Gündem
Meclis isterse hilafeti ihya edebilir
Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, İslam dünyasının bir araya gelmesini sağlayacak olan tek şeyin hilafet olduğunu belirterek, “Hilafetin ihya edilmesi TBMM’nin yetkisindedir. Şayet ki çoğunluk herhangi birini halife seçtik kararını verirse bunda hiçbir sıkıntı olmaz. Meclis 15 dakika sürecek bir kararla bunu bitirebilir” ifadelerini kullandı.
İnkılaplara karşı çıkanların yüzlercesi idam edildi
Cumhuriyet tarihindeki dindar insanlar, Türkiye’de nasıl bir mücadele yürüttüler?
- Cumhuriyet kurulduğunda Müslümanlar yorgundu. Hem kaybedilmiş büyük bir devletin elem ve ızdırabını yaşıyorlardı hem de savaştan yeni çıkmış bir milletlerdi. Ve başlarına gelen felaketi anlayamamışlardı. Cumhuriyetin kurulması, Osmanlı’nın yıkılması, yerine tamamen dışarının emirleriyle hareket eden bir yönetimin geçmesiyle ve İngiltere’nin yönlendirmeleriyle Müslümanlar büyük sıkıntılar yaşadılar. Hiç beklemedikleri bir anda Evkaf ve Şer’iyye Vekaleti’nin kaldırılması, Diyanet’in kurulması ve bunun yanında İslam’ın hayattan uzaklaştırılmasının ardından birkaç sene sonra da harf inkılabının meydana gelmesi, ezanın Türkçeleştirilmesiyle adeta şok oldular, sindirildiler. Çünkü harf, şapka ve Türkçe ezan inkılaplarına karşı çıkanların yüzlercesi ya idam edildi ya hapishanelerde çürütüldü. Böyle bir ortamda dindar insanlar sindirilmişti.
İslam dünyasının o dönemki alimleri herhangi bir teşebbüste bulunmadı mı?
- 1926-1928 yılları arasında İslam dünyasının âlimleri üç ayrı şehirde bir araya geldiler. Kahire, Mekke ve Haydarabad şehirlerinde toplandılar. Ama bu üç toplantıda da bir netice alamadılar. Halifeyi yeniden görevine getirme ve kim olacağına karar verme konularında anlaşamadılar. Bu yüzden en son herkesin kendi ülkesine gidip, Hz. Muhammed’in, Mekke’de ilk yıllarda çalıştığı gibi, mücadele etmesine karar verdiler.
Türkiye’de İslami faaliyetler nasıl başladı?
- Türkiye’de ise bunu yapacak kimse kalmamıştı. Ama yine de bir tarafını Said Nursi diğer tarafını Süleyman Tunahan tuttu. Onun dışında İslami faaliyet diyebileceğimiz bir şey yoktu. Bunların birisi sadece imani meselelerle ilgilenip çok küçük bir kitleye hitap ediyor, öbür tarafta çok küçük bir kitleye Kur’an okutuyordu. Bu mücadele 1962 anayasasına kadar körtopal gitti. Bu arada da İnönü döneminde ezan Türkçeye döndürüldü, İmam-Hatip okulları açtırıldı. Ama yine de Türkiye’de birkaç tarikat dışında dini faaliyette olan kimse yoktu. Bu tarikatlar da sindirildikleri için kendi içlerinde zaten sinmişlerdi. Güneydoğu’da ki şeyhler veya onların etrafındaki insanlar hiçbir etliye sütlüye karışmadan, sadece zikirlerini çekiyor, Cuma namazlarına gidiyor geriye kalan vakitlerini tekkede veya evlerinde geçiriyorlardı. Herhangi bir İslami faaliyet yoktu. İstanbul ve büyük şehirlerde durum aynıydı. Ama Türkiye’de siyasi-İslami çalışma Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’la birlikte başlayınca, bu tarikatlar gelişti. Bunun yanından imam-hatip neslinden Türkiye’de İslami oluşumları meydana çıkaracak bazı çalışmalar başladı. Bu çalışmalar gençlik teşkilatları, Milli Türk Talebe Birliği, Akıncılar Teşkilatı içerisinde oldu. Hatta kısmen biraz farklı düşünmelerine rağmen Mücadele Birliği de vardı. Bunlar 1970’li yıllarda İslami çalışmalar olarak ortaya çıktı.
