Ekonomi
Ekonominin rotası yeniden çizilecek! Gözler Erdoğan'da
Dikkatler gelecek hafta kamuoyuyla paylaşılacak ekonomi paketine çevrilmiş durumda. Hem yeni ekonomi politikalarının hem de reformların uygulanacağına dair kararlılığın gösterilmesinin Türkiye’nin kredi notunu olumlu etkileyeceği öngörülüyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan öncülüğünde uzun süredir üzerinde çalışılan ekonomik paketin gelecek hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması bekleniyor.
Kararlık ortaya koyulmuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu paketi kamuoyuna açıklayarak ülkeyi istikrar ve güven temelinde büyütme kararlılığını bir kez daha ortaya koyacaklarını ifade etmişti. Açıklanacak paketin sürdürülebilir büyümeyi destekleyici, enflasyonist baskıları azaltıcı ve yapısal kırılganlıklara cevap veren bir dizi unsuru içinde barındıracağı ifade ediliyor.
Güven tazelenecek
Hayata geçirilecek politikaların yabancı yatırımcının güvenini tazeleyeceği, ülke imajı ve kredibilitesine arttırıcı etki yapacağı değerlendiriliyor. Tüm bunların not arttırımlarını da beraberinde getirebileceğine işaret ediliyor.
Önemli tespit
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin, dünyada reform kelimesinin ekonomiden ziyade siyasal ve sosyal haklar için kullanıldığına dikkat çekti. Alkin, “Reformdan kasıt çok ciddi bir model değişikliği yoksa pakettir. Kredi derecelendirme kuruluşları da ‘Yeni ekonomi yönetiminin piyasa dostu söylemleri, arz ve talep dengesine dikkat eden adımları devam ettikçe ülke notunun yükselmesi için umut var’ mesajını veriyor. Ancak bu piyasa dostu ekonomi yönetimine destek verecek unsurlar, uzun zamandır geciktirilmiş adalet, hak ve özgürlüklerle ilgili reformlardır” dedi.
Teşvik mevzuatı ele alınmalı
Vergi avantajının bir teşvik olmadığını belirten Alkin, şunları söyledi: “Teşvik mevzuatı en baştan ele alınmalı. Herkese teşvik veren bir sistemimiz var, buna reform denmesi imkânsız. Benim için en büyük reform teşvik mevzuatının gözden geçirilmesidir. Seçici şekilde teşviklerin verilmesidir. Seçici teşvikler, ilk etapta yoğun dijitalleşmeye verilmelidir. Bizim emek yoğun sektörlere teşvik vermeye devam etmememiz, mutlaka dijitalleşme trenini 3 yıl içinde yakalamamız lazım. Bunun ardından da döviz kazandırıcı faaliyetlerin sayısının arttırılması ve cesaretlendirilmesi geliyor. Ekonomiyi ilgilendiren mevzuatın dakika başı değiştirilmemesi de önemli. Öte yandan dış ticaret rejiminin tamamen liberal, modern hale getirilmesi gerek. Dış ticaret rejimi bu sert haliyle Türkiye ekonomisine bir fayda sağlamıyor. İkinci büyük reform bu olacaktır.” Alkin, vergi reformunun ise vatandaşın mevsimine bakılmaksızın her ay satın almak zorunda kaldığı ürünler üzerindeki vergilerin düşürülmesi yoluyla yapılabileceğini, böylece düşük gelirli vatandaşın mağduriyetinin giderilebileceğini savundu.
Yargı reformu da önemli
Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da sıkı para politikası ve enflasyonla mücadelenin ön plana çıkmasının Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için önemli bir koşul olduğunu vurguladı. Sürdürülebilir büyümenin kredi derecelendirme kuruluşlarını da harekete geçireceğinin altını çizdi. Aslanoğlu, “Merkez Bankası’nın hükümete sunduğu mektupta dile getirildiği gibi finansal istikrar ve fiyat istikrarının sağlanması amacına ulaşmak için sıkı para politikasının ekonomi ve ekonomi dışı reformlarla da desteklenmesi gerek” şeklinde konuştu.
Değişime ihtiyaç var
Aslanoğlu, ekonomide gıda enflasyonunun çözülmesi yönünde bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Gıda enflasyonu çok ciddi bir sıkıntı yaşatıyor. Bunun çok kısa vadeli bir çözümü yok. Türkiye’de tarımsal arzı artırmaya yönelik planlı bir döneme geçmeye, daha radikal ve 3-5 yıllık bir tarım reformu açıklamaya ve net hedefleri koymaya ihtiyaç var. Türkiye’nin gıdayla ilgili sorunu çözebilmesi için arzı talebin üzerine çıkarması gerek. Bir başka politika ihtiyacı konusu da döviz kurlarına baskı yapan unsurları ortadan çıkarmamız gerekiyor. Burada cari işlemler hesabında açığı azaltan, mümkünse fazlaya geçiren bir değişime ihtiyacımız var. En büyük döviz ihtiyacımız, ithalattan kaynaklanıyor. Doğal gaz ve benzeri rezerv buluşlarının 2023 sonrası belli bir katkısı olacak ama Türkiye’nin yenilenebilir enerji konusunda bir hamle yapması ve buradaki çabalarını hızlandırması gerek. Rüzgâr ve güneş enerjisiyle ithalat faturasını düşürmeye ihtiyacımız var. Tabii ki bu da zaman alacaktır ancak bu beklentiyi yaratmamız önemli.”