunları yaparken de modern dünyanın dinamiklerini göz ardı etmemeliyiz.

Yorumlara Git

Emekler boşa çıktı! İslamabad Mutabakatı ortadan kalktı

ABD saldırıları devam ediyor! Hürmüz Boğazı yakınları vuruldu

Neler oluyor? Türk gemisi İHA saldırısına uğradı

Hürmüz’de yeni rota savaşı! İran, Umman’ın teklifini elinin tersiyle itti!

İran'dan sıcak açıklama: ABD, saldırı düzenledi