İslamcı camia okumalar yapmaya fikir merkezli çalışmalara nasıl başladı?
- 1980 darbesinden sonra Müslümanlar ve özellikle gençler daha farklı çalışmaya başladı. Evlerde çalışma, kitap okuma, küçük gruplar halinde bir araya gelme ve gençlik çalışmaları yapmak gibi. Bu faaliyetler 2000’li yıllara kadar devam etti. Ve bunlar iyi bir kesimin yetişmesine sebep oldu. Bu konuda mücadele verildi. Ardından bu mücadelenin getirdiği sıkıntılar oldu. Ama buna rağmen bahsettiğimiz tarikatlar, siyasi faaliyetler ve hem de bunların dışında ki gençlik faaliyetleri Türkiye’deki Müslümanları iyi bir konuma getirdi diyebiliriz.
Katı Batılılaşma operasyonuna karşı direnen Anadolu halkı hangi zulümleri yaşadı?
- Kur’an okumanın yasaklanmasıyla birlikte büyük zulümler görüldü. Kur’an veya eski alfabeden kalma bir gazete parçası dahi evinde bulundurduğu görülen kimse hapse atılır, dayak yer veya işkence görürdü. Kendi çocuğuna Kur’an öğreten birisinin kafasına Kur’an vura vura kitap parçalandığını biliyorum. Bunun yanında başında ki sarığı çıkarmadığından idam edilenler oldu. Şapka giymek istemeyenler, sakal bırakanlar idam edildi. Ayrıca ezanın Türkçe’ye çevrildiğinde birisi kinaye ederek, “ben bunu dinlediğimde oynayasım geliyor” dediği için içeri alındı. Bir kısmı gerçekten işkencelerle öldürüldü. Bunların sembolü İskilipli Atıf hocadır. Şapkanın sembolü.
Dayak atılan, başörtüsü çekilen Kadın hocalar vardı
Dindar kadınlar da zulme uğruyor değil mi?
Benim annem anlatırdı. Kendisi 1909 doğumludur. Cumhuriyetin ilk zamanlarında kızlara Kur’an öğretilmesi için bahane olarak örgü yapmayı öğreniyorlarmış gibi gösterilirdi. Jandarma geldiğine cüzleri entarilerinin altına alıp saklarlar, iğnelerini ellerine alırlarmış. Mardin’de kadın hocalardan karakola götürülüp, dayak atılan, başörtüsü başından çekilen kadınlar vardı. Benim dedem ve babaannem 1954 yılında hacca gitmek istiyorlar. Ama bababannemin pasaport alması için başını açıp fotoğraf çekmesi gerekiyormuş. Ama kabul etmemiş, tabii ki. Ondan sonra Suriye’ye akrabalarını ziyaret için izin alıyorlar. Orada ki akrabalarının pasaportlarıyla hacca gidiyorlar.
CHP’ye memurların zorla üye yapıldığı doğru mu?
Siviller bile sakal bırakamıyordu. Evet. Memurlar namazlarını kılamadığı gibi zorla CHP’ye üye yapılıyordu. Anadolu’da bu konularda mühim sıkıntılar yaşandı. Bu bilgiler birçok yerde var. Hatıra kitaplarında var. 70-80 yaşlarında olanlar babalarından duyduklarını nakledebiliyorlar.
Bir dönem Müslüman aileler çocuklarını okutmakta kararsız kalıyor. Bunun sebepleri nedir?
- Babam her zaman dedemin onu okutmamasından dolayı serzenişte bulunurdu. İkisinin de okuma yazması yoktu. Ben lisede İmam-Hatip’te okurken dedeme neden oğulların okutmadığını sordum. Dedem de “Eğer babanı ve amcalarını okutsaydım onlar gibi olacaklardı.” Kimdi onlar? Bizim çevremizde de görürdük onları. Başında fötr şapka, Hitler bıyığı, namaz ve oruç yok. Sadece şifahi olarak Müslüman olduğunu söylemekten başka dini hiçbir ibare kalmamış, içki ve her türlü kirli şeyin bulunduğu kişilerdi. Bu kişiler cumhuriyetten sonra sadece ilkokulu okumuşlardı. İlkokulu okudukları için CHP’ye üye olmuşlardı. Üye oldukları için de memur olabilmişlerdi.
Erbakan Hoca bir neslin yetişmesine vesile oldu
Erbakan hocanın siyasette verdiği mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erbakan hoca bence büyük bir beyindi. Ve Türkiye’de bir çığır açtı. Bir neslin yetişmesine vesile oldu. İslami yönden insanların bilinçlenmesini sağladı. Fakat Türkiye’de ki sistem çok güçlü olduğu için özellikle askeri vesayet, Erbakan hocaya fırsat vermedi. Onun milliyetçi cephe hükümetlerindeki koalisyon ortaklıklarında da fırsat verilmedi. 1995 seçimlerinden sonraki partisinde de fırsat verilmedi. Şayet hoca 11 ay değil de 11 yıl iktidarda kalmış olsaydı kesinlikle inanıyorum ki Türkiye bir Japonya seviyesinde olurdu. Benim kanaatim, Erbakan hoca ilk ekibiyle beraber çok samimiydiler.
İslami camiaların tıkandığı nokta nedir? Bu tıkanıklık nasıl aşılır?
- Birlikte çalışma ahlakını yeniden elde etmeleri gereklidir. Bunu yanı sıra birbirlerine merhametli olmaları ve birbirlerini rakip görmemeleri lazımdır. 1980-1990 yıllarına kadar grupların “Ben iyiyim, diğerleri kötü” anlayışı vardı ki bizi tıkayan nokta bu olmuştur. Beraber çalışabildiğimiz tek bir yer vardı: Beyazıt meydanı. Beyazıt meydanında ki eylemlere bütün gruplar geliyordu. Orada da farklıları biz görüyorduk. Rekabet kendisini belli ediyordu. Ama yine de beraber slogan atılıp, gıyabi cenaze namazı kılınabiliyordu. Beyazıt meydanı bizi birleştiren bir alandı. Her zaman özleyeceğimiz anlardandı.
İslam dünyasının birliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Müslümanların başında birisinin olmaması nelere sebep oluyor?
İslam dünyasın birliği şu an zor görünüyor. Çünkü baş yok. İslam dünyasının bir araya gelmesini sağlayacak olan tek şey hilafettir. Halifenin birleşmesi halinde hilafet kurumu oturur. Ve ümmet 20-30 yıl içerisinde o kurumun etrafında birleşir. Bu hangi millet olursa olsun mühim olan hilafetin ihyasıdır. İhya edilmesi de TBMM’nin yetkisindedir. 3 Mart 1924 yılında aldığı kararı gözden geçirir ve yeniden ihya ederse, ki hilafet, meclisin şahsı manevi mündemicindedir. O kararda hilafet ilga edilmedi. Sadece Abdülmecid’in görevine son verildi. Meclise devredildi. Yani şu an da 600 milletvekili içerisinde bulunan herkesle hilafeti temsil ediyor. Şayet ki çoğunluk herhangi birini halife seçtik kararını verirse bunda hiçbir sıkıntı olmaz. Meclis 15 dakika sürecek bir kararla bunu bitirebilir.