Gündem
Baby shower, doğum günü, şatafatlı eğlenceler... Modern çağın bidatları özümüzden uzaklaştırıyor
Daha dün büyüklerin yanında bahsetmeye utandığımız şeyler, bugün cümle âleme ilan ettiğimiz birer eğlenceye dönüşürken ilahiyatçılar, Batı’dan özenilip Türk aile yapısına sokulan modern çağın bidatları doğum günü, baby shower, söz masası ve şatafatlı eğlencelerin toplumu özünden uzaklaştırdığı ve bu tür akımlara karşı önlem alınması gerektiği uyarısını yaptı.
Milletleri ele geçirmek kültürleri bozmak istiyorlar
Konuyla ilgi Akit’e konuşan Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, Türk milletinin tarih sahnesine çıktığından itibaren kendi öz değerleri içerisinde geliştiğine dikkati çekerek “Türk milleti yabancı kültürlerle iç içe yaşasa da asla kendi öz benliğinden ve anlayışından vazgeçmemiştir. Özellikle emperyalist anlayışta olan devletler ve yöneticileri, kendi emirlerine alamadıkları milletleri farklı yönden ele geçirmek için kültürlerini bozmak istemişlerdir. Kurbağanın ısıtılması örneğinde olduğu gibi, insanlarımızın farkına bile varmadan ve ne olduğunu bilmeden kendi milli ve dini anlayışını bozmanın yollarını ortaya çıkarmaktalar. Bunu da çeşitli adlarla legal hale getiriyorlar. Farkına varıldığında ise iş işten geçmiş oluyor. Bunun içindir ki; yetişen çocuklarımızın aşırıya kaçmadan, sade ve milli kültürümüz içerisinde yetiştirilmesi önem arz etmektedir. Aileler başta olmak üzere, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığımıza büyük görevler düşmektedir. Aynı zamanda da basın ve medya kuruluşları da sorumluluk almalıdır” dedi.
Önlem alınmalı
Türkiye Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası Diva-Sen Genel Başkanı Mustafa Çopursuz ise şunları söyledi: “Ülkemizi bölüp parsel parsel kendi aralarında paylaşan emperyalist güçler, savaş meydanlarında süfli emellerine ulaşamamalarının vermiş olduğu hırsla necip milletimizi birbirine düşürüp hedeflerine ulaşmanın yollarını sürekli arar olmuşlardır. Bu manada, milli ve manevi değerlerine son derece bağlı olan aziz Türk milletini bu değerlerinden uzaklaştırıp, yaşantılarını kendi yaşantıları çizgisine çekmek için var güçleriyle ve acele etmeden emellerine ulaşmanın gayretindeler. Zira örf, adet ve kültürümüzde asla yeri olmayan bir takım kutlama etkinlikleri, bahse konu dejenere fikirlerinin en bariz ispatı durumundadır. Filhakika bizi biz yapan tüm değerlerimizin neredeyse unutulmaya yüz tuttuğu bir zamanda, kişilerin gözlerine ve yaşam anlayışına hoş gelen anlayışların tam bir tiyatro sahnesi gibi sahneye konulması, aile yapımızı bozmak ve elimizden almak için tv kanallarının da katkısıyla sinsice dimağlara yerleştirilmeye çalışılması, dini ve milli günlerimizi unutturup kendilerine mahsus günlerin kullanılması ve bunların özendirici hale getirilmesi ne yazık ki her geçen gün artıyor. Bu nedenle, bizi biz yapan tüm örf, adet, gelenek ve kültürümüze sahip çıkma seferberliğinin başlatılmasına, bize ait olmayan zararlı akımlardan korunmamıza şiddetle ihtiyaç vardır.”