Gündem
Dilipak'tan İran değerlendirmesi: Uzun soluklu Türkiye karşıtlığı mümkün değil
Yeni Akit Youtube kanalına konuşan Gazeteci Abdurrahman Dilipak, Türkiye-İran arasındaki ilişkileri değerlendirdi.
Taha Emre ÖZDEMİR yeniakit.com.tr
Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak, Türkiye-İran arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Türkiye-İran ilişkilerinin çok yönlü incelemeye muhtaç bir konu olduğunu belirten Dilipak, "Aslında Türkiye'den sonra en büyük Türk devleti İran. Bunu gözden kaçırıyoruz. Bu konu Azerbaycan halkının Türklüğü ile ilgili. Öte yandan İslam kardeşliği çerçevesinde de binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz. Ayrıca bulunduğumuz coğrafya da aynı. Azerbaycan bugün ikiye bölünmüş olsa da, mezhepleri Şia olsa da tarihi beraberliklerimiz çok eskilere dayanıyor." dedi.
'İran ile ilişkilerimizin tarihi çok eski'
"Bizim İran ile ilişkilerimizin Osmanlı ve Selçuklu'ya uzanan tarihi bir arka planı var." diyen Dilipak, "Bugün İran ile bazı sorunlarımız var. İslam konferansı için de Suriye ilişkileri açısından da sorunlar yaşıyoruz. Bununla birlikte İran ile doğrudan yaşadığımız birtakım sorunlar var. Son olarak da Azerbaycan konusunda Türkiye ile İran arasında bir ihtilaf ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.
'Bu tutum en çok İran'a zarar verir'
İran'ın uzun soluklu bir Türkiye karşıtlığının mümkün olmadığını belirten Dilipak, "Kibriti gözümüze çok yaklaştırınca arkasında bir ormanı kaybettiğimizi düşünüyorum. İran hem nüfus hem de coğrafya olarak Türkiye'den daha büyük. Bunu bir görelim. İran'da en büyük sosyal topluluk Azerbaycan. Bunu da görelim. Yani İran'ın uzun soluklu bir Türkiye karşıtlığı mümkün değil. Bu tutum en çok kendisine zarar verir."
Abdurrahman Dilipak sözlerini şöyle tamamladı:
"İran ve Türkiye arasında farklılıklar ve benzerlikler sebebi ile kısa süreli her zaman sorun yaşanabilir. Orta vadede bu sorunlar şekil değiştirebilir. Uzun vadede ise çatışmanın kimseye fayda sağlamayacağını her iki tarafında görmesi gerekiyor. Her iki tarafında sadece siyasal ilişkilerle var olan sorunları çözemeyeceklerini de bilmesi gerekiyor. Burada çeşitli sivil toplum kuruluşlarına da bazı sorumluluklar düşüyor. Türkiye ve İran'ın sivil aktörlerinin daha çok biraraya gelmeleri gerekiyor. Türkiye ve İran birbirine rağmen değil birlikte hareket eder bölgede daha güçlü hale gelebilir